Yumuşak geçiş yöntemleri

5 Aralık 2019 Perşembe, Yeni Akit

2010'un sonuna doğru Tunus'ta patlak veren olaylarla başlayan ve "Arap Baharı" olarak isimlendirilen süreçte muhtelif Arap ülkelerinde siyasi iktidar sahipleri önce gösterilere karşı çok sert bir tavır sergilemiş, ancak daha sonra kitlesel hareketler karşısında çok fazla tahammül edemeyince beyaz bayrak kaldırmış ve sahayı tamamen boşaltmışlardı. Sonrasında, iktidarlarını korumaya çalışan bazı dikta rejimleri halk hareketlerinin kendilerinin üzerine doğru ilerlemesini engellemek için halk devrimlerinin gerçekleştiği ülkelerde de kazanımları geri almak için fitne savaşları başlattılar.

Son dönemde ortaya çıkan olaylar karşısında hakim sistemler biraz, önceki süreçte yaşanan olaylarda edinilen tecrübeyi de nazarı dikkate alarak yumuşak geçiş süreçleri başlatabilmek için birtakım siyasi taktikler uygulamaya çalıştılar. Ama bu yumuşak geçiş süreçlerinin yürütülmesinde de bazı zorluklarla karşılaşıldığı görülüyor.

Cezayir'de yumuşak geçiş sürecinin yürütülebilmesi için henüz siyasi mekanizma üzerindeki etki gücünü koruyan ordu cumhurbaşkanı Buteflika'yı istifaya zorladı. Ardından da Buteflika'nın çevresindeki bazı adamları birtakım yolsuzluklardan dolayı sorguya çekmeye başladı. Bu arada yeni cumhurbaşkanının belirlenmesi için bir seçim süreci başlattı. Bu süreç bir yandan işliyor ve 12 Aralık tarihinde ülkede cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak.

Ancak halkın bir kesimi seçimlerin kendi taleplerinin yerine getirilmesi için yeterli olmadığını düşünerek ve asıl isteklerinin isimlerin değil sistemin değişmesi olduğunu dile getirerek yine meydanlara çıkmaya devam etti. Bu kesime karşılık hakim sistemde söz sahibi olanlar tavırlarını sertleştirerek gösteriler yapanları ağır bir şekilde itham ettiler. Cezayir İçişleri Bakanı Salahuddin Dahmun seçim kararına rağmen hâlâ meydanlara çıkarak gösteriler yapanların hainler, eşcinseller ve emperyalizmin kalıntıları olduğunu ileri sürdü. Onun bu açıklaması toplumda ciddi rahatsızlığa neden oldu. Ancak sergilenen tavır Cezayir yönetiminin seçimleri halkın yatıştırılması ve olayların önüne geçilmesi için bir araç olarak kullanma ve kadrolarda bazı değişiklikler yaparak sistemi muhafaza etme konusunda ısrarlı olduğunu gösteriyordu. Seçimlerden sonra ülkenin bir güven ve istikrara kavuşup kavuşmayacağını gelişmelerle birlikte göreceğiz.

Lübnan'da hükümet olaylar karşısında çok fazla direnemedi ve istifa etti. Cumhurbaşkanı ve ona destek veren siyasi oluşumlar önce bir teknokrat hükümeti kurarak yumuşak geçiş sürecini başlatmak istedi. Sonra yarı siyasi yarı teknokrat bir hükümet kurulacağı açıklandı. Bu açıklama kitleleri rahatlatmadı ve halk yine gösteriler için meydanlara çıktı. Bu kez kolluk kuvvetleri göstericilere karşı tavırlarını sertleştirdi ve 4 Aralık Çarşamba sabahı Ring Köprüsü'nde toplanan ve yolu kapatan kalabalığın üzerine göz yaşartıcı bombalar atarak toplananları sert bir şekilde dağıttı. Lübnan'da da şimdilik durum biraz belirsiz ve ne olacağını kestirmek zor.

Irak'ta hükümetin tavrını sertleştirmesine rağmen olaylar durulmadı. Bunun üzerine Başbakan Adil Abdülmehdi, Meclis'e istifasını sundu ve istifası da kabul edildi. Şimdi olayların yatıştırılması için bir seçim sürecinin başlatılması isteniyor. Burada da seçimler yapılması vaadinde bulunulmasının amacı bir yumuşak geçiş sürecinin başlatılması. Ancak böyle bir sürecin halkı yeterince yatıştırıp yatıştırmayacağı şimdilik çok anlaşılamıyor. Irak hükümetinin gösteriler karşısında sergilediği sert tavır tansiyonun yükselmesine sebep olmuş durumda. BM raporuna göre Irak'taki gösterilerde öldürülenlerin sayısı 400'ü yaralananların sayısı ise 19 bini aştı.