İran'ın intikam saldırısı

9 Ocak 2020 Perşembe, Yeni Akit

İran'ın Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü'nün komutanı Kasım Süleymani'nin ABD Başkanı Trump'ın talimatıyla gerçekleştirilen bir saldırıda öldürülmesinden sonra İran buna karşılık mutlaka bir intikam saldırısı gerçekleştireceği yönünde açıklamalarda bulundu. ABD ise İran'ın herhangi bir karşılık vermesi durumunda kendilerinin cevaplarının çok daha sert olacağını dile getiren karşı tehditlerde bulundu.

Bütün bu tehditler karşısında bölgenin yeni bir savaşa doğru sürüklendiği endişeleri muhtelif yorumlarda dile getirildi. Ancak bazı yorumlarda yapılanların sadece propaganda ve tehdit savaşı olduğu gerçek anlamda bir savaşı hiçbir tarafın istemediği çünkü böyle bir savaşın her iki tarafa da ağır bir maliyetinin olacağı ifade edildi.

Bütün bu yorumların arasında endişeli bir bekleyiş devam ederken İran, 7 Ocak'ı 8 Ocak'a bağlayan gece, özellikle Kasım Süleymani'nin öldürüldüğü saati seçerek ABD'nin Irak'taki Aynu'l-Esed ve Erbil üslerine yönelik füze saldırıları gerçekleştirdi.

İran, saldırılarda 80 Amerikalının öldüğü iddiasında bulunarak bu saldırıyla birlikte ABD'ye şiddetli bir tokat attığını söyledi. ABD ise askerlerin sığınaklara girmesi için yeterince zaman olduğunu dolayısıyla herhangi bir can kaybı olmadığını açıkladı.

Gerçi kaç Amerikalının öldüğünün, ABD adına bir teyit söz konusu olmadan İran'ın hızlı bir şekilde tespit edebilmesi zordu. Ama tabii ABD'nin kayıplarını gizliyor olması da ihtimal dahilindedir. Ancak Erbil'deki üssün bulunduğu bölgede yönetimi elinde bulunduran Irak Kürt Bölgesel Yönetimi saldırıda herhangi bir can kaybının olmadığını dile getirdi. Enbar vilayetindeki Aynu'l-Esed üssünün bulunduğu alanı kontrol eden Bağdat yönetimi ise Amerikalıların kayıplarıyla ilgili herhangi bir bilgi vermezken kendi adamlarından herhangi bir can kaybının olmadığını dile getirdi. Yani ortada İran'ın iddialarını teyit eden bilgi henüz elde edilebilmiş değil.

Bununla birlikte ABD tarafında herhangi bir can kaybı olsa da olmasa da gerçekte İran'ın Amerikan üslerine saldırıda bulunması bir misilleme ve intikam niteliği taşımaktadır. Saldırı en azından ABD'nin askeri prestijine darbe vurmuştur ve İran bu saldırıyla rahatlamış, kendi kamuoyuna da "Süleymani'nin öldürülmesi karşılıksız kalmadı" demek için bir gerekçe oluşturmuştur.

Asıl önemli olan bundan sonra cereyan edecek hadiselerdir. Eğer ABD herhangi bir karşılık vermez ve olayın büyümemesi için İran'ın saldırısını sineye çekerse, bu kadarcık bir saldırının İran'daki radikal kesimi tatmin etmeyeceği zannıyla bu ülkeden yeni saldırılar gerçekleştirmesini beklememek gerekir. Nitekim İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de ABD'nin karşılık vermemesi durumunda, kendilerinin savaş peşinde olmadıklarını dile getirerek yeni saldırılar planlamaya niyetlerinin olmadığını belli etti. Fakat özellikle vekil örgütler veya güncel tabirle proxy örgütler olarak nitelendirilen İran etkisindeki örgütler vasıtasıyla ABD'nin veya onunla müttefik halindeki devletlerin çıkarlarını hedef alan faaliyetlere ihtimal vermek gerekir.

ABD eğer olayın daha fazla büyümemesi için saldırıyı sineye çeker ve İran'ın kendi kamuoyunu tatmin etmesi açısından, saldırının aslında kendisine bir zararının olmadığını iddia ederek üstünü kapatmaya çalışırsa güç gösterisi maçı bir bir berabere bitmiş olur. Burada ABD'nin golü her ne kadar İran açısından daha acılı idiyse de propaganda savaşı açısından İran'ın da elinde güçlü bir malzeme oluşmuş olacaktır. Ama ABD'nin karşılık vermesi durumunda olay büyüyebilir ve büyümesi her iki taraf açısından da ağır sonuçlar doğurabilir, maliyeti yüksek olur. Ama ABD'nin saldırıyı sineye çekmesi durumunda Trump'ın Süleymani'yi öldürmek suretiyle seçim dönemi için kullanmak istediği malzeme de elinden çıkmış olacaktır.