Libya'da Hafter'in yan çizmesi

17 Ocak 2020 Cuma, Yeni Akit

Libya'da ortaya çıkan Halife Hafter hareketi bir fitne hareketidir. Bu hareketi Arap dünyasındaki dikta rejimleri Libya halkının Kaddafi diktasına karşı devrimde kazandıklarını geri almak amacıyla ortaya çıkarmışlardır. Dolayısıyla onun çıkardığı fitne hareketi Mısır'da dikta rejimine karşı gerçekleştirilen halk devriminden sonra elde edilenlerin geri alınması amacıyla ortaya çıkarılan Baltacı fitnesinin bir benzeridir.

Başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır olmak üzere Arap dünyasındaki muhtelif dikta rejimleri şimdiye kadar Halife Hafter fitnesine çeşitli şekillerde ve kesinlikle yasal olmayan yollarla destek verdiler. Hafter fitnesinin bugüne kadar devam edebilmesinin tek sebebi de söz konusu dikta rejimlerinin desteğidir. Her ne kadar Hafter fitnesine destek verenler arasında eski diktatör Kaddafi döneminden kalan bazı askeri elemanlar olsa da bu örgütün ülke içinde halk tabanından destekçisi yoktur. Genellikle Afrika ülkelerinden toplanan paralı milislerle, Kaddafi dönemi kalıntısı askerlerle ve Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin temin ettiği silahlarla, askeri teçhizatla savaşmaktadır. Ayrıca Fransa ve Rusya'dan gönderilen bazı profesyonel askeri elemanlar da Hafter'in militanlarına eğitim vererek yardımcı oldu.

Hafter fitnesinden kaynaklanan sorunun sonlandırılması ve meselenin siyasi yönden çözüme kavuşturulması amacıyla daha önce Fas'ın Suheyrat şehrinde bir anlaşma imzalandı. Bugün Trablus'ta iktidarını sürdüren hükümet de işte bu anlaşmaya göre kuruldu. O yüzden bu hükümete Ulusal Mutabakat Hükümeti adı verilmiştir. Yani bu hükümet Suheyrat Anlaşması'nda sağlanan ulusal mutabakata göre kurulduğundan bu adı taşımaktadır ve bu anlaşmaya imza atanlar arasında fitne hareketinin lideri Halife Hafter de vardır. Trablus'taki hükümetin meşru hükümet olarak tanınmasının sebebi de bir ulusal ittifak anlaşmasına göre kurulmuş olmasıdır. Ama maalesef fitne hareketinin lideri Hafter imzaladığı anlaşmaya bağlı kalmadı ve ulusal mutabakata göre hareket etmeyi değil ülkenin tamamında hakimiyeti tek başına ele geçirmek ve Sisi'nin Mısır'da kurduğuna benzer bir dikta rejimini Libya'ya hakim kılmak için savaşmaya devam etmeyi tercih etti. Tabii onun böyle bir tercih yapmasının sebebi de kendisini piyasaya çıkaran, paralarıyla ve silahlarıyla destekleyen dikta rejimlerinin telkinleri olmuştur.

Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti, Hafter'in Suheyrat Anlaşması'na bağlı kalmaması ve arkasındaki rejimlerin de onun çatışmaya devam etmesini sağlayabilmek için mali ve askeri destek vermeye devam etmeleri sebebiyle Türkiye'yle işbirliğine başvurma ve Türkiye'den yardım isteme ihtiyacı duymuştur. Bu itibarla Türkiye'nin Libya'yla yardımlaşması meşru hükümetle imzaladığı ittifaka ve yine onun talebine dayanmaktadır. Dolayısıyla yasal ve meşrudur. Ama Arap ülkelerinin Hafter fitne örgütüne yaptıkları yardım tamamen gayrimeşru ve yasadışıdır. Bundan dolayı her ne kadar Hafter fitnesine açıktan destek verseler de yardımlarını resmi kanallardan yapmıyor, birçoğunu gizlemeye çalışıyorlar. Ama Hafter örgütünün onların yardımı ve desteği olmadan varlığını sürdürmesinin mümkün olamayacağı biliniyor.

Türkiye yasal ve meşru yoldan yardımda bulunduğu ve askeri destek verdiği halde askeri gücünü savaşı kızıştırmak için değil Hafter örgütünü ateşkese zorlamak ve siyasi çözüme gidilmesini sağlamak amacıyla kullandı. Hafter önce ateşkesi tamamen reddetti. Sonra geçici ateşkese razı oldu. Ardından bu ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için Moskova'da masabaşı görüşmeler gerçekleştirildi. Ama Hafter burada yan çizerek hazırlanan anlaşmayı imzalamadan BAE'ye kaçtı. Onun buraya kaçması anlaşmayı imzalamayı reddetmesinin ardında BAE'nin telkinlerinin olduğunu ortaya koyuyordu.

Ancak Arap dünyasındaki dikta rejimleri aslında Türkiye'nin Libya'daki kararlılığını görmek istiyorlar. Eğer Türkiye kararlı tavır sergilerse tahmin ediyoruz Hafter vasıtasıyla yapabilecekleri fazla bir şey olmayacaktır.