Esed rejimine güç veren Rusya'dır

29 Şubat 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Bugün Suriye'de Baas rejimi aslında askeri yönden büyük ölçüde bitmiş durumdadır. Onun hesabına karada savaşanlar İran'ın dünyanın değişik ülkelerinden toplayıp Suriye'ye sürdüğü Şii milisler, havada saldırıları düzenleyenler de Rusya'nın gönderdiği uçaklardır. Yani savaşı gerçekte İran ve Rusya sürdürmektedir. Ancak bu savaş Suriye'deki katil ve zalim Baas rejiminin ayakta kalması için sürdürüldüğünden doğal olarak onun adına yürütülüyor ve yerine göre Rusya kendisi olayın dışında görünmek amacıyla Türkiye askerlerine yönelik saldırıların kendisinin bilgisi dışında ve rejim güçleri tarafından gerçekleştirildiğini iddia edebiliyor. Oysa Suriye'deki Baas rejiminin her şeyden önce Rusya ve İran'ın desteği olmadan bu saldırıları gerçekleştirmeye cesaret etmesi zaten söz konusu olmaz. Kaldı ki saldırıları gerçekleştiren de gerçekte onun hakimiyetinin sürmesi için destek vermeye devam eden işgalci Rusya'nın bizzat kendisidir.

Türkiye'nin buradaki fonksiyonu hem kendisiyle hem de insani değerlerle alakalıdır. Türkiye eğer bugün dört milyon Suriyeli mülteciyi barındırmak zorunda kalmışsa bu savaş kendisini de doğrudan ilgilendirmektedir ve Türkiye'ye göçün durdurulması, meselenin Suriye sınırları içinde çözüme kavuşturulması, Suriyeli insanları göçe zorlayan insanlık dışı saldırıların, vahşi katliamların durması için müdahale etme hakkı vardır. Türkiye olaylara Suriye içinde müdahale etmekle bu hakkını kullanmaktadır.

İnsani açıdan ise ne yazık ki bugün uluslararası kamuoyu görevini yerine getirmemekte, Suriye'deki korkunç zulmün son bulması için devreye girmekten kaçınmaktadır. Bugün Suriye'de hakimiyetini sürdürebilmek için ülkesinin nüfusunun yüzde onundan fazlasını yani her on kişiden en az birini katletmiş ve yarıdan fazlasını da evini yurdunu terk etmeye zorlamış bir zulüm rejimi var. İnsanlığın bu zulme son vermek için harekete geçmesi ve mazlum halkın yanında yer alması gerekiyordu. Ama ne yazık ki insanlık bu konudaki görevini yerine getirmedi. Katil Baas rejimi ve onun arkasında duran işgal güçleri katliamlarını, insanlıkdışı saldırılarını hiçbir ölçü ve sınır tanımadan sürdürüyor. İşte bu zulüm karşısında Türkiye insanî görevini yerine getirmek amacıyla Suriye halkına yönelik zulmün durması için sırf gözlemci olarak devreye girmek istedi. İnsanlığın bu konuda Türkiye'ye destek olması ve zulmün son bulması için Baas rejimine ve ona destek veren işgal güçlerine baskı yapması gerekirdi.

Fakat ne yazık ki genelde uluslararası toplum, özel anlamda NATO başta olmak üzere Türkiye'nin dahil olduğu ittifaklar hiçbir müdahalede bulunmadılar. NATO 27 Şubat Perşembe akşamı gerçekleştirilen vahşi saldırıdan sonra olağanüstü toplandı ve Türkiye'nin yanında olduğunu açıkladı. Ama yapılan açıklamalar katil Baas rejimini ve destekçilerini katliamlara son vermeye zorlayacak etkin bir tavır sergilendiğini göstermiyor. NATO Afganistan'da ABD'nin siyasi hesapları için askeri müdahalede bulunmaktan çekinmezken Suriye'deki katil Baas rejiminin Türkiye'nin gözlemci askerlerini hedef alan vahşi saldırısı karşısında aktif olarak devreye girmekten çekiniyor.

Suriye'deki rejimin ve işgalcilerin saldırılarının, Türkiye sınırlarına doğru ilerlemelerin ve sınırları zorlayanların sayılarının artmasına sebep olacağı açıktır. Bu durum karşısında Türkiye'nin mültecilerin Avrupa'ya doğru ilerlemelerine müsaade etmekten başka yapabileceği bir şey yoktur. Suriye'de vahşi zulümden dolayı tam anlamıyla bir insanlık krizi yaşanmaktadır. Bu kiriz karşısında bütün insanlığın devreye girmesi ve üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekir.

Yaşanan insanlık krizi karşısında bütün yükü Türkiye'nin kaldırması gerekmez. Bu yüke Avrupa'nın ve genel anlamda bütün insanlığın ortak olması gerekir. Dolayısıyla Türkiye'nin söz konusu mülteci akını karşısında Avrupa sınırlarını açması ve gelen mültecilerin Avrupa'ya doğru ilerlemelerine imkan tanıması gayet normaldir. Avrupa'nın da bundan doğacak sorunu ortadan kaldırması Suriye'deki katilleri engellemek için devreye girmesiyle belki mümkün olabilir.