Afganistan Konusunda ABD - Taliban Anlaşması

Nisan 2020, Ribat

ABD, 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen saldırıları bahane ederek Afganistan'a karşı askeri operasyon gerçekleştirdi ve bu ülkenin önemli bir kısmını işgal etti. ABD, Afganistan'ı işgal harekatını 7 Ekim 2001 tarihinde başlattı. Böyle bir harekat gerçekleştirmede kullandığı gerekçe ise 11 Eylül saldırılarını üstlenen El-Kaide örgütünün merkez üssünün Afganistan'da bulunması ve bu ülkenin önemli bir kısmında hakimiyeti elinde bulunduran Taliban örgütünün El-Kaide ile işbirliği içinde olmasıydı.

O zamanki ABD Başkanı George W. Bush Afganistan'a yönelik olarak başlatılan askeri harekatı yeni bir haçlı seferi olarak nitelendirmişti. Daha sonra onun bu sözlerinin bir sürçi lisan olduğu iddia edildi. Ancak gerçekte o içinden geldiği gibi konuşmuş ve belki zihninde olan düşünceyi sonucunu hesaplamadan kelimelere dökmüştü. Bush başlattığı savaşı da "Ebedi Adalet Operasyonu" olarak isimlendirmişti.

ABD, Afganistan'ı işgal harekatını teröre karşı savaş olarak tanımladı. Gerçekte bölgedeki siyasi gücünü ve inisiyatifini artırmak için böyle bir savaş başlatmış ve terörü de saldırgan tutumunu meşrulaştırmaya dayanak yapmıştı.

ABD, işgal süreci içinde Afganistan'daki siyasi inisiyatifini güçlendirmek için Kabil'de, kendisinin yönlendirdiği bir siyasi yapılanma oluşturdu.

Ülkedeki Taliban hareketi işgalin ilk döneminde hızlı bir şekilde sarsıntı geçirdi ve kontrol altında tuttuğu bölgelerin çoğundan çekildi. Ancak daha sonra yeniden toparlanarak Amerikan işgaline karşı özellikle 2006'dan itibaren etkili olan savaş başlattı ve bu savaşını sonra sürekli devam ettirdi. Bu savaş ABD için de hem maddi açıdan hem de askeri açıdan önemli kayıplara neden oldu. Daha sonra savaşın durdurulması ve Afganistan'daki işgal güçlerinin çekilmesi için muhtelif dolaylı görüşmeler yapıldı. Ancak bu görüşmelerden bir sonuç çıkmadı ve herhangi bir anlaşma sağlanamadı.

13 Ekim 2018 tarihinde ABD ile Taliban arasında ilk doğrudan görüşme gerçekleştirildi. Bu görüşmelerde Taliban, Afganistan'daki ABD güçlerinin tamamen çekilmesini istiyordu. Bu görüşmeler genellikle Katar'ın başkenti Doha'da aralıklarla ve bazı kesinti dönemleriyle sürdürüldü. Ağustos 2019'un sonuna doğru görüşmelerde bayağı bir ilerleme kaydedilmiş ve anlaşmaya çok yaklaşılmıştı. Fakat bu sıralarda Taliban'ın bir Amerikan askerinin de ölümüne neden olan saldırılar gerçekleştirmesi üzerine ABD Başkanı Trump 7 Eylül 2019 tarihinde görüşmeleri dondurdu. Ancak görüşmeler üç ay aradan sonra 7 Aralık 2019 tarihinde yine Katar'ın başkenti Doha'da yeniden başlatıldı.

Bu görüşmelerin ardından 29 Şubat 2020'de Doha'da bir anlaşma yapılarak 18 yıldan fazla süren savaşa resmen son verildi.

Anlaşmaya ABD adına Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, Taliban adına ise hareketin Siyasi Ofis Başkanı Abdulgani Berader imza attı.

Anlaşmanın imzalanması için uluslararası çapta bir tören düzenlendi ve törene 18 farklı ülkeden üst düzey yetkililer iştirak etti. ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo da törene iştirak edenler arasındaydı. Türkiye'den de Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu törene iştirak edenler arasında yer aldı. Ayrıca dört ayrı uluslararası teşkilatın temsilcileri törende yer aldı.

Kabil hükümeti anlaşmada temsil edilmedi. Ancak Taliban'la köprüleri inşa etmek için bu hareketin 2013'te Doha'da açtığı ofisle bağlantı kurmak üzere altı kişilik bir heyet gönderdi.

