İslam Dünyasındaki Gelişmeler

Eylül 2019, Vuslat

Sudan'da Geçiş Sürecinin Başlatılması

Sudan'ın Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti Ubeyyid şehrinde 29 Temmuz Pazartesi günü sivil bir gösteriye müdahale edilmesi sonucu dördü lise öğrencisi beş kişinin hayatını kaybetmesi üzerine sivil hareketin başını çeken Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile cunta yönetimini oluşturan Askeri Geçiş Konseyi arasında görüşmeler durdurulmuştu. Ancak çok geçmeden ÖDBG ile cunta arasında masabaşı görüşmeler yeniden başlatıldı ve taraflar kaldıkları yerden pazarlığa devam ettiler. 3 Ağustos Cumartesi günü geçiş süreci konusunda bir ittifak sağlandığı açıklandı. 17 Ağustos Cumartesi günü de dünyanın değişik ülkelerinden davet edilen yöneticilerin de katıldığı bir törenle geçiş sürecinin başlatılmasına dair anlaşma imzalandı.

Anlaşmaya göre geçiş süreci 39 ay sürecek. Bu süre içinde devletin en üst kademesinde 11 üyeli bir Devlet Konseyi olacak. Bu konseyin beş üyesi anlaşmaya sivil hareketi temsilen imza atan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri tarafından, beş üyesi de askerler tarafından tayin edilecek. Bir kişi de başkan olacak. Başkan geçiş sürecinin ilk 21 ayında askerlerden, sonraki 18 ayında sivillerden olacak.

Bu süreç içinde ülkenin 300 üyeli bir parlamentosu olacak. Üyelerin %67'si Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri tarafından belirlenecek. Kalan üyelikler El-Beşir yönetimiyle ilişkisi olmayan partilere dağıtılacak.

Hükümet siviller tarafından şekillendirilecek ancak bazı bakanlıklar askerlere verilecek. 17 Ağustos'ta geçiş süreciyle ilgili anlaşmanın imzalandığı sırada, başbakanlığa ekonomi uzmanı Abdullah Hamduk'un getirileceği açıklanmış ancak hükümetin 28 Ağustos'ta açıklanacağı bildirilmişti.

Yemen'de Suudi Arabistan Kendi Adamının Kuyusunu Kazdı

Uzun süreden beridir iç savaşın ve çeşitli karışıklıkların yaşandığı Yemen'de geçtiğimiz Kurban bayramı öncesinde de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından desteklenen ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi, Suudi Arabistan tarafından desteklenen Abdurabbih Mansur El-Hadi liderliğindeki Aden hükümetine karşı darbe gerçekleştirerek cumhurbaşkanlığı sarayı olarak kullanılan Maaşik Sarayı'nı, cumhurbaşkanlığı muhafız birliği durumundaki Dördüncü Tugay'ı ve Aden'de muhtelif bakanlıkların binalarını ele geçirdi. Olayların sahneye yansıyan görünümüne göre yorumlar yapanlar bunu BAE'nin, Körfez Koalisyonu çatısı altında birlikte hareket ettiği Suudi Arabistan'ı sırtından hançerlemesi olarak değerlendirdiler. Ancak olayların arka planını görebilenler asıl sırtından hançerlenin, Suudi Arabistan'ın ipiyle Yemen'de kuyuya inen Abdurabbih Mansur El-Hadi olduğunu dile getirdiler. BAE'nin desteklediği militanlar da ona karşı darbeyi Suudi Arabistan'ın gözleri önünde ve onun tarafından herhangi bir engelle karşılaşmadan gerçekleştirmişlerdi. Bu da BAE ile Suudi Arabistan'ın planlarının ortak olduğunu, Suudi Arabistan'ın Aden'deki darbeye tepki niteliğindeki açıklamalarının da danışıklı dövüşten başka bir şey olmadığını gösteriyordu.

Not: Biz Yemen'deki gelişmelerin arka planıyla ilgili ayrıntılara aylık Ribat dergisinin Eylül sayısı için yazdığımız dosyada yer verdik. Bu yazımızı derginin yayınlanmasından sonra inşallah kişisel web sitemiz www.vahdet.info.tr adresinden de okuyabilirsiniz.

Keşmir'in Özel Statüsünün Kaldırılması

Pakistan'la Hindistan'ın ayrılması esnasında imzalanan anlaşmada belirlenen şarta göre Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgeler Pakistan'a, diğer bölgeler ise Hindistan'a kalacaktı. Fakat Hindistan, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen Keşmir'i Pakistan'a bırakmak istemedi. Bunun üzerine çıkan silahlı mücadelede bir bölümü kurtarılarak Pakistan'a katıldı. Ancak nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olmasına rağmen önemli bir kısmı hâlâ Hindistan işgali altındadır.

1952'de BM gözetiminde Hindistan'la Pakistan arasında imzalanan barış anlaşmasıyla Keşmir halkı arasında Pakistan veya Hindistan'dan hangisini tercih ettikleri konusunda bir referandum yapılması kararlaştırılmıştı. Ancak o tarihten bu yana Hint yönetimi bu anlaşmanın gereğini yerine getirmeyerek herhangi bir referandum yapmadı.

Hindistan, Keşmir'i sürekli zulüm ve baskı ile yönetmeye çