10. yılında Suriye'de özgürlük mücadelesi

19 Mart 2020 Perşembe, Yeni Akit

15 Mart 2020 tarihinde Suriye'de zulüm rejimine karşı yürütülen özgürlük mücadelesi dokuz yılını tamamlayarak onuncu yılına girdi.

Suriye'de de özgürlük mücadelesi dikta rejimlerinin hüküm sürdüğü diğer bazı Arap ülkelerinde olduğu gibi bir halk hareketi şeklinde başladı. Suriye'de meydana gelen olaylar da aynen Tunus'ta olduğu gibi tamamen kendiliğinden gelişen toplumsal bir patlamaydı. Bazılarının iddia ettikleri gibi birilerinin yönlendirdiği planlı bir komplo değildi. Tunus halkının başındaki zulüm ve dikta rejiminden bıktığı kadar Suriye halkı da bıkmıştı. Çünkü bu halk daha fazla eziliyor ve zulüm görüyordu. Tunus'ta, Mısır'da ve Libya'da halk hareketlerinin zulüm rejimlerine karşı zafer kazanması Suriye halkını da cesaretlendirdi ve onlar da başlarındaki dikta rejimlerinden kurtulmak için meydanlara çıktılar.

Ancak Suriye'deki direniş burada stratejik hesapları olan İran ve Rusya başta olmak üzere muhtelif dış güçlerin işine gelmedi. Çünkü onlar Suriye'deki rejimi kendilerinin bölgeyle ilgili hesaplarının bekçisi olarak görüyor ve onun düşürülmesinin hesaplarının alt üst olmasına, planlarının bozulmasına, stratejilerinin ciddi şekilde zarar görmesine neden olacağını düşünüyorlardı.

Diğer yandan Arap dünyasında henüz halk hareketlerinin patlak vermediği ülkelerdeki dikta rejimleri kopan selin kendi üzerlerine doğru geldiğini görüyor ve bunun bir yerde durdurulması gerektiğini düşünüyorlardı. O yüzden Suriye'deki halk hareketinin önlenmesi planları onların da işlerine geldi. Dolayısıyla görünüşte Suriye'deki rejimin uygulamalarını eleştiren açıklamalar yapmalarına rağmen arka planda bu ülkedeki halk hareketinin elinin güçlendirilmesini sağlayacak yardımlar yapılmasını engellediler.

Bu arada ABD ve Batı'daki diğer emperyalist güçler de halk devrimlerinin başarılı olduğu Arap ülkelerinde siyasi mekanizmanın şekillendirilmesine müdahale konusunda ilk etapta başarılı olamadıklarından halk ayaklanmalarının durdurulması ve kopan selin özelikle Arap Yarımadası'ndaki taraftar dikta rejimlerinin üzerine doğru ilerlemesinin engellenmesi gerektiğini düşündüler.

Sonuç itirabiyle küresel ve bölgesel emperyalizmin farklı kanatları Suriye'de ortak bir hesapta birleşti ve buradaki halk direnişinin önüne geçilmesi için aynı hesaba hizmet eden politikalar geliştirdiler. O yüzden Suriye'deki direniş ve özgürlük mücadelesi sadece hakim rejimi değil onunla hesapları birleşen çok farklı bölgesel ve küresel güçleri karşısında buldu.

Söz konusu güçler direnişe içerden darbe vurmak için daha önce Irak'ta devreye soktukları tekfirci, ihanetçi yapılanmayı Suriye'de daha etkin bir şekilde devreye sokarak IŞİD veya DAİŞ diye bilinen örgütün kısa sürede geniş bir alan üzerinde etkili olmasını sağladılar. Bu örgüt başlangıçta Suriye'deki rejimi karşısına almış gibi görünmesine rağmen gerçekte rejimi zorlayan direnişi arkadan vurdu ve onun Suriye'deki özgürlük mücadelesine verdiği zarar gerek rejim güçlerinin, gerekse olaylara müdahale eden dış güçlerin verdiği zarardan daha büyük oldu. Bu örgütün kısa sürede hakimiyet alanını genişletmesi aynı zamanda dış güçlerin olaylara doğrudan askeri müdahalede bulunmalarının da gerekçesi olarak kullanıldı.

Ne yazık ki bu örgüt üzerinden oynanan oyun sonucu yapılan müdahaleler özgürlük mücadelesinin ilerleyişini durdurdu. Arap dünyasındaki dikta rejimlerine karşı başlatılan özgürlük mücadelelerinin Suriye'de önünün kesilmesi daha önce halk devrimlerinin gerçekleştirildiği ülkeleri de olumsuz yönde etkiledi ve ayakta durmaya devam eden dikta rejimleri buralarda elde edilen kazanımları geri almak için fitne hareketleri başlattı, darbeler gerçekleştirilmesini sağladılar.

Bütün bunlara rağmen 10. yılında Suriye'de özgürlük mücadelesi son bulmuş değildir.