Suud'un yargı hilesi

10 Eylül 2020 Perşembe, Yeni Akit

Suudi Arabistan Başsavcılığı, 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul Başkonsolosluğu'nda korkunç bir cinayetle öldürülen gazeteci yazar Cemal Kaşıkcı'yla ilgili açmış olduğu göstermelik davada verilen ilk kararı 23 Aralık 2019'da açıklamıştı. Bu kararda beş kişi hakkında idam, üç kişiye de toplam 24 yıl hapis cezası verildiğini açıklamıştı.

O tarihte başsavcılık sözcüsü Şa'lan Eş-Şa'lan'ın düzenlediği basın toplantısında veliaht prens Muhammed bin Selman'ın eski başdanışmanı Suud El-Kahtani, Suudi Arabistan'ın eski İstanbul Başkonsolosu ve katillerin ev sahibi Muhammed El-Uteybi ve İstihbarat Genel Müdürü'nün eski yardımcısı Tümgeneral Ahmed Asiri'nin suçlu görülmediğini dolayısıyla beraat etmelerine ve serbest bırakılmalarına karar verildiğini açıklamıştı. Böylece Suud yargısı davayla ilgili ilk alıştırma açıklamasında cinayetin asıl ve birinci derecede sorumlularını tezkiye etmişti. Cezalandırdığı kişilerin de kimler olduğu açıklanmamıştı.

İşin gerçeğinde o birinci kararda kimseye ceza verilmemiş, sadece Suud yargısı olayın üstünü örtmediğini göstermek amacıyla böyle bir dava açmış ve göstermelik olarak söz konusu kararı vermişti.

Ben şahsen bu kararın açıklanmasından sonra yazmış olduğum yazıda şu ifadelere yer vermiştim: "Ben burada şunu kesin bir dille ifade ediyor ve iddialı konuşuyorum ki bu davada Suud mahkemesi tarafından kimseye en ufak bir ceza verilmemiştir. Beş kişiye idam üç kişiye de toplamda 24 yıl hapis cezası verildiği iddiası tamamen yalan ve dünya kamuoyunu kandırma amaçlıdır. Eğer birisi bu iddianın doğruluğuna inanıyorsa kesinlikle Suudi Arabistan'ı tanımıyor demektir."

7 Eylül tarihinde kamuoyuna duyurulan nihai karara göre Suudi Arabistan'ın Riyad'daki Ceza Mahkemesi idam cezalarını kaldırmış, sekiz kişiyi suçlu bulduğunu duyurmuş, 5 kişi hakkında 20'şer, bir kişi hakkında 10, iki kişi hakkında da 7'şer yıl hapis cezası vermişti. Böylece idam cezalarını infaz ettiğini ispat gibi bir şeye de ihtiyacı olmayacaktır ki bunu yapsaydı da kılıfına uydurması mümkündü.

Yapılan açıklamada maktulun yakınlarının kendi şahsi dava haklarından feragat etmesiyle şahsi, söz konusu hükümle birlikte de kamu dava dosyasının kapanmış olduğu belirtildi.

Her şeyden önce bu cinayet bir kamu davasıdır ve yakınlarının şahsi dava haklarından feragat etmesiyle mesele kapanmaz. İnsanlık suçu işlenmiştir ve canilerin her şeyden önce işledikleri vahşetten dolayı yargılanmaları ve hak ettikleri cezaya çarptırılmaları gerekir. Ayrıca maktulun yakınları acaba kendi özgür iradeleriyle mi dava haklarından feragat ettiler yoksa kendilerine yapılan baskı ya da birtakım vaatler sebebiyle mi?

Bunun yanı sıra Suud Başsavcılığı verilen nihai kararda cezalandırılan kişilerin kimlikleri hakkında da herhangi bir bilgi vermedi. Dolayısıyla işin gerçeğinde hapis cezaları tamamen göstermeliktir. Gerçekte Suud yargısı hiç kimseyi cezalandırmamıştır. Sadece sanal alemde birtakım suçlular üretmiş, onları şeklen hapis cezalarına çarptırmıştır ki onlar da herhangi bir hapis cezası çekmeyeceklerdir. Çünkü cezalandırılanlar gerçek kişiler değil sanal varlıklardır.

Her şeyden önce şunu kesin olarak bilmek gerekir ki Suudi Arabistan, siyasi iktidarıyla ve diplomatik mekanizmasıyla bu olayda suçludur. Ayrıca bu ülkede bağımsız bir yargı olmadığı gibi bu ülke bir hukuk devleti de değildir. Dolasıyla yargının, tamamen siyasi iktidarın iradesine bağımlı ve mecbur olduğu bir sistemin hakim olduğu ortamda suçu bilfiil işleyen siyasi iktidarı yargılaması ve mahkum etmesi demek suçlunun kendi kendini yargılaması ve mahkum etmesi demektir ki bu da hukukun mantığına aykırıdır.

Bu sebeple Cemal Kaşıkçı cinayetinde sadece Suud yargısının verdiği karar yeterli görülür, uluslararası çapta bir dava açılmaz ve Suudi Arabistan yönetimi bizatihi yargılanıp mahkum edilmezse bu cinayetin failleri cezalandırılmamış, mahkum edilmemiş olacaklardır. Suud yargısının yaptığı yargılama sadece bir sahtekârlık, hilebazlık ve yargı oyunudur.