Sudan başbakanına suikast girişimi

14 Mart 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Sudan'da Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile Ömer El-Beşir'e karşı darbe gerçekleştirerek yönetimi ele geçirmiş olan cuntacılar arasında yapılan anlaşma sonucu başlatılan geçiş süreci için kurulan hükümetin başına geçirilen Abdullah Hamduk'a karşı geçtiğimiz Pazartesi günü yani 9 Mart 2020 tarihinde bir suikast teşebbüsünde bulunuldu. Tabii bütün dünyanın koronavirüsü salgınıyla meşgul olduğu ve zihinlerin bu salgına odaklandığı bir dönemde bu olay pek dikkat çekmedi. Türkiye'de de medya organlarında haber olarak verilmekle birlikte olayın arka planıyla ilgili pek dikkat çeken bir yorum yapılmadı.

Teşebbüs, Sudan'ın başkenti Hartum'un şehir merkezinin kuzey kesimiyle bağlantısını sağlayan Kuber Köprüsü'nün girişinde, Hamduk'un konvoyunun geçtiği sırada bir bombalı aracın patlatılması suretiyle gerçekleştirildi. Hamduk olaydan yara almadan kurtuldu. Bazı araçlar zarar görmekle birlikte herhangi bir can kaybı olmadı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor ve ABD istihbaratının elemanları da soruşturmayı yürütenlerin arasında yer alıyor.

Böyle bir suikast girişiminin Sudan'da şu aşamada kimin işine yarayacağı ve kimin Hamduk'u devredışı bırakmak için böyle bir yönteme başvurabileceği konusunda kesin bir şey söylemek zor. Olayın herhangi bir örgütle bağlantısı kurulamıyor. O yüzden ağırlıklı olarak iki ihtimal üzerinde duruluyor.

Bunların birincisi eski rejimin kalıntılarının böyle bir teşebbüste bulunmuş olabilecekleri. Sudan'da yeni kurulan siyasi yapıya destek veren ve bu yapıyı yönlendirmeye çalışan kesim bu kanaatte. Özellikle Suudi Arabistan'ın güdümündeki medya organlarında yorum yapanların bunun güçlü bir ihtimal olduğu yönünde görüşler beyan etmeleri dikkat çekici. Bu görüşü savunanlara göre Sudan'da her ne kadar devrim eski yönetimi devirdiyse de bu yönetimin bütün kalıntılarını ortadan kaldırabilmiş değil. Hamduk'a yönelik suikast teşebbüsü de yeni hükümete ve devrimi destekleyen kesimlere bir mesaj niteliği taşıyor. Eski rejimin kalıntıları devrimi diri diri gömmek için ülkede bir kaos ve çöküş ortamı oluşturmayı hedefliyorlar. Bundan dolayı da eski rejimin kalıntılarının tamamen tasfiye edilmesi ve etkilerinin ortadan kaldırılması görüşünü savunuyorlar.

Ancak bu iddia şimdilik sadece bir varsayımdan ve görüşten ibaret. Henüz teşebbüsün eski rejim kalıntılarıyla bağlantısının kurulmasına yarayacak bir delil ortaya çıkarılmış değil.

Diğer taraftan bir kesim de bu olayın, eski dönemin bütün izlerini ortadan kaldırmak için bir gerekçe oluşturulması amacıyla yeni yönetimin kendi komplosu olduğu görüşünü savunuyor. Olayın sadece maddi hasarlara neden olmasının aslında eylemle herhangi bir kişinin tasfiye edilmesinin amaçlanmadığını ortaya koyduğuna dikkat çekiyor ve; "Eğer ki eski rejimin kalıntıları Hamduk'u tasfiye etmeyi amaçlasalardı bunu başarmaları çok da zor olmazdı" diyorlar.

Şimdilik bu iddia da tamamen varsayımdan ibaret ve henüz doğruluğunu ispat etmeye yetecek müşahhas bir delile dayanmıyor. Ama olayların gidişatı ve eylem sonrasında oluşturulan hava, eski rejimin kalıntılarını tasfiye etmek, onlara daha fazla yüklenilmesini sağlamak için sadece Sudan'dakilerin değil, bu ülkede gerçekleştirilen darbeyi destekleyen Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi bölgesel güçlerin, fitne merkezlerinin de bir kampanya yürütmeleri bu konudaki şüpheleri artırıyor.

Bize göre ise ortada bir üçüncü ihtimal daha var. O da Sudan'da darbe sonrası oluşturulan yönetimin siyasetine şekil vermeye çalışan Suudi Arabistan ve BAE gibi fitne merkezlerinin ülkedeki gidişatı etkilemek için böyle bir eylemi planlamış ve yönlendirmiş olması. Şimdilik bu ihtimali ispat etmek için de elimizde müşahhas bir delil yok. Ancak söz konusu fitne merkezlerinin olay sonrasında medya kanalıyla yürüttükleri kampanya ve yeni yönetimi yönlendirmek amacıyla sundukları öneriler, kamuoyunu yönlendirmek için yaptıkları yorumlar, bu ihtimalin diğer iki ihtimalden çok daha güçlü olduğunu ortaya koymaktadır.