Koronavirüs ve İslam dünyasında yoksulluk sorunu

9 Mayıs 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Koronavirüsün ortaya çıkmasından sonra bunun kaynağıyla ve arkasında duran niyetlerle, amaçlarla ilgili muhtelif teoriler üretildi. Henüz bunların hiçbirini ispat etmeye yetecek delil yok. Ancak gözden kaçmayan bir gerçek var ki o da salgının ortaya çıkmasıyla birlikte medyanın ve kamuoyunu yönlendirme gücüne sahip mekanizmanın tüm dünyada çok geniş çaplı bir sansasyon oluşturması, her tarafta büyük bir panik havasına ve dünya ülkelerinin tümünün korkunç bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını ima eden telaşa neden olmalarıydı.

Bu konuda yürütülen çalışmalar sebebiyle hem korkunç bir bilgi kirliliği ortaya çıktı, hem de ülkelerin çoğu virüse karşı savaş iddiasıyla adeta hayatı felç eden, ekonominin büyük zararlar görmesine, birçok sektörün tamamen işlemez hale gelmesine sebep olan ciddi adımlar attı.

İşte bu yönde atılan adımlar İslam dünyasında hem toplumsal hem ekonomik hayatın büyük ölçüde etkilenmesine, hayatın adeta durmasına neden oldu. Bu konuda söylediklerimiz insanları tehdit eden ve bütün dünyayı sarsan salgına karşı mücadeleyi gereksiz ve anlamsız bulduğumuz şeklinde anlaşılmamalı. Ama sözünü ettiğimiz sansasyonun olayın gereğinden fazla abartılmasına ve bazı konularda tamamen gereksiz sınırlandırmalara, yasaklara, hastalığın bizzat kendisinden daha büyük zararlara yol açan adımlar atılmasına sebep olduğunu söyleme hakkımızın da olduğunu düşünüyoruz.

İşgaller, iç savaşlar, insanların kitleler halinde yurtlarını terk ederek mülteci kamplarına yerleşmek zorunda kalmaları, ekonomik geri kalmışlık ve benzeri sebeplerden dolayı zaten önemli sıkıntılar yaşayan ve bu yüzden pek çok insanın yardıma muhtaç olduğu İslam dünyasında koronavirüse karşı savaş sebebiyle alınan tedbirlerin birtakım ekonomik sektörleri tamamen devredışı bırakması yardıma el açan yeni ihtiyaçlılar kitlesi ortaya çıkardı. Dolayısıyla yardım potansiyelinin önemli bir kısmının bu yeni ihtiyaçlılar kitlesine kaydırılması zorunluluğu ortaya çıktı. Bu da doğal olarak diğer sebeplerden dolayı yardıma ihtiyaç duyanlara ayrılan payın azalmasına neden oldu. Bununla birlikte olağanüstü durum sebebiyle yardımların miktarlarının diğer zamanlara göre biraz artmasının oluşan açığı kısmen kapattığını da söylemek mümkündür. Ama bu yine de sürekli yardıma ihtiyaç duyan kitlelerin sıkıntılarının artmasını engelleyemedi. Bu yüzden özellikle mülteci kamplarındaki ekonomik sıkıntılar bu dönemde hayli arttı.

Ortaya çıkan ekonomik sorunlar sebebiyle İslam dünyasındaki yoksulluk sorununun daha da büyüdüğü, bu yüzden Ramazan ayının getirdiği yardımlaşma ve dayanışmaya rağmen ihtiyaçların giderilmesi için toplanan yardımların ve sağlanan desteklerin ihtiyacı karşılamaktan çok uzak olduğu bir gerçektir.

Koronavirüsle savaş gerekçesiyle ekonomik sektörlerin daha uzun süre devredışı bırakılmasının koronavirüsten çok daha büyük problemlerin ve sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olacağı gerçeğini artık tüm dünyanın gördüğü ve ona göre bir dengeleme yapma zorunluluğu duyduğu gözlemleniyor. Ama maalesef bu gerçeğin görülmesine kadar geçen süre içinde ekonomik alanda önemli kayıplar yaşandı ve yoksulluk ve işsizlik sorunlarında büyük bir artış gerçekleşti. O yüzden dengeleme faaliyetlerini zamanın akışına bırakmak değil şartların zorunlu kıldığı ölçüde hızlandırmak gerekmektedir.

Yoksulluk ve işsizlik sorunu İslam dünyasının en önemli sorunları arasındadır ve bu sorunlar aynı zamanda İslam ülkelerinin siyasi yönden küresel emperyalizmin güdümünde olmasının da en önemli sebebidir. Bu sorunun çözüme kavuşturulması için verilmesi gereken savaşın en az koronavirüsle savaş kadar önemli olduğunun dikkatlerden uzak tutulmaması gerekmektedir.