Sisi'nin yıktığı evler ve 20 Eylül

19 Eylül 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Mısır'daki dikta yönetimleri hiçbir zaman halkın refahını ve hayat şartlarını iyileştirmeyi kendine dert edinmedi. Onlar birinci önceliği her zaman, saltanatı ellerinde tutmaya verdiler. Bu yüzden yoksulluk sürekli Mısır'ın temel sorunları arasında yer aldı. Tabii yoksulluğun sebep olduğu en önemli problemlerden biri de mesken sorunudur.

Mısır'ın başkenti Kahire'yi ziyaret edenler orada pek çok ailenin sokakta hayatını sürdürdüğüne şahit olmuşlardır. Mezarlık evleri ise Kahire'ye hakim olan hayat şartlarını yansıtan en önemli manzaralardan biridir. Kahire'ye gelip yerleşmiş ama ikamet etmek için bir ev inşa edememiş ya da kiralama imkanı bulamamış yüz binlerce aile mezarlıkları kendilerine mesken edinmiş durumdadır. Bazıları aile kabristanı olarak tahsis edilmiş ve duvarla çevrili belli bir bölümün üzerini naylonla örtüyor ve altında çoluk çocuk birlikte mezarların yanı başında yatıp kalkıyorlar. Bazıları da mezarların arasındaki yollara, boşluklara yataklarını serip yatıp kalkıyorlar. Bu, Kahire'nin onlarca yıldır değişmeyen ve aslında Mısır'a hakim olan zulüm rejiminin topluma yansıyan gerçek yüzünü yansıtan bir manzarasıdır.

Bazı yerlerde de insanlar, en azından başlarını sokabilecekleri evler inşa etmeye ve bu şekilde ikametgah sorunlarını çözmeye çalışıyorlar. Ama bu ikametgâhlarını hakim sistemin kurallarına göre inşa etmek istediklerinde ruhsat ve imar için yüklü paralar isteniyor. Bu yüzden de o ruhsat giderlerinden ve vergilerden kurtulmak için ruhsatsız evler inşa ediyorlar. Özellikle kırsal bölgelerde ve şehirlerin banliyölerinde bu şekilde inşa edilmiş çok sayıda bina var. Halk devriminin gerçekleştiği 2011'den bu yana da bayağı arttığı söyleniyor.

Mısır cuntası lideri Sisi son haftalarda ruhsatsız binaların, Mısır için terörden daha tehlikeli olduğunu iddia ederek bir yıkım faaliyeti başlattı. Başlangıçta imar barışı ve bu binalara düşük maliyetlerle ruhsat verilmesi, insanların da kafalarını sokacakları bir evlerinin olması için yapılan çağrılara kulak asmadı. Cuntanın görevlendirdiği yıkım ekipleri binlerce evi yıkıp buralarda ikamet eden aileleri evsiz, barksız bir şekilde sokaklara attılar. Bir yandan da diktatör Sisi ne pahasına olursa olsun bu ruhsatsız binalara karşı savaşacağı tehditlerinde bulunmaya devam etti.

Sisi'nin evleri yıkarak yoksul aileleri perişan bir şekilde sokaklara atmasına karşı sosyal medyada geniş çaplı bir kampanya başlatıldı. Bu kampanyalarda hâlen İspanya'da yaşamaya devam eden ve geçen yıl diktaya karşı kitlesel gösteriler düzenlenmesinde bayağı etkisi olduğu bilinen iş adamı Muhammed Ali'nin çağrılarının da rolü oldu. O, medyaya yaptığı açıklamalarda cuntanın, insanları ordu şirketlerinin inşa ettiği sitelerden ev almaya zorlamak amacıyla söz konusu ruhsatsız binaları yıktığını ileri sürdü. İnşaat ruhsatı almak için istenen vergileri ve rusumları ödemekten aciz olan yoksul ailelerin orduya ait şirketlerin inşa ettiği sitelerden nasıl ev alabilecekleri de ayrı bir soru işareti. Ama belki bu insanları bankalardan kredi çekmeye zorlayarak bitmeyecek taksitlerle borçlandırmak suretiyle böyle daireler almaya zorlaması ve böylece toplumu bir yandan da hakim sistem önünde iyice diz çökmeye mecbur etmek için iplerini sağlamlaştırma siyasetine başvurması da ihtimal dışında değil.

İş adamı Muhammed Ali aynı zamanda geçen yıl geniş çaplı gösterilerin düzenlendiği ve on bin kişinin tutuklandığı 20 Eylül olaylarının birinci yıl dönümünde, rejimin evleri yıkma faaliyetlerini de protesto amacıyla gösteriler düzenlenmesi çağrıları yaptı. Bu çağrıların sosyal medyada bayağı yankı bulması ve başta Kahire olmak üzere değişik şehirlerde gösteri hazırlıkları yapılması üzerine dikta rejimi ev yıkma işine biraz ara verdi ve imar barışının şartlarını nispeten hafifleştirdi. Ancak yine de 20 Eylül'de gösteriler düzenlenmesi için meydanlara çıkılması çağrıları sürüyor ve bu yüzden cunta rejimi de tedbirlerini artırdı.