ABD ile İran savaşır mı?

4 Ocak 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "İşte böylece, kazandıklarına karşılık zalimlerin bir kısmını diğerlerinin peşlerine takarız." (Enam, 6/129)

"Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak onları gözlerin donup kalacağı bir güne ertelemektedir." (İbrahim, 14/42)

İran'ın Devrim Muhafızları Gücü'nün Kudüs Tugayı adı verilen birliğinin komutanı Kasım Süleymani yıllardan beri Suriye ve Irak'ta kan döküyordu. Ama bu kadar kan dökebilmesinde sadece İran'dan değil aynı zamanda ABD'den aldığı desteğin de önemli rolü vardı.

Örneğin kirli oyunların odağında yer alan IŞİD örgütüne mensup militanların Musul ve çevresine saldırı düzenlemesi karşısında o zamanki Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin askerlerinin üstlerindeki askerî elbiseleri bile çıkarıp kaçmasından sonra Bağdat yönetiminin Tikrit ve çevresinde yeniden hâkimiyeti ele geçirmesi ve özellikle bölgedeki aşiretlere ağır darbeler indirmesi İran'ın gönderdiği General Kasım Süleymani'nin karadan ve ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin havadan verdiği destekle oldu. O zaman Kasım Süleymani'nin militanlarının bölgede karadan operasyonlar düzenlediği sırada ABD uçakları da havadan destek veriyorlardı.

ABD ile Kasım Süleymani'nin milisleri arasındaki işbirliği o zaman görünüşte IŞİD'e karşı verilen savaştan kaynaklanıyordu. Ancak gün geldi bu işbirliği ve oyun bozuldu. ABD, İran güdümündeki Haşdi Şabi'nin bir silahlı milis gücü olarak çalışan ve Irak Hizbullahı olarak tanımlanan örgüte saldırı düzenleyerek birçok militanını öldürdü. Bunun üzerine Haşdi Şa'bi'nin militanları ABD'nin Bağdat'taki büyükelçilik binasını bastı, bazı bölümlerini yaktı, içine girerek tehditlerde bulundular. Güvenlik görevlileri dışındaki büyükelçilik görevlileri binayı terk etmek zorunda kaldı.

Bu baskın karşısında ABD'nin, olayın arkasında İran'ın olduğunu ve hesabını da vermek zorunda kalacağını söylemesi üzerine İran'ın dini lideri Ali Hamaney ABD'nin hiçbir şey yapamayacağını söylemişti. Bununla birlikte Haşdi Şa'bi, militanlarına talimat gönderdi ve ABD Büyükelçiliği binasının önünü tamamen boşalttılar. Onların buradan çekilmesi arka planda bir uzlaşma sağlandığı, meselenin kapanacağı ve ABD'nin de kendi tarafından olayı büyütmek istemeyebileceği yönünde tahminlere neden oldu.

Ama hiç beklenmedik bir gelişme oldu ve İran'ın yıllardan beri bölgede favori yapılan, oldukça öne çıkarılan, Suriye'ye yönelik operasyonları planlayan ve yöneten önemli komutanı General Kasım Süleymani ABD tarafından hedefe yerleştirildi. Saldırıda onunla birlikte Haşdi Şa'bi'nin bazı önemli liderleri de hayatlarını kaybettiler.

İran bu saldırıyla çok fena bir şekilde sarsıldı. ABD'ye hemen tehditlerde bulunmaya başladı ve ya Irak'taki askerlerini çekmesini ya da tabut ısmarlamasını istedi. Rusya adına yapılan açıklamada intikamın çok geç kalmayacağı ifade edildi. Bazı yazarlar ABD Başkanı Trump'ın böyle bir saldırıyla aslında cehennemin kapılarını açtığını ifade ettiler. ABD içinde bile ülkeyi savaşa sürüklediği iddiasıyla Trump'a tepkiler oldu.

Şimdi bu olaylardan sonra yaşanan gerginlik 'ABD ve İran yeniden savaşın eşiğine mi geldi?' sorusunun akıllara gelmesine neden oldu. Ancak bölgedeki dengelerin ve şartların İran'ın ABD ile ciddi bir çatışmaya girmesine elverişli olmadığını, İran'ın her ne kadar tehditlerde bulunsa da önü görünmeyen bir çatışmaya girmeyi göze alamayacağını bilmemiz gerekir.

Bazıları İran'ın ABD'den intikam almak amacıyla İsrail'i hedef alması ihtimalinden söz ediyorlar. İsrail'in de özellikle Lübnan ve Suriye sınırlarına yakın yerlerde alarm durumunu yükselttiği ve tedbirlerini artırdığı haberlerde dile getirildi. Ancak İran'ın şu anda ABD'nin yerine İsrail'i hedef alması da çok zayıf bir ihtimaldir.