Kin ve nefret yine taştı

5 Eylül 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Kendinizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Onlar aranızda fesat çıkarmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı verecek şeylerden hoşlanırlar. Kinleri ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinin gizlediğiyse daha büyüktür. Eğer akıl ediyorsanız size ayetleri açıkladık." (Ali İmran, 3/118)

İslam düşmanlarının ortak özellikleri, kalplerinin İslam'a ve İslam'ın kutsal değerlerine karşı kin ve nefret duygularıyla dolu olmasıdır. Bu kin ve nefret duyguları bazen ağızlarından taşmakta ve İslam'ın kutsal değerlerine çirkin şekilde hakaret etmektedirler. Yahut güya sanat olarak nitelendirdikleri çirkefliği, kin ve nefret duygularını dışa yansıtmak için kullanmaktadırlar. Veya kin ve nefretlerinin içlerine sığamayacak kadar aşırı miktarda olduğunu göstermek için elleriyle ve ayaklarıyla dışarı aksettirmekte, İslam'ın kutsal kitabını yakmakta, yırtmakta, iğrenç bir şekilde tekmelemektedirler.

Aslında bu onların kendi seviyesizliklerini, aşağılıklarını ve rezilliklerini ortaya koyar. Elbette onların bu çirkin saldırılarıyla ve hakaretleriyle İslam'ın kutsal değerlerinin ve saygın kişilerinin, önderlerinin, peygamberinin itibarı düşmeyecektir. Tarihte hakkı insanlara tebliğ eden peygamberlerle ve onların tebliğ ettiği gerçeklerle birçok kez alay edilmiştir. Buna Kur'an-ı Kerim'de muhtelif ayetlerle dikkat çekilir.

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde, "aşırı sağcı" olarak tanımlanan ancak en bariz özelliği Müslüman düşmanlığı olan Danimarkalı politikacı Rasmus Paludan'ın Kur'an-ı Kerim'i yakmak için bir eylem düzenlemek amacıyla İsveç'e girmesine izin verilmemesi üzerine İsveç'te ona destek veren bir grup İslam düşmanı Malmö kentinde caddenin ortasında Kur'an-ı Kerim'i yaktı ve tekmeledi. Tabii bu, ülkede yaşayan Müslümanların tepkilerine ve eylem düzenlemelerine neden oldu. Polisin göstericileri dağıtmak istemesi üzerine de olaylar çıktı ve bazı kişiler gözaltına alındı.

Çok geçmeden Norveç'in başkenti Oslo'da yine bir grup İslam düşmanı Kur'an-ı Kerim'i yırtarak İslam'a karşı kin ve nefret duygularını ortaya koymaya çalıştı.

Avrupa'nın kuzeyinde bu olaylar yaşanırken, Fransa'da daha önce de İslam'a ve peygamberine hakaret içerikli karikatür yayınlamış ve bu yüzden gerginliklere ve olaylara neden olmuş Charlie Hebdo dergisi yine Hz. Muhammed'e hakaret anlamı taşıyan çirkin bir karikatür yayınladı.

Fransa cumhurbaşkanı da böyle iğrenç bir karikatürün yayınlanmasını düşünce özgürlüğü olarak niteledi. Aslında böyle bir alçaklığın, hakaretin düşünce özgürlüğü olarak nitelenmesi bütün insani değerlerden yoksunluğa delalet eder. Hakaret düşünce özgürlüğü değildir. Çünkü hakarette tecavüz vardır. Örneğin yolda yürüme özgürlüğün olabilir ama yürürken birinin suratına pençe atmak vahşettir, çirkeflik ve tecavüzdür. Adalet ve hukuk da bunun için vardır. Özgürlük ve meşru haklar ile haksızlıklar arasındaki sınırı belirleyip özgürlüklerin kullanılmasına imkan sağlarken, haksızlıkların önüne geçmek için. Aksi takdirde kanuna, hukuka, adalete ne gerek var! İnsanlar da ormanlardaki canavarların yaşadığı gibi yaşasın.

Üstelik Fransa İslam'a saldırıldığı zaman bunu özgürlük olarak nitelendirirken, işine gelmeyen yerlerde zulmün eleştirilmesine bile tahammül edemedi. Örneğin Charlie Hebdo dergisinin daha önce İslam'a hakaret içerikli karikatürünü de düşünce özgürlüğü olarak nitelendirmiş ama Zeon ûnvanıyla tanınan yahudi asıllı bir Fransız çizeri, siyonist işgal rejiminin katliamlarını eleştiren ve bu katliam gerçeğini gayet açık bir şekilde gözler önüne seren çok anlamlı bir karikatüründen dolayı hakkında "antisemitizm" ithamıyla açılan davadan dolayı gözaltına almıştı. Oysa karikatürde kesinlikle bir antisemitizm yoktu, işgal rejiminin katliamları eleştiriliyordu. Zaten karikatürü çizen de bir yahudiydi, dolayısıyla antisemitist olması düşünülemezdi. Fransa'nın kabul edemediği, işgalci siyonist rejimin eleştirilmesiydi. Fransa'daki yönetim işte böyle iki yüzlü, çifte standartçı ve sahtekardır.