Anlaşmanın en önemli kısmını ABD'nin Afganistan'daki işgal güçlerini kademeli bir şekilde çekmeyi kabul etmesiyle ilgili maddeler oluşturuyordu. Anlaşmanın birinci maddesinde ABD'nin Afganistan'daki asker sayısını ilk 135 günde 8600'e düşüreceği vurgulandı. Aynı şekilde müttefiklerinin ve koalisyon güçlerinin sayısının da orantılı bir şekilde azaltılacağı belirtildi. Bu azaltma sürecinde ABD'nin ve müttefiklerinin Afganistan'daki beş askeri üste bulunan güçlerini tamamen boşaltacağı ifade edildi. Anlaşmanın düzenli bir şekilde uygulamaya geçirilmesi durumunda bu 135 günü izleyen dokuz buçuk aylık süre içinde de Afganistan'daki kalan tüm askeri güçlerin çekilmesi karara bağlandı. Buna göre anlaşma gereği ABD'nin ve müttefik güçlerinin 14 aylık süre içinde Afganistan'daki tüm askeri güçlerini çekmiş olmaları gerekiyor. Böylece bu süre içinde Afganistan'da dış güçler için oluşturulmuş olan askeri üslerin tamamı boşaltılmış olacak.

Anlaşmada ayrıca ABD'nin tüm ilgili tarafların koordinasyonu ve onayıyla, güven artırıcı tedbir olarak savaş mahkumlarının ve siyasi mahkumların hızla serbest bırakılması için tüm ilgili taraflarla çalışmaya başlaması kararlaştırıldı. Buna göre Taliban tarafına mensup 5000, diğer tarafa ait de 1000 siyasi mahkumun ve savaş esirinin 10 Mart 2020 tarihine kadar serbest bırakılacağı ifade edildi. İzleyen üç aylık süre içinde de kalan esirlerin ve siyasi mahkumların tamamının serbest bırakılacağı dile getirildi. Ancak daha sonra Kabil hükümeti anlaşmanın kendileriyle yapılmamasını gerekçe göstererek bu maddenin kendileri için bağlayıcı olmadığını belirtti. Kabil hükümetinin bu konudaki talebi yerine getirmemesi sebebiyle belirtilen tarihe kadar esirlerin serbest bırakılması konusunda ilerleme sağlanamadı. Taliban da ABD'nin esirlerin serbest bırakılması konusundaki taahhüdünü yerine getiremediğini ifade eden açıklamalar yaptı.

ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad savaş esirlerinin serbest bırakılmasının Taliban ile Kabil hükümeti arasında yakınlaşmaya vesile olacağını dile getirdi. Ancak bir yandan Taliban'ın Kabil hükümetine bağlı askeri hedeflere zaman zaman saldırılar düzenlemesinden ve kendisini de muhatap almamasından rahatsız olan Kabil hükümeti esirler konusunda ABD'nin verdiği taahhüdün gereğini yerine getirmediği için esirlerin serbest bırakılması konusunda ilerleme kaydedilemedi.

Anlaşmanın önemli bir maddesi de ABD'nin Taliban'a yaptığı yaptırımları kaldırmasıyla ilgiliydi. Afganlar arasında yani Taliban ile Kabil hükümeti arasında müzakerelerin başlaması durumunda ABD'nin 27 Ağustos 2020 tarihinde yaptırımları kaldıracağı belirtildi. Bununla bağlantılı bir maddede de Afganistan'ın iç siyasi görüşmelerinin başlatılması için BM Güvenlik Konseyi'nin 29 Mayıs 2020 tarihine kadar gerekli çabayı göstereceği belirtildi.

Buna göre anlaşmanın bu konuyla ilgili maddelerinin uygulanması biraz da Taliban ile Kabil hükümeti arasındaki gerginliğe artık tamamen son verilerek köprülerin inşa edilmesine, siyasi iktidarın paylaşılması konusunda pazarlıkların başlatılmasına ve bu konuda birtakım ilerlemeler kaydedilmesine bağlı olacak.

Anlaşmada ABD'nin ve müttefiklerinin, Afganistan'ın toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan ya da iç işlerine müdahale etmekten çekinecekleri belirtildi.

Buna karşılık Taliban da El-Kaide dahil olmak üzere herhangi bir örgüt, grup veya bireyin ABD'nin ya da müttefiklerinin güvenliğini tehdit etmek için Afganistan topraklarını kullanmasına izin vermeyeceğine dair taahhütlerde bulundu. Buna göre göre Taliban'ın ABD'nin ve müttefiklerinin güvenliğini tehdit eden grup ya da bireylerin Afganistan'da yeri olmadığına dair mesaj vereceği, kendi üyelerine de bu gibi grup ve bireylerle işbirliği yapmamaları için talimat vereceği vurgulandı.

Aynı şekilde Afganistan'dan sığınma hakkı isteyen veya burada ikamet etmek isteyen kişilerin de ABD'nin ve müttefiklerinin güvenliklerini tehdit edecek bir faaliyet içine girmelerine fırsat vermeyeceğini taahhüt etmesi kararlaştırıldı. Bu şekilde ABD ve müttefikleri için güvenlik tehdidi oluşturanlara vize, pasaport, seyahat izni ve diğer yasal belgeleri de vermeyeceği belirtildi.

Yeni dönemde ABD ile Afganistan arasındaki olumlu ilişkilerin geliştirilmesi ve kurulacak yeni Afgan hükümetinin buna zemin hazırlaması da anlaşmada talep edilen hususlar arasında yer aldı. Anlaşmada ayrıca Afganlar arası diyaloğun ve uzlaşmanın sağlanması durumunda kurulacak yeni Afgan hükümetiyle ABD arasında ekonomik işbirliğinin geliştirileceği belirtildi.

Anlaşmanın uluslararası bir geçerliliğinin olması ve uygulanmasının takibi için ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nden anlaşmanın onaylanmasını isteyeceği belirtildi.

Anlaşmanın imzalanmasından sonra ülkedeki ABD güçleriyle Taliban arasında çatışmalar durdu. Ancak Kabil hükümetiyle Taliban arasında yumuşama sürecinin başlatılmasının yukarıda da belirttiğimiz üzere hemen gerçekleşmediği görüldü. Bu anlaşmanın Afganistan'a istikrar getirmesi büyük ölçüde de içerdeki taraflar arasında yakınlaşma ve siyasi iktidarın paylaşılması konusunda bir ittifak sağlanmasına bağlıdır. Bu da içerdeki tarafların aralarında köprüleri inşa etmesi ve yeni siyasi yapılanmayla ilgili pazarlıkları başlatması ile mümkün olacaktır. Bunun gerçekleşmesi açısından da savaş esirlerinin ve siyasi mahkumların serbest bırakılmasıyla ilgili şartların yerine getirilmesi büyük önem arz etmektedir. Ayrıca yakınlaşmanın başlaması ve gerginliğin sona ermesi için saldırıların da tamamen durdurulmasına ve siyasi görüşmelerin başlatılmasına ihtiyaç var.

Afganistan'da, ABD ile Taliban arasındaki görüşmelerin kesintiye uğradığı ara dönemde 28 Eylül 2019 tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmıştı. Normalde bu seçimlerin daha önce yapılması gerekiyordu ancak ABD ile Taliban arasındaki görüşmeler sebebiyle ertelenmişti. Görüşmelerin kesintiye uğraması üzerine de belirttiğimiz tarihte gerçekleştirildi. Açıklanan ilk sonuçlarda Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin seçimleri yeniden kazandığı duyuruldu. Ancak rakipleri buna itiraz ederek seçimlerde usülsüzlük olduğunu ileri sürdüler. Bunun üzerine resmi sonuçların açıklanması ertelendi ve oylar bazı bölgelerde yeniden sayıldı, tutanaklar gözden geçirildi. Ancak Şubat 2020'nin ortalarında yani ABD ile Taliban arasındaki anlaşmadan kısa bir süre önce seçim sonuçları resmen açıklanarak Eşref Gani'nin kazandığı duyuruldu. İkinci sırada gelen Abdullah Abdullah ise bu sonucu kabul etmeyerek paralel bir hükümet oluşturma yoluna gitti. O yüzden Kabil'de de bir çift başlılık ortaya çıktı. Bu şartlar karşısında Afganistan'ın kendi içinde bir ittifak ve uzlaşmayı nasıl gerçekleştirebileceği konusunda zihinlerde soru işaretleri var.