İki şeytanın anlaşması

15 Ağustos 2020 Cumartesi, Yeni Akit

İsrail işgal rejiminin son günlerde Gazze'ye yönelik saldırıları gündelik hale geldi. Hemen her gece İsrail savaş uçakları Gazze'de belli noktaları hedef alarak saldırılarda bulunuyorlar. Buna Gazze'den çevredeki yahudi yerleşim merkezlerine yakıcı balonlar gönderilmesini gerekçe gösteriyorlar. İşgal rejiminin 2006'dan beri yani 14 yıldır devam eden ablukasının hiç yumuşamamasından dolayı zorluk çeken Gazzeli gençler de çevredeki yahudi yerleşim merkezlerine yakıcı balonlar gönderiyorlar.

İşgal rejimi Filistinli gençlerin eylemlerini bahane ederek Gazze'ye ticari ürünlerin sokulmasında kullanılan tek kapı durumundaki Kerem Ebu Salim kapısından inşaat malzemelerinin, akaryakıtın ve benzeri bazı zorunlu ihtiyaç maddelerinin geçmesini engelleme kararı aldı. Deniz tarafından da Gazzeli balıkçıların avlanma mesafesini düşürdü.

İşgal güçleri Gazze'yi sıkıştırmak ve ablukanın daha da sıkıcı hale gelmesini sağlamak için bütün bu uygulamalara başvururken, saldırıları devam ettirirken Arap dünyasının mafya çetesi gibi çalışan bir devleti niteliğindeki Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) işgal yönetimiyle ilişkileri normalleştirmek için karşılıklı işbirliğini başlatmak üzere bir anlaşma yaptı.

Anlaşmayı dünyaya ilk duyuran da bunun talimatını vermiş olan ABD Başkanı Donald Trump oldu. Trump, "iki büyük dostumuz" diye nitelediği BAE ile İsrail'in anlaşmasını büyük bir atak olarak nitelendirdi ve bunu daha başka Arap ülkelerinin de işgalci siyonist devletle ilişkileri normalleştirme için yapacakları anlaşmaların takip edeceğini ileri sürdü.

Tabii böyle bir anlaşma Filistin tarafını ciddi şekilde kızdırdı. Filistin Özerk Yönetimi bu anlaşmanın Kudüs'e, Mescidi Aksa'ya ve Filistin davasına ihanet olduğunu dile getirdi. Aynı zamanda BAE'nin başkenti Abu Dabi'deki (doğrusu Ebu Zaby) büyükelçisini geri çağırdı. Filistin Özerk Yönetimi, BAE'nin bu anlaşma ile Arap ve İslam zirvelerinde alınan kararları hiçe saydığını, Filistinlilerin hakları ve kutsalları konusunda aşırılık yaptığını dile getirdi.

Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) da BAE'nin işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme anlaşmasının Filistin halkını ve direnişini sırtından bıçaklamak anlamına geldiğine dikkat çekti. Hamas, BAE'nin bu anlaşmayla Arap ve İslam dünyasındaki ortak tavrın dışına çıktığını belirterek bu anlaşmanın Arap toplumlarının ve tüm Müslüman halkların iradesine bir saldırı olduğunu belirtti.

İslami Cihad Hareketi de BAE'nin İsrail işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme açıklaması yapmasının BAE siyaset ve stratejisinde ahlaki açıdan bir düşüşe delalet ettiğini ve bu tutumuyla onun Arap dünyasındaki genel ittifakı tanımadığını ortaya koyduğunu dile getirdi.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), BAE'nin işgal rejimiyle ilişkileri her açıdan normalleştirme kararı almasının Filistin halkına ve onun ulusal davasına saplanmış yeni bir hançer olduğuna dikkat çekti. FHKC, bu anlaşmanın Arap ulusuna karşı bir komplo olduğunu, böyle bir anlaşmanın işgal rejiminin düşmanca tutumunun daha da artmasına, yahudi yerleşimciliğinin ve yahudileştirmenin genişlemesine neden olacağını vurguladı.

Bütün bunlar elbette doğru. Ancak bir devletten ziyade bir mafya çetesi niteliği taşıyan BAE'nin Filistin davasına, Arap toplumlarına, İslam coğrafyasına, Müslüman halklara ihaneti işgalci siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmek için ikili işbirliğini başlatma anlaşması yapmasıyla başlamadı. Bu küçük şeytan zaten uzun süreden beri Müslüman toplumlara ve özgürlük mücadelesi veren halklara karşı küresel emperyalizmin jandarmalığını, ihanet savaşlarının finansörlüğünü ve organizatörlüğünü yapıyordu. Filistin davasına ise uzun süreden beri ihanet etmektedir. Özellikle Dubai, Filistin davası aleyhine yürütülen medya savaşının bir merkezi haline getirilmişti. İşin gerçeğinde BAE, İsrail işgal rejiminin Arap dünyasındaki değnekçisi niteliği taşımaktadır ve uzun süreden beri zaten onun kirli oyunları için çalışmaktadır.