Zulmeden başta kendine zulmeder

28 Şubat 2020 Cuma, Yeni Akit

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Ne dersin, onları yıllarca (dünyalıklardan) yararlandırsak, sonra kendilerine vaadedilen başlarına gelse, yararlandırıldıkları onlara ne sağlayabilir?" (Şuara, 26/205-207)

Evet, Allah bu dünya hayatının sonunu ölümle noktalıyor. Dünyada ne kadar uzun süre de yaşasan sonuçta tükeniyor ve bütün hayatın boyunca istifade ettiğin şeylerin hepsi adeta bir rüya oluveriyor. Ama gerçek hayat bitmeyecek olan hayattır. O hayatı kaybedenler dünya hayatında yararlandırıldıkları şeyleri belki yeniden hatırlayacaklar. Ama bunları hatırlamaları onları zevklendirmeyecek bilakis daha büyük bir azaba sokacak. "Ben dünyada nelere sahiptim, şimdi ne hallere düştüm?" diye üzülecek.

Yüce Allah, Firavun hakkında Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Kıyamet günü kavmine (destekçilerine) öncülük ederek onları ateşe götürür. Vardıkları yer ne kadar da fena bir yerdir! Onlar burada da, kıyamet gününde de lanete uğratıldılar. (Onlara) verilen bu bağış ne kötü bir bağıştır!" (Hud, 11/98-99)

Yani dünya hayatında Firavun'un peşini takip etmiş, onun izinden gitmiş olanlara Firavun kıyamet gününde de öncülük edecek. Ama onları kendisi nereye gidiyorsa oraya götürecek. Dolayısıyla dünya hayatında Firavunların izinden gidenlerin kıyamet gününde de onun izini takip etmek ve onun gideceği yere gitmek zorunda kalacaklarını düşünmeleri gerekir.

Bu sebeple dünya hayatında zulmeden en başta kendine sonra da izini takip edenlere zulmetmiş olmaktadır. Zalimler bu dünyanın geçici nimetlerinden bolca yararlansalar da bitmeyecek olan ceza geldiğinde bu nimetlerin hepsi uçmuş, hayal olmuş olacağı için yaptıklarıyla aslında kendilerine zulmettiklerini görecekler. O yüzden Sebe Kraliçesi Hz. Süleyman'ın yanına gelip de hatalarından pişman olduğunu dile getirdiğinde şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten ben kendime zulmetmişim. (Artık) Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum" (Neml, 27/44) Ama o yanlış yaptığını dünya hayatındayken gördü ve pişman olup tevbe etti. Hatalarından döndü. Allah'ın elçilerinin gösterdiği yola girdi ve sonsuz hayatını kurtardı. Firavun gibi hayatlarını zulümle geçirip zulümlerinden dönmeyi akıllarına getirmeden kabre gönderilenlerin durumu Firavun'un durumu gibi olacaktır. Aynen Firavun gibi kendini izleyenlere öncülük ederek onları ateşe götürecektir.

Mısır'ın eski diktatörü ve ülkesinin halkı tarafından tahttan indirilen, son dönemin Firavunlarından Muhammed Hüsni Mübarek de 25 Şubat 2020 tarihinde 91 yaşında dünya hayatına veda etti. İsmindeki kelimelerin taşıdığı güzel anlamlarla hiçbir ilgisi olmayan bu adam da tarihe büyük bir zalim ve diktatör olarak yazıldı.

İnsanları sırf inançlarından ve siyasi düşüncelerinden dolayı demir kafeslere koyarak mahkeme önüne çıkarttı. Allah'ın hikmetine bakın ki tahttan düşürüldükten sonra kendisi de o kafeslerin içinde yargı önüne çıkarıldı. Büyük zulümler ve büyük yolsuzluklar yapmasına rağmen, Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin yardım ve destekleriyle askeri darbe yapan Abdülfettah Sisi cuntası tarafından aklandı.

Sisi, halkın oylarıyla seçilen Muhammed Mursi'nin cenazesinin ailesi tarafından gizlice, hiçbir merasim düzenlemeden kaldırılması için baskı yaparken halkı tarafından tahttan indirilmiş diktatör ve zalim Hüsni Mübarek için büyük bir askeri tören düzenledi. Törene kendisi başta olmak üzere mevcut cunta rejiminin bütün ileri gelenleri hatta "ulema" sınıfına dahil edilen ama gerçekte zulüm rejiminin çığırtkanlığını yapmaktan başka hiçbir belirgin faaliyetleri olmayan ve Kur'an-ı Kerim'in "kitap yüklü eşekler" olarak tanımladığı "murtezika" grubu da katıldı.

Şimdi kendinden önceki Firavunlara özenerek Mısır halkına ölçüsüz bir şekilde zulmeden, insanları işkenceyle öldüren veya idam ettiren Sisi'yi de aynı son beklemektedir. Ama tevbe etmesi ve "Rabbim! Gerçekten ben kendime zulmetmişim" diyebilmesi için henüz vakti var. Bu vakitten yararlanmazsa o da kıyamet günü destekçilerine öncülük ederek onları ateşe götürür.