Burhan'ın Netanyahu muhabbeti

6 Şubat 2020 Perşembe, Yeni Akit

Askeri darbeyle görevden alınan eski cumhurbaşkanı Ömer El-Beşir döneminde Sudan, İsrail'le ilişkilerin normalleştirilmesi amacına yönelik bütün faaliyetleri boykot ediyordu. Hatta o dönemde İsrail yönetiminin Sudan'la bir yakınlaşma olabileceğine dair açıklama yapması üzerine Sudan yönetimi sert tepki göstermiş ve İsrail'i gayrimeşru bir işgal olarak tanıma konusundaki tutumlarının kesinlikle değişmeyeceğini dile getirmişti.

El-Beşir yönetiminin iç siyasete yönelik uygulamalarına dair birtakım eleştirilerimiz ve tepkilerimiz olsa da İsrail işgal rejimi karşısındaki tavrının net ve takdire şayan olduğunu ifade etmemiz gerekir. O yüzden onun döneminde işgal rejimiyle Sudan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde hiçbir gelişme söz konusu olmamıştır. Sudan hükümeti Filistin halkının özgürlük mücadelesine de her zaman destek vermiştir.

11 Nisan 2019'da El-Beşir'e karşı gerçekleştirilen darbenin başını çeken Avad bin Avf'ın birtakım dış baskılar sebebiyle 12 Nisan'da kameraların karşısına geçerek cunta liderliğinden istifa ettiğini açıklaması üzerine cuntanın başına geçen, geçiş süreci konusunda Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ile darbeciler arasında ittifak sağlanmasından sonra da 21 aylık birinci dönem için Devlet Konseyi'nin başına geçirilen Orgeneral Abdülfettah Burhan geçtiğimiz günlerde Uganda'da işgalci siyonist yönetimin başbakanı Benyamin Netanyahu ile bir görüşme yaptı.

Bu görüşmenin organizasyonunu, Arap dünyasındaki ihanetçi işbirlikçi dikta rejimleri çetesinin tetikçisi olarak bilinen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)'nin yaptığı haberlerde dile getirildi.

Aslında Sudan halkı bu sıralarda BAE'ye tepkili. Çocuklarını kendilerine iş vereceği iddiasıyla kandırıp Libya'daki isyancı ihanet örgütünün lideri Halife Hafter'in saflarında savaşmaya zorladığından dolayı. Bu yüzden BAE'ye karşı Sudan'da bazı gösteriler de oldu. Fakat ilginçtir ki 12 Nisan 2019'da darbe içi darbeyle Sudan'da cuntanın liderliğine geçirilen şu anda da Devlet Konseyi başkanlığını yapan Burhan, BAE'nin planladığı çok sakıncalı ve Sudan'ın da yıllardan beri izlediği siyasete tamamen ters bir görüşme için Uganda'ya gitti. Onun bu hareketi kendi halkının duyarlılık gösterdiği hususlara da hiç saygı göstermediğini ortaya koyuyordu.

Burhan işgalci siyonist rejimin başbakanıyla yapacağı görüşmenin ülkesinde tepkilere neden olacağını biliyordu. Ama kendini bu görüşmeye mecbur hissetti. Çünkü bu görüşmeyi yapmasını isteyenler onu 12 Nisan'daki darbe içi darbeyle cuntanın liderliğine getiren dikta rejimleri çetesinin mensuplarıydı. Onun cunta liderliğine geçirilmesi bu çetenin desteklediği darbe içi darbeyle, Avad bin Avf'ın istifaya zorlanması sonucu mümkün olmuştu. O yüzden Burhan şu anda söz konusu çeteye eli mahkumdur ve halkını karşısına alma pahasına da olsa onların talimatlarını yerine getirmek zorundadır.

Aslında biz Burhan'ın, BAE'nin Sudanlı gençleri iş verme yalanıyla kandırıp Hafter'in milis güçleri arasında savaştırması oyununun da farkında olmadığını sanmıyoruz. Ancak kendisini cuntanın başına geçiren efendilerine itiraz edemediği için bu oyuna sessiz kalma ihtiyacı duymuştur.

Arap dünyasındaki işbirlikçi dikta rejimleri de işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme konusunda yeni adımlar atma ihtiyacı duydukları için bu konuda önlerini açacak ve kendileri için gerekçe oluşturacak birilerinin olmasını istemiş ve bunun için de kuklaları Abdülfettah Burhan'ı seçmişlerdir.

Uganda'da yapılan görüşme her bakımdan işgalci siyonist rejimin ve onun başbakanı Netanyahu'nun işine yaradığı, bir yandan da onunla ilişkileri normalleştirmek için yeni girişimlerde bulunma ihtiyacı duyan işbirlikçi Arap diktatörlerin önlerini açtığı, Sudan'a en ufak bir faydası olmadığı, bu ülkenin tamamen aleyhine olduğu halde Burhan görüşme konusunda kendini savunurken ülkesinin güvenliği için bu görüşmeyi yaptığı iddiasında bulunma arsızlığı göstermiştir.