Tunus'ta hükümet krizi

18 Temmuz 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Tunus'ta 6 Ekim 2019 tarihinde genel seçim yapıldı. Seçimden İslam dünyasının yakından tanıdığı siyaset ve fikir adamı Raşid El-Gannuşi'nin liderliğindeki Nahda Hareketi birinci çıktı. Bu parti 217 üyeli parlamentoda 52 sandalye kazandı. Ancak elde ettiği sandalye sayısı tek başına hükümet kurması için yeterli değildi. Hükümet kurabilmesi için en az 109 üyenin desteğini alması gerekiyordu ve bunun için de bir koalisyon oluşturmaya ihtiyacı vardı.

Nahda Hareketi önce kendisi bir koalisyona öncülük etme girişiminde bulundu. Bu partiden Habib El-Cemli bir bakanlar kurulu listesi oluşturdu. Ancak bu liste parlamentodan güvenoyu alamadı.

Bunun üzerine cumhurbaşkanı Kays Said, normalde parlamentoda grubu bulunmayan Demokratik Çalışma ve Özgürlükler Forumu Partisi'nden İlyas El-Fahfah'a hükümeti kurma görevini verdi. Bu şahıs Nahda'nın da içinde bulunduğu ve ideolojik çizgileri aslında birbirine çok yakın olmayan muhtelif siyasi partileri ve bağımsızları bir araya getirerek bir koalisyon hükümeti kurdu. Bu hükümet oldukça hassas dengeler üzerine kurulmuş ve çok kırılgan bir yapıya sahipti. Çünkü ortaklarının siyasi çizgileri arasında belirgin farklılıklar vardı. Bununla birlikte yapılan ittifak gereği 26 Şubat 2020'de parlamentodan güvenoyu aldı.

Diğer yandan zaten ekonomisi pek iyi olmayan ve henüz belini doğrultamamış durumdaki Tunus'un koronavirüs yüzünden, ekonomiyi bayağı zorlayan tedbirlere başvurması ve küresel yapının da salgın sebebiyle oluşturulan aşırı paniğin etkisiyle başvurduğu uygulamalarla salgını ekonomik alanda tam bir felakete dönüştürmesi doğal olarak Tunus'u da büyük çapta etkiledi. Çünkü bu salgının küresel çapta çok kötü yönetilmesinin sebep olduğu felaketin büyük darbe vurduğu sektörlerin başında gelen turizm sektörü Tunus'un en önemli gelir kaynaklarından birini oluşturuyordu. Dolayısıyla hassas dengeler üzerine ve fikri çizgileri barışmayanları siyaset meydanında ortak yapmak suretiyle kurulan Fahfah hükümeti ülkenin ekonomisini düzlüğe çıkarma konusunda gayet başarısız oldu.

Bu arada Fahfah'ın ortak olduğu bazı şirketlerin devletten aldığı ihalelelerde usûlsuzlükler yapıldığına dair söylentilere bir de hükümet ortaklarından Halk Hareketi'nin Nahda'yı siyasette zayıflatmak amacıyla onun aleyhine yürütülen kampanyalara destek vermesi eklenince ipler kopma noktasına geldi. Bu sırada Başbakan Fahfah da hükümette değişiklik gerekçesiyle Nahda mensubu bakanları görevden alabileceğinin sinyallerini verdi. Bunun üzerine Nahda Hareketi'nin Şura Meclisi Fahfah hükümetinden desteğin çekilmesi kararı aldı.

Hükümetin en büyük ortağı durumundaki Nahda'nın desteğini çekmesi durumunda Fahfah hükümetinin devam etmesi imkânsızdı. Başbakanlık koltuğuna oturmasının üzerinden daha beş ay bile geçmeden bu koltuğu bırakmak zorunda kalacağını anlayan Fahfah bunun üzerine, adeta gitmeden önce Nahda'dan intikam almak istediğini ibraz edercesine bu harekete mensup bakanları görevden aldıktan hemen sonra 15 Temmuz Çarşamba akşamı cumhurbaşkanına istifasını sundu. Ertesi gün de cumhurbaşkanı onun istifasını kabul ettiğini açıkladı.

Şimdi cumhurbaşkanının yeni bir koalisyon hükümeti oluşturulması için görevlendirme yapması gerekiyor. Ancak görevlendirilecek kişinin güvenoyu almaya yetecek kadar sayıda milletvekilini uzlaştırıp bir ittifak oluşturması çok zor görünüyor. Belki laik ve kavmiyetçi çizgideki siyasi partiler ve bağımsız milletvekilleri aralarındaki siyasi ihtilafları şimdilik rafa kaldırarak bir koalisyon oluşturmanın formülünü bulmak için birbirlerine yanaşabilirler. Ama bu şekilde kurulacak hükümet de hassas dengeler üzerine kurulmuş ve kırılgan yapıya sahip olacaktır. Eğer bir koalisyon oluşturulması konusunda ittifak sağlanamazsa cumhurbaşkanı anayasa gereği parlamentoyu lağvederek erken genel seçime gitmek zorunda kalacaktır. Ama bunun hemen kısa sürede gerçekleşmesi gerekmiyor. Görevlendirme yapılması ve hükümet pazarlıkları için bir süre fırsat verilmesi gerekiyor tabii ki.