ABD - Taliban Anlaşması

6 Mart 2020 Cuma, Yeni Akit

ABD ile Afganistan'daki Taliban hareketi arasında, bir dönem kesintiye uğramasından sonra yeniden başlatılan görüşmeler sonucunda 29 Şubat 2020 tarihinde Katar'ın başkenti Doha'da bir anlaşma imzalandı. Anlaşmanın imzalanması için uluslararası çapta bir tören düzenlendi ve törene 18 farklı ülkeden üst düzey yetkililer iştirak etti. ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo da törene iştirak edenler arasındaydı. Türkiye'den de Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu törene iştirak edenler arasında yer aldı. Ayrıca dört ayrı uluslararası teşkilatın temsilcileri törende yer aldı.

Kabil hükümeti anlaşmada temsil edilmedi. Ancak Taliban'la köprüleri inşa etmek için bu hareketin 2013'te Doha'da açtığı ofisle bağlantı kurmak üzere altı kişilik bir heyet gönderdi.

Anlaşmanın en önemli maddesini Afganistan'daki Amerikan işgal güçlerinin tamamen çekilmesi için bir takvim belirlenmesi oluşturmaktadır. Buna göre Taliban'ın anlaşmanın şartlarına uyması durumunda ABD, Afganistan'daki beş askeri üste bulunan askerlerinin sayısını ilk 135 günde 8600'e indirecek. Anlaşmanın düzenli bir şekilde uygulamaya geçirilmesi durumunda imzalandığı tarihten sonraki 14 aylık süre içinde de tamamen çekecek ve böylece Afganistan'da artık Amerikan askeri kalmayacak.

Anlaşma aynı zamanda Amerikan askerlerinin çekilmesi sürecinde Taliban ile Kabil hükümeti arasında da doğrudan görüşmelerin başlatılmasını şart koşuyor. Taliban, Kabil'deki hükümeti meşru saymadığı için onunla muhatap olmuyor, masaya oturmuyordu. Ancak bu anlaşmanın imzalanmasından sonra ülke içindeki siyasi yapının belirlenmesi ve iktidarın oluşturulması konusunda Kabil'deki yönetimi karşısına alacak.

Anlaşma Taliban ile Kabil'deki hükümetten karşılıklı olarak esirlerin ve tutukluların serbest bırakılmasını da istiyor. Buna göre Taliban'ın hükümet güçlerinden 1000 kişiyi serbest bırakmasına karşılık Kabil hükümetinin de 5000 Taliban mensubunu serbest bırakması isteniyor. Ancak Kabil hükümeti bunun kendileri için bağlayıcı olmadığına dair bir açıklamada bulundu. Çünkü anlaşmada Kabil hükümeti doğrudan taraf olmadı ve şimdilik Taliban'la herhangi bir muahedesi yok. Bununla birlikte esirlerin ve tutukluların serbest bırakılmasının karşılıklı olmasının teşvik edici bir yanı olacağını ve tarafların bu konudaki talepleri yerine getirmeyi tercih edeceklerini sanıyoruz. Bu konudaki kesin tavır 10 Mart'ta biraz daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

ABD, 27 Ağustos'ta Taliban'a uyguladığı bütün yaptırımları kaldırma sözü verdi; ancak buna karşılık ondan da ABD'nin terör listesine aldığı bütün örgütlerle irtibatını kesmesini ve Afganistan topraklarını başkalarına saldırmak için kullanmamasını şart koştu.

Taliban, anlaşmayı kendi açısından bir zafer olarak değerlendirdi ve bu anlaşmanın Afganistan'a güven ve istikrar getireceğini dile getirdi.

Katar Dış İşleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Âli Sani anlaşmanın imzalanması töreninde yaptığı konuşmada bu anlaşmanın Afganistan'a barış ve istikrarı hakim kılmanın bir başlangıcı olacağını dile getirerek uluslararası toplumu bu barışın bozulması girişimlerine karşı durmaya çağırdı.

Anlaşmanın uygulanması aşamasında bazı zorluklar yaşandığını söylemek mümkündür. Çünkü Taliban anlaşmadan sonra ABD üslerine ve askerlerine yönelik saldırılarına son verdiyse de bu anlaşmanın kendisiyle Kabil hükümeti arasında bir ateşkes mahiyeti taşımadığı varsayımından hareketle Kabil hükümetine bağlı güçlere yönelik saldırılara devam etti. ABD Savunma Bakanı Mark Esper de bu konuyla ilgili açıklamasında Taliban'ın ABD'ye verdiği taahhütlere uyduğuna ancak Kabil hükümetine yönelik olarak şiddeti devam ettirdiğine dikkat çekti.

10 Mart'ta Kabil hükümetiyle doğrudan görüşmelerin başlatılması ihtimali bulunuyor. O zaman belki bu hükümete bağlı güçlere yönelik şiddete son verilmesi yönünde de bir ilerleme kaydedilebilir.