Faraziyeler hüküm değildir

27 Mart 2020 Cuma, Yeni Akit

Bütün dünyanın başı korona virüsle dertte. Öyle ki artık insanların zihinlerini meşgul eden başka bir konu yok gibi. İnsanlar bir yere gittiklerinde yanlarındakinden şüphelenme zorunluluğu duyuyorlar. "Acaba bu kişi korona virüs taşıyıcısı olabilir mi?" diye. Çünkü bu virüs ortalıkta dolaşmıyor. Karşındakinin bir yerine yerleşip de "bakın ben buradayım" demiyor. Kendini göstermeden bir yerlere tutunuyor ve oradan da nefes alma sistemiyle gelip senin ciğerlerine yerleşiyor.

Şu an belki virüs kapmış olanların sayısı genel nüfusa oranla çok az. Ama katlanarak yayılması göz korkutuyor. Bu yüzden dünyadaki bazı siyasi liderler çok karamsar tablo çizdiler. Almanya Başbakanı Merkel ülke nüfusunun yüzde altmıştan fazlasına virüsün bulaşabileceğini söyledi. İngiltere Başbakanı Boris Jhonson birçoklarının sevdiklerini erken kaybedeceklerini hatırlattı. İsrail işgal rejiminin başbakanı Netanyahu, bir milyon İsrail vatandaşının virüs kapabileceğini ve on binden fazla kişinin de ölebileceğini söyledi. Bunlar belki aşırı kötümser tahminler. Ama hastalığın yayılmasının önüne geçilememesi durumunda da ihtimal dışında değil.

Bir yandan insanlar akşamları "bugün nerede kaç kişi öldü ve hasta sayısı ne kadar arttı?" diye haberleri takip ederken bir taraftan da hastalığın ortaya çıkması, yayılması ve oluşan şartlardan dolayı geliştirilen politikalar hakkında muhtelif teoriler yani faraziyeler gündeme getirilerek tartışmaya açılıyor.

Bazılarına göre bu olay bir biyolojik saldırı. Yani kasıtlı bir şekilde çıkarılmıştır ve insanlık yine kendi içinden çıkmış birilerinin vahşi duygularının, insanlık dışı politikalarının kötü sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Bazılarına göre virüs çalışması yapılan bir laboratuvardan kaza yoluyla çıkmış ve yayılmış olabilir.

Tabii bu arada bazı bilim insanları insanlığın başına büyük dert açan virüsün laboratuvar virüsü olmadığını, doğal mutasyonla gelişmiş yeni tip bir virüs olduğunu söyledi. Ama bu konuda söylenenler "biyolojik saldırı" kuramını öne sürenler açısından tatmin edici olmadı. Bu kuram için dayanak teşkil etmesi açısından bazı hadiseler üzerinde soru işaretleri oluşturulmaya çalışıldı. İran'ın dini lideri Hamaney hazırlanan virüsün İranlıların genetiğine daha uygun bir şekilde planlandığını bile söyledi. Oysa virüs önce Çin'de yayıldı ve bayağı bir hasara neden oldu. Resmi kayıtlara göre İtalyanlara verdiği zarar ise İranlılara verdiği zararın en az üç katı. Eğer belli bir ulusun genetiğine daha uygun virüs hazırlanması mümkün oluyor idiyse bu virüste de birinci derecede İtalyanların hedef alınmış olması gerekiyordu.

Dediğimiz gibi şu an bunların hepsi faraziyedir ve hiçbirinin henüz müşahhas, elle tutulur bir dayanağı yoktur. Bugün korona virüsün dünyayı sarstığı kadar sarsıcı nitelikte ve bu kadar geniş alana yayılan türden olmadı ama tarihte, bu virüsün öldürdüğünden çok daha fazla insanın ölümüne yol açan salgın hastalıklar oldu. O zaman ülkelerin laboratuvarda virüs geliştirme, biyolojik saldırı planlama gibi bir imkanları da yoktu.

Kuramların ve varsayımların kesinleşmiş birer hüküm gibi verilmesi ve "bakın biz suçluyu bulduk" edasıyla hareket edilmesi meseleye izah getirmeye yetmez. Bazı hadiselerle ilginç bağlantılar kurularak şüphe uyandırılmaya çalışılması, korona virüs olayının üzerine gitmekte geç kalan, başlangıcında meseleyi gündeme getiren doktorları bile susturarak kendi totaliter politikasıyla büyük bir tehlikenin önüne geçme sorumluluğunu ihmal eden Çin'in kusurunun üstünü kapatmaz.

Musibet bütün dünyayı sarsmıştır ve sadece sağlık açısından değil ekonomiler açısından da tüm dünya ülkelerinin olumsuz etkilendiği bir felaketle karşı karşıyayız. Birileri bu işten kârlı çıkacak veya bu iş birilerinin şu planlarına yarayacak demeye mesnet teşkil edecek bir durum henüz görünmüyor.