Patani İzlenimleri

Aralık 2019, Ribat

Patani bugün Tayland Krallığı olarak isimlendirilen ülkenin sınırları içinde ve bu devletin güneyinde, Malezya sınırı yakınında bulunuyor. Halkının büyük çoğunluğu Müslüman ve Malaydır.

Tarihte bu bölgede Patani Krallığı adında bir devlet vardı. Ancak önceleri Hindu anlayışını benimsemişti, on beşinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren bir İslam devleti oldu.

Patani ahalisinin İslam'la tanışması ise 1200'lü yıllarda başlamıştır. O tarihlerde Müslüman tüccarlar bu bölgeyi ziyaret ederek ahalisinin İslam'la tanışmasına ve bazılarının Müslüman olmalarına vesile olmuşlardır.

Patani Kralı Antira'nın 1457'de Müslüman olması ve adını da Muzaffer Şah İsmail olarak değiştirmesi üzerine ülke ahalisinin büyük çoğunluğu Müslüman oldu ve ondan sonra bu topraklardaki devlet Patani İslam Krallığı oldu.

O dönemde Patani İslam Krallığı'nın kuzeyinde bugünkü Tayland Krallığı'nın kökenini oluşturan Siyam Krallığı vardı. Bu devlet Patani İslam Krallığı'nın topraklarını ele geçirmek için 1603'ten itibaren saldırılar düzenlemeye başladı. Ancak Patani İslam Krallığı hem Malezya'daki Kelantan Krallığı'ndan hem de Osmanlı İmparatorluğu'ndan aldığı destekle kendini savunabiliyordu. Ancak Kelantan Krallığı'nın zayıf düşmesi, Osmanlı'dan gelen desteğin azalması ve Patani içinde de bazı iç karışıklıklar ortaya çıkması üzerine Patani İslam Krallığı zayıfladı ve Siyam Krallığı 1786 tarihinde bu ülke üzerinde hakimiyeti ele geçirdi. Ancak ülke Siyam Krallığı'na bağımlı bir sömürge haline geldi. Bölge ahalisi Siyam Krallığı'nın tahakkümüne son vermek için zaman zaman başkaldırılar gerçekleştirdi. Bunların en geniş çaplısı da 1822'de gerçekleştirilen başkaldırıdır. Ancak Siyam Krallığı bu başkaldırıyı bastırdı ve Patani topraklarında büyük bir kıyım ve tahribat gerçekleştirdi. Çok sayıda Müslümanı da ayaklarına pranga vurarak ülkenin başkenti Bangkok'a götürüp orada hizmet işlerinde istihdam etti. O yüzden bugün Bangkok'ta yaşayan yerli Müslümanların çoğu Patani asıllıdır.

Siyam Krallığı, İngiliz sömürgecilerin de verdiği destekle 1902'de Patani krallarının resmi statülerini ortadan kaldırdı. 1909 yılında da yine İngilizlerin desteğiyle Patani topraklarını tamamen Tayland topraklarına ilhak ettiğini açıkladı.

Siyam Krallığı'nın adı 1932'de Tayland Krallığı olarak değiştirildi.

İkinci Dünya Savaşı'nda Patani toprakları Japonların hakimiyetine geçti. Japon işgalciler 1944 yılında ülkedeki şer'i mahkemeleri kapattılar. Ancak Japonya'nın II. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkması üzerine 1945'te Patani bağımsız oldu. Fakat bu bağımsızlık uzun sürmedi ve yine İngilizlerin yardımıyla Tayland Krallığı bu bölgeyi yeniden işgal etti. Müslümanlar işgale karşı çıktılar ve bağımsızlıklarını geri almak için mücadeleye başladılar.

Tayland Krallığı bölgeyi beş vilayete ayırarak sadece birini Patani olarak adlandırdı, diğerlerini başka isimlerle adlandırdı. Bundaki amacı bölgeyi parçalamak ve bölgede yaşayan Müslüman halkın birlik içinde hareket etmesini engellemekti.

Patani'de Tayland hakimiyetine karşı mücadele eden silahlı direniş grupları oluştu. Bu direniş grupları hâlen varlığını sürdürmektedir. Ancak Müslümanların bazı haklarının verilmesi karşılığında ateşkes ilan edildiği için çatışmalar çok olmuyor. Bununla birlikte Tayland güvenlik güçleri bölgede sıkı kontrolü ve aramaları sürdürüyorlar. Direniş gruplarının da zaman zaman eylemleri oluyor.

Daha önce Patani bölgesindeki nüfusun yüzde doksan beşe yakın bir kısmı Müslümanlardan oluşuyordu. Çok az bir kısmı ise Hindulardan ve Budistlerden oluşuyordu. Ancak Tayland hakimiyeti altında bölgede Budist köyleri kuruldu ve Budistlerin bu köylere yerleşmeleri sağlandı. O yüzden gayri müslim nüfusta kısmen artış oldu. Beş vilayete bölünen Patani bölgesinin Patani olarak isimlendirilen vilayetinde bugün Müslüman nüfusun oranı yüzde seksen civarındadır.

İHH'nın bölgede kurmuş olduğu yetim yurtlarını, buralarda yapılan hizmetleri yerinde görmek, özellikle yetim ailelerine ziyaretlerde bulunmak ve İslamî eğitim kurumlarını ziyaret etmek amacıyla 25 Ekim - 1 Kasım 2019 tarihleri arasında İHH tarafından organize edilen bir seyahat programına katıldım.

Binlerce km uzaktan kendilerini ziyaret ederek meseleleriyle ilgilenmemizin bölgede kendileriyle görüştüğümüz insanları çok memnun ettiği gösterdikleri yakın ilgiden anlaşılıyordu.

Ziyaretimizin birinci amacı Türkiye'den giden yardımlarla İHH'nın öncülüğünde kurulan yetim yurtlarını ziyaret etmek, oralarda barındırılan yetimlerle ve o yurtların yöneticileriyle görüşmek, ihtiyaçlarının ne kadar giderildiğini ve daha ne gibi şeylere ihtiyaçlarının olduğunu görmekti.

Gördüğümüz kadarıyla yetimlerin aileleri çocuklarını bu yurtlara iki sebepten dolayı veriyorlardı. Birinci ve en önemli sebep söz konusu ailelerin çok yoksul olmaları sebebiyle çocuklarına bakacak imkanlara sahip olmamalarıydı. Dolayısıyla çocuklarını buralara bırakarak kendilerine bakılmasını, ihtiyaçlarının karşılanmasını istiyorlardı. İkinci olarak da buraların okul çağına gelmiş olanlar için aynı zamanda bir yurt görevi görmesi, buralarda ikamet ederek okullarına devam edebilme imkanı bulmalarıydı.

Tabii buralar sadece birer barınma merkezi değil aynı zamanda alternatif birer eğitim merkezleriydi. Çocuklar çok küçük yaştan itibaren buralarda dinlerini, inançlarını ve kültürlerini öğreniyor, bir yandan da okulda aldıkları derslere destek niteliğinde ek dersler de alıyor ve spor faaliyetleri yapabiliyorlardı.

Bu yetimlerin çoğu ailelerinden pek destek göremedikleri için harçlıkları ve özel ihtiyaçları için de yardıma ihtiyaçları var. Bazılarına İHH kanalıyla yetim bursu veriliyor. Ama birçoğu böyle bir yardımdan yoksun olduğu için ihtiyaçlı durumda.

İHH yetimlere ve ailelerine destek amacıyla aynı zamanda "ömür boyu iyilik" olarak nitelendirdiği bir destek programı yürütüyor. Bu programın amacı ise özellikle zor durumda olan yetim ailelerini bir gelir kaynağına kavuşturmak. Böylece o ailenin kendi geliriyle yaşaması, başkalarının yardımlarına bakmadan kendi ayakları üstüne durması imkanı oluşturuluyor. Bizim Patani'de bulunduğumuz günlerde bu amaçla bazı ailelere gelir kaynağı oluşturacak araçlar bağışlandı veya iş imkanı oluşturuldu. Örneğin bazı ailelere sanayi dikiş makineleri bağışlandı. Bu makineleri alan yetim anneleri kendileri evlerinde konfeksiyon faaliyeti yaparak gelir temin etmeye çalışacak. Aynı amaçla bazı yetim ailelerine yine sanayi tipi kek ve kurabiye fırınları hediye edildi. Bu fırınlarla seri şekilde kek ve kurabiye üreterek satma imkanı bulabilecekler. Bazılarına pazarlarda yemek yapıp satmaları için ocaklı tezgah hediye edildi ki bu tür tezgahlar o bölgede önemli bir gelir imkanı sağlayabiliyor. Evleri yol kenarlarında olan bazı yetim aileleri için küçük çaplı bakkal dükkanları açıldı.

Bu program söz konusu aileleri sürekli birilerinin yardımlarına ihtiyaç duymaktan kurtardığı gibi aynı zamanda onlara sürekli yardımda bulunarak ihtiyaçlarını gidermekten de daha az maliyetli bir yardım faaliyeti. O yüzden gerçekten takdire değer. Biz seyahatimiz süresince kendilerine gelir getirecek araçlar bağışlanması veya bakkal dükkanı açılması suretiyle iş imkanları oluşturulan yoksul yetim ailelerini de evlerinde ziyaret ettik, kendileriyle bire bir görüşme fırsatı bulduk.

Patani bölgesinde İslamî yardım kuruluşları ve vakıflar birçok eğitim kurumu açmış durumda. Bunların bazıları sadece İslâmî eğitim vermek için kurulmuş olan medreseler niteliğinde. Bazıları da özel okul konumunda. Resmî eğitim programını uyguladıkları gibi aynı zamanda öğrencilerine kendi dinlerini, dillerini ve kültürlerini de öğretiyorlar. Türkiye'den bu eğitim kurumlarına da önemli miktarda yardımlarda bulunuluyor. Seyahatimiz süresince bu okullardan da bazılarını ziyaret etme, öğrencilerle okullarında görüşme, tanışma ve yürütülen eğitim faaliyetleri hakkında bilgi edinme imkanlarımız oldu.

Seyahatimiz esnasında aynı zamanda yetimlerle muhtelif gezi programlarında, pikniklerde bir araya gelme, onlarla birlikte oynayıp eğlenme fırsatı elde ettik ki bu bizim için de kendileriyle bire bir ilgilenme fırsatı bulduğumuz yetim çocuklar için de son derece mutlu ediciydi.

Gözlemlediğimiz kadarıyla Patani'nin Müslüman halkı inancını, değerlerini, İslâmî kimliğini ve geleneklerini muhafaza etmek için büyük gayret sarf ediyor. Bu amaçla çocuklarının, yeni neslin de İslamî bir kimlikle ve duyarlılıkla yetişmesi için büyük çaba harcıyorlar. Ancak bu çabalarında İslam âleminin de ilgisine, yardım ve desteğine ihtiyaçları var.