Yetimlerle birlikte olmak

31 Ekim 2019 Perşembe, 1 Kasım Cuma, 2 Kasım Cumartesi, Yeni Akit

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'in birçok âyeti kerimesinde yetime sahip çıkılmasının, yardımcı olunmasının, destek verilmesinin ve hakkının gözetilmesinin önemine vurgu yapar. Bu âyetlerden birkaçının mealini burada zikretmek istiyoruz:

İnsan sûresinde, Allah'ın büyük nimetlerine kavuşacak ebrarın yani iyilerin vasıfları sayılırken şöyle buyurulur: "Kendilerinin ona sevgi duymalarına (canlarının çekmesine) rağmen yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler." (İnsan, 76/8)

"Sen sarp yokuşu (aşmanı)n ne olduğunu bilir misin? Bir köle azad etmektir. Yahut açlığın olduğu bir günde doyurmaktır. Yakınlığı olan bir yetimi." (Beled, 90/12-15)

"Hayır. Aksine siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz." (Fecr, 89/17)

"Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o yetimi iter kakar." (Maun, 107/1-2)

"Erginlik çağına erişinceye kadar, en güzel bir şekil dışında yetimin malına yaklaşmayın." (İsra, 17/34)

"Şüphesiz yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler karınlarına ateş yemiş olurlar. Ve bunlar alevli bir ateşin içine atılacaklardır." (Nisa, 4/10)

Dediğimiz gibi bunlar Kur'an-ı Kerim'de yetime iyilikte bulunmayı ve onun hakkını gözetmeyi emreden âyetlerin sadece birkaçı. Bunların dışında da bir çok âyeti kerime bulunmaktadır.

Ben de bu yazıyı İHH'nın "Yetim Gülerse Dünya Güler" programı çerçevesinde yetimlerle yerinde ilgilenmek, Türkiye'deki Müslümanların yardım ve destekleriyle açılan yetim yurtlarını ve bazı yetim ailelerini ziyaret etmek, yurtlarda kalan yetimlerin acılarını da sevinçlerini de paylaştığımızı kendilerine göstermek amacıyla düzenlediği bir ziyaret programına iştirakle gelmiş olduğum Patani'den yazıyorum.

Patani bugün Tayland sınırları içinde yer alan ve bu ülkenin güneyinde Malezya sınırları yakınında yer alan ve çoğunlukla Malay asıllı Müslümanların yaşadığı bir bölge. Bu bölgeyle ve bölgenin ahalisinin sıkıntılarıyla ilgili daha önce birçok yazı yazmıştım. Bu yazılarımızı kişisel web sitemiz olan www.vahdet.info.tr sitesinden okuyabilirsiniz. Bu yazılarımız sizi bölge hakkında yeterince bilgilendirecektir. O yüzden bu ziyaretimiz vesilesiyle Allah'ın izniyle bu hafta içinde Patani'den göndereceğimiz yazılarda bölgeyle ilgili genel bilgilere değil ziyaretimiz vesilesiyle gördüğümüz, gözlemlediğimiz bazı hususlara değineceğim.

Uzun bir yolculuktan sonra Patani'ye ulaştık. Çünkü coğrafi olarak mesafe hayli uzun. Bir de Türkiye'yle buranın arasında dört saat fark var. Tayland'ın başkenti Bangkok'a geldikten sonra güneye doğru ikinci bir uçak yolculuğu yapmamız gerekiyordu. Ardından da kara yoluyla hayli bir mesafe katettik. O yüzden bir günün akşam saatlerinde başlayan yolculuğumuz ancak ertesi günün akşam saatlerinde bitti ve o saatlerde otele ulaşabildik.

Ertesi gün hemen sabahın erken saatlerinden itibaren yetimhanelerin ve yetim ailelerinin ziyaretiyle geliş amacımız doğrultusunda düzenlenen programı başlattık. Ziyaret ettiğimiz yetimhaneler Türkiye'deki yardımseverlerin İHH vasıtasıyla sağladıkları destekle kurulmuş. O yüzden bazılarına buraları yaptıran veya yaptırılmasına büyük çapta yardımcı olan kişilerin veya kurumların isimleri verilmiş. Yetimhanelerin kapılarına da isimleri hem Türkçe olarak hem de yerel dille yazılmış. Türkiye'de yaşayan Müslümanların yardım ve destekleriyle buralarda bu yetimhanelerin açıldığını görmek insanın gönlüne büyük bir sürur veriyor. Bu da coğrafi mesafeler her ne kadar uzun olsa da gönüller arasında mesafe olmadığını gösteriyor. Bu da İslam'ın kardeşlik anlayışının getirdiği yardımlaşma ve dayanışma bilincinin bir yansıması. Bu bilincin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması da Allah'ın izniyle ümmet bilincinin güçlenmesine ve tüm Müslümanların, Resûlullah (s.a.s.)'ın hadisinde ifade edildiği şekilde aynı bedenin organları gibi olduklarını hissetmelerine vesile olacaktır.

Yetimlere yönelik yardım faaliyetlerini yerinde görmek, yetimlerle bir araya gelmek, ihtiyaçlarını tespit etmek ve kendilerine yeni katkılarda bulunmak amacıyla İHH'nın düzenlediği ziyaret programına iştirakle geldiğimiz Patani'den izlenimlerimizi ve tespitlerimizi aktarmaya devam ediyoruz. Bundan önceki yazımızda ziyaretimizin amaçlarından birinin burada İHH vasıtasıyla yapılan yardımlarla kurulmuş yetim yurtlarını ziyaret etmek olduğunu ve birkaç yetim yurdunu ziyaret ettiğimizi belirtmiştik.

Bu yurtlarda hem yetimlerin iskanı ve birtakım ihtiyaçları sağlanıyor, hem de değişik sahalarda eğitim veriliyor. Dolayısıyla buralar aynı zamanda birer eğitim merkezi. Ancak buralarda kalan çocuklardan okul çağına gelmiş olanlar yine normal okullara gidip resmi eğitimlerini alıyorlar. Okul haricindeki vakitlerde de çocuklara hem İslâmi konularda bilgilendirme amaçlı eğitim, hem okullarda öğretilenlere ek bir destek eğitim hem de bedensel eğitim veriliyor. Böylece çocukların belli bir bilinç ve disiplin üzere yetiştirilmeleri için çalışılıyor. Geceleri yurtta kalıyorlar. Hafta sonu tatillerinde ve okulların kapandığı resmi tatillerde ailelerinin veya kendileriyle ilgilenen yakınlarının yanlarına gidiyorlar.

Bu yurtlarda kalan çocuklardan henüz okul yaşına gelmemiş olanlar da var. Onlar için de yurt hem bir bakımevi hem de anaokulu görevi görüyor.

Yurtların yönetimleri ve eğitim kadrosu çocukların güzel bir şekilde yetişmesi için ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar. Ancak yurtların ve buralarda kalan çocukların yardıma ve desteğe ihtiyaçları var. İHH tabii söz konusu yurtları yaptırdıktan sonra "biz size bina yaptık, buraların değerlendirilmesi de sizin işiniz" dememiş. Aynı zamanda buraların işletilmesi için de yardımda bulunuyor ve yetim yardımı fonu çerçevesinde verilen aylık bursların bazıları bu yurtlarda kalan çocuklara tahsis ediliyor. Ancak ne yazık ki İslam dünyasının genelinde olduğu gibi Patani'de de çok sayıda yetim var. Yurtlara verilen yetimlerin birçoklarının aileleri o çocuklara bakamayacak kadar yoksul oldukları için çocuklarını buralara göndermişler. Dolayısıyla onlara ailelerinden bir destek gelmesi imkânı yok. O çocukların yurt giderlerinin yanı sıra harçlıklarının da bu yurtlardan karşılanması gerekiyor. Onun için yetim yurtlarının yöneticileri bazı sıkıntılarının olduğunu ve bu sıkıntıların aşılması için yardım ve desteğe ihtiyaçlarının olduğunu dile getirdiler. Bu yüzden Türkiye'de yetim burslarının artırılması için çevremizdeki insanları teşvik etmemiz gerekiyor. Müslümanlar zorlukları aşmak için aralarındaki yardımlaşma ve dayanışmayı en yüksek düzeyde tutmaları gereken bir dönemden geçiyorlar.

Yetimlere yönelik yardım fonunun bir boyutunu da yetim ailelerine yönelik yardım ve destek oluşturuyor. Çünkü babaları ölmüş olan bu çocukların birçoklarının annelerinin de bir yerden gelirleri yok. Yardım ve destekle hayatlarını sürdürmek zorundalar. İşte bu gibi ailelere sürekli yardımda bulunmak yerine bir kazanç kapısı açılması için çok güzel bir uygulama başlatılmış. Kendilerine gelir temin edecekleri, iş yapabilecekleri bir imkan sağlanarak başkalarının eline bakmadan hayatlarını devam ettirebilecekleri bir kaynak oluşturulmaya çalışılıyor.

Bu şekilde kendilerine gelir kaynağı oluşturulan ailelerden bazılarına da ziyaretlerde bulunduk. Örneğin bunlardan birine sanayi tipi dikiş makinesi hediye edildi. Artık bu dikiş makinesiyle konfeksiyonculuk yaparak kazanç temin edebilecek. Bazı ailelere buralarda bayağı rağbet gören birtakım kurabiye, kek türü yiyecekleri seri bir şekilde üretebilecekleri yine sanayi tipi fırınlar hediye edildi. Onlar da bu fırınlarda söz konusu ürünleri üretip satarak kazanç temin edecekler. İki aile için evlerinin önüne, yol kenarına küçük tipte bakkal dükkanı açıldı. Bu uygulama aslında çok isabetli. Çünkü o aileye belli bir miktarda yardımda bulunduktan sonra artık kendi ayakları üstüne durması için kaynak oluşturulmuş oluyor. Üstelik bu, uzun vadede, düzenli yardım göndermekten çok daha az maliyetli.

İHH'nın "Yetim Gülerse Dünya Güler" programı çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz Patani ziyaretimiz esnasında buradaki iki farklı insanî yardım kuruluşunun düzenlediği iki ayrı piknik etkinliğine katıldık. Bu pikniklerin her ikisi de özellikle yetim yurtlarında kalan veya aşağıda sözünü edeceğimiz bazı özel okulların yetim kontenjanından yararlanan yetimlere yönelikti ve programı düzenleyen insanî yardım kuruluşlarının her ikisi de İHH ile koordinasyon içinde çalışıyor.

Pikniklerde yetimlerle bir araya gelmenin yanı sıra onlarla birlikte çocuk olmanın, birlikte oynamanın, eğlenmenin ve onlarla birlikte gülmenin havasını teneffüs ettik. İlgiye muhtaç olan bu çocukların gülüp eğlenmesi gerçekten insanın gönlüne sevinç ve mutluluk veriyor. Dolayısıyla yaşın ne kadar ilerlemiş olsa da onlarla birlikte çocuk olup eğlenmek sevindiriyor. Bunun tabii ki en çok sevindiren yanı da onları mutlu etmek ve sevindirmek.

Çocuklar Türkiye'den kendilerini ziyarete gelen bir heyetle birlikte olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını gösterdikleri ilgiyle ve duydukları yakınlıkla izhar ediyorlardı. Kendilerinin yaşlarına inerek onlarla arkadaş olduğumuzdan dolayı sevinçli olduklarını belli ediyorlardı.

İkinci piknik programına katılan çocuklar için aynı zamanda piknik alanının yakınından geçen bir ırmakta sandal gezisi düzenlenmişti. Biz de çocuklarla birlikte bu geziye katıldık. Hem çocuklar gezilerini bizimle birlikte gerçekleştirmekten dolayı hem de biz böyle güzel bir gezide o çocuklarla birlikte bulunmaktan dolayı çok mutlu olduk.

Seyahat programı çerçevesinde, öğrencileri arasında yetimlere özel kontenjanlar ayıran üç özel okulu ziyaret etme imkânımız oldu. Bunlara Türkiye'den ve Türkiye'deki muhtelif insanî yardım kuruluşlarından da destek veriliyor. Ayrıca yetim kontenjanından yararlandırdıkları yetim çocukların azımsanamayacak bir kısmına "yetim bursu" programı çerçevesinde aylık burslar gönderiliyor.

Bunların birincisi El-Medresetu'l-Islahiye adlı okuldu. Bizim bu okulu ziyaret ettiğimiz günde aynı zamanda, iki yılda bir düzenlenen kültürel şenlik vardı. Yani ziyaret günlerimizin bu şenliğin düzenlendiği bir döneme denk gelmesi iyi bir tevafuk ve bizim açımızdan da güzel bir fırsat oldu. Bu okula ziyaretimiz özellikle o şenliğin düzenlendiği güne denk getirildi ve biz de okulun anaokulundan lise son sınıfa kadar çok farklı düzeylerdeki ve yaşlardaki öğrencilerinin çok güzel bir gösterisini izledik. Gösteride bölgenin yerel kültürünü tanıtan birtakım temsili görüntüler ve giysiler vardı. Yani bu gösteride bölgenin giyim kültürünü ve bazı mesleklerle ilgili uygulamalarının temsili şekillerini görme imkânımız oldu.

İkincisi TİKA'nın ve İHH'nın yardımlarıyla kurulan Furkan Doğan Okulu'ydu. Burada değişik kademelerde 2000 öğrenci okuyor ve yetimlere 100 kişilik bir kontenjan tanınmış; bunlardan 60 tanesinin giderlerini İHH karşılıyor. Bu okulla bağlantılı ayrıca bir de Şehit Furkan Doğan Kız ve Erkek Yetimhanesi var. Onu da özellikle ziyaret ettiğimizi belirtelim.

Ziyaret ettiğimiz üçüncü özel okul Boğaziçi Okulu'ydu. Bu okulda 600 öğrenci okuyor ve yetimlere 150 kişilik bir kontenjan ayrılmış. Bu yetimlerden de 100 kişiye İHH'nın öncülük ettiği organizasyon bünyesinde yetim bursu dağıtılıyor. Okul yöneticileri 150 yetimin tümünün burslu olmasını arzu ettiklerini dile getirdiler.

Boğaziçi Okulu'nda aynı zamanda Türkçe öğretiliyor. Biri Türkiye'den Yunus Emre Enstitüsü tarafından görevlendirilen, diğeri de kendisi Patanili ama Türkiye'de Türkçe öğretmenliği bölümünden mezun olmuş iki Türkçe öğretmenleri var. Onların gayretleriyle epey Türkçe öğrenen öğrencilerden bazılarıyla Türkçe anlaşabildik.

Bu okullarda resmi müfredatın yanı sıra İslâmî temel dersler de okutuluyor. Öğrencilerden başarılı olanlar Türkiye'ye gönderiliyor. Bazıları uluslararası imam hatip liselerinde bazıları da üniversitelerde öğrenim görme imkânı elde edebiliyorlar.