Suriye'de seçim komedisi

23 Temmuz 2020 Perşembe, Yeni Akit

Suriye'de Beşşar Esed'in hüküm sürdüğü Baas diktatörlüğü 19 Temmuz Pazar günü güya parlamento seçimleri yaptı. Bu seçim belki on yıla yakın bir süre Baas katliamlarıyla ve yıkımlarıyla perişan olmuş, bugün de henüz güven ve istikrara kavuşamamış, buna ek olarak ABD'nin uyguladığı Sezar yaptırımları sebebiyle Suriye ekonomisinin daha da kötüleşmesinden dolayı günlük ekmek ihtiyacını karşılamaktan bile aciz duruma düşmüş Suriye halkını biraz eğlendirmek amacıyla oynanan bir komedi oyunu olsa gerek.

Sonucu baştan belli ve tamamen dikta rejiminin kendini meşrulaştırması amacıyla gerçekleştirilen seçimlerin Suriye halkının tercihini ve iradesini yansıtması zaten mümkün değildir. Seçimler hakkında yorum yapanların çoğu da bunun gerçekte Suriye halkının iradesini ve tercihini sorma değil onunla alay etme, zulüm rejimini onaylaması için onu sandık başına gitmeye zorlama anlamına geldiğini dile getirdiler.

Her şeyden önce Baas rejiminin ve onun saltanatının sürmesi için Suriye'ye doğrudan müdahale eden işgal güçlerinin vahşi saldırıları ülke halkının üçte bire yakın bir kısmını, 23 milyon nüfustan yedi milyona yakın kısmını tamamen ülkeyi terk etmeye zorladı. Ülke içinde yaşayanlardan da en az sekiz milyon kişi kendi bölgesinden başka bölgeye iltica etmek zorunda kaldı. Bir milyondan fazla insan da katledildi. Kendi bölgelerinde kalabilenlerin oranları ülke nüfusunun üçte birlik bir kısmını oluşturuyor ki onlardan da savaşın çarpmadığı, en azından bir yakınlarını katletmediği kimse yok. Bu şartlarda Suriye halkını zulüm rejiminin saltanatı altında yapılacak seçimler değil bu zulmün son bulması, halkın özgürlüğüne kavuşması, yurtlarından çıkarılmış, evlerini terk etmek zorunda bırakılmış olanların yeniden yurtlarına ve evlerine dönebilmeleri için güvenli ortamın sağlanması ilgilendiriyor. Bu şartlarda Baas diktatörlüğünün dediğimiz gibi Suriye halkına kendini zorla onaylatmak amacıyla yaptırdığı seçimlerin bu halka kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

Bununla birlikte biz yine de seçimlerin açıklanan sonuçlarına bir göz atalım ve seçimin ne anlama geldiğini görmeye çalışalım.

Resmi açıklamalara göre seçimlere katılım oranı %33 civarında oldu. Bu ne kadar doğrudur bilmiyoruz ama doğru olsa bile Baas diktasının tüm zorlamalarına rağmen yine de seçime ilginin düşük olduğunu gösterir. Çünkü Baas diktası hakimiyetinin güçlü olduğu bölgelerde kendisini halka onaylatmak amacıyla insanları sandığa gidip oy vermeye zorladı.

Başını Baas Partisi'nin çektiği Ulusal İlerici Cephe listesi 250 sandalyeli parlamentoda 177 sandalye kazandı. Şu işe bakın ki Suriye halkı kendine kan kusturan zalimlere o kadar oy veriyor ki bunlar parlamentoda yine sandalyelerin yüzde yetmişini alabiliyorlar. Bunun inandırıcı olması mümkün müdür? Ama zaten seçim değil dayatma. İnsanların kimi seçtikleri önemli değil. Sonucu katiller kendileri belirliyor. Bu sefer en azından biraz daha itidalli olmaya çalışmışlar. En azından kendilerine desteğin azaldığı imajı vermişler. Çünkü bundan önceki seçimlerde yani 2016 seçimlerinde başını Baas Partisi'nin çektiği Ulusal İlerici Cephe 250 sandalyeden 200'ünü almıştı. Üstelik o seçimlerde katılım oranı da güya %57'yi geçmişti. Ama bu sefer hem oy kullanma oranında hem de Baas liderliğindeki cephenin sandalye sayısında düşme var. Belki senaryo bunu gerektiriyordu.

Seçim sandıkları tabii ki sadece Baas diktatörlüğünün ve işbirlikçilerinin hüküm sürdüğü bölgelerde kurulabildi. Onların kontrolünde olmayan bölgelerde sandıklar kurulmadığı gibi kimse de oy kullanmadı. Zaten Suriye muhalefeti de seçimlerin tamamen saçma ve komedi olduğunu, diktatör Esed'in siyasi çözümden kaçmak amacıyla seçim oyununu oynadığını dile getirdi.

Baas diktatörlüğü bir yıl sonra yani 2021 yılının yazında da cumhurbaşkanlığı seçimlerini yenilemeyi planlıyor. Eğer gidişat aynen devam ediyor olursa o seçimlerin de katil Esed'in kendini yeniden seçtirmek amacıyla oynatacağı bir komediden başka bir şey olmayacağı kesindir.