İlmi zulme gerekçe yapmak

11 Eylül 2020 Cuma, Yeni Akit

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme konusunda anlaşma yapmayı kabul etmesinden sonra Arap dünyasındaki diğer zulüm rejimlerinin de onu izleyeceği beklentisi ortaya çıktı.

Bu arada bir bilgi hatasına dikkat çekmek istiyorum. Haberlerde BAE'nin işgal rejimiyle anlaşma imzaladığı belirtiliyor. Oysa yapılan bu konuda ittifak sağlanmasıdır. Anlaşma imzalanması işlemi ise 22 Eylül'de ABD'de gerçekleştirilecek. Karşılıklı görüşmelerin amacı da bu anlaşmanın içeriğine dair ayrıntıların belirlenmesi ve çerçevesinin çizilmesidir.

İşgal rejimi yetkililerinden bazıları BAE sonrasında Sudan'ın normalleştirme sürecini başlatması beklentisi içinde olduklarını dile getirdiler. Ancak Sudan, tepkileri ve halkın itirazını gözardı edemedi ve ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nun işgal rejiminin ardından bu ülkeye yaptığı ziyaret esnasında Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk hükümetlerinin İsrail'le ilişkileri normalleştirmeye yetkili olmadığını söyledi.

Normalleştirmede BAE'yi izlemesi beklenen ülkelerden biri de Suudi Arabistan'dı. Ancak Suud Dışişleri Bakanlığı Filistin ile İsrail arasında bir anlaşma sağlanmadan kendilerinin İsrail'le diplomatik ilişkileri başlatma niyetinde olmadıklarını dile getirdi. Ancak bu arada BAE'ye giden heyeti taşıyan İsrail uçağının Suudi Arabistan hava sahasını kullanmasına da izin verdi. Böylece ilk kez bir İsrail uçağı bu ülkenin hava sahasını kullandı. Ayrıca daha sonra yapılan açıklamada İsrail ile BAE arasında yapılacak doğrudan uçak seferlerinde Suudi Arabistan hava sahasının kullanılmasına izin verileceği bildirildi. Bu durum Suud rejiminin aslında işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirmeye karşı olmadığını ancak sosyopolitik şartların buna elverişli olmadığına kanaat ettiğini gösteriyordu. Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasının üzerinden fazla zaman geçmeden "saray uleması" olarak bilinen kesimden bir kişinin işgal rejimiyle ilişkileri savunması da sosyopolitik şartları oluşturmak ve en azından kendi ülkesindeki kitlesel tabanı buna hazırlamak için bir çaba içine girmesine işaret ediyordu.

Mescidi Haram imamlarından Abdurrahman Es-Sudeys (Türkiye'deki haber kaynaklarında genellikle Sudeysi deniyor ancak doğrusu Sudeys'tir), Mescidi Haram minberinden işgalci siyonistlerle ilişkileri savunan hutbe okudu.

Burada öncelikle Sudeys'in bir çarpıtmasına kısaca temas etmek istiyorum. O, işgalcilerle ilişkilerin normalleştirilmesini savunmak için Hz. Peygamber (s.a.s.)'in yahudilerle ilişkilerini delil gösterdi. Genellikle de siyonist işgalle ilişkileri savunanlar bu yönteme başvuruyorlar. Oysa mesele yahudilerle ilişki değil, siyonist işgalle ilişki ve gayrimeşru bir işgali meşrulaştırma meselesidir. İslami açıdan yahudilerle siyasi ve ekonomik ilişki içine girmekte sorun yok. Ancak Filistin topraklarının gayri meşru bir şekilde ve gasp yoluyla işgal edilmesi suretiyle kurulan siyonist işgal rejimiyle, onun işgalini meşrulaştırma anlamındaki ilişki ve normalleştirme yahudilerle ilişkinin aynısı değildir. Burada karşı çıktığımız şey işgalin meşrulaştırılması ve işgalciyle onun işgalini onaylayan, Filistin halkının meşru direnişine karşı işgalcinin zulmüne ortak olan bir ilişki içine girilmesidir.

İlmi zulme gerekçe yapan saray uleması da kendilerine hizmet ettikleri diktatörleri ve zalimleri haklı çıkarabilmek için gerçekleri çarpıtmakta, hakla batılı kasten birbirine karıştırmaktadır. Abdurrahman Es-Sudeys de Suudi Arabistan'daki zulüm rejiminin beyaz dediğine beyaz siyah dediğine siyah demek için gerçekleri çarpıtan saray ulemasının öne çıkanlarındandır. Onun ve benzerlerinin tavırları ile Suud rejiminin zulmüne itiraz eden ilim adamlarının çektiği sıkıntılar hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere Vuslat dergisinin Ağustos 2018 sayısında yayınlanan "Suud Zulmü Karşısında İlim Ehlinin İki Farklı Duruşu" başlıklı yazımızı okumalarını öneriyoruz. Bu yazımızı kişisel web sitemiz www.vahdet.info.tr'de bulmanız mümkündür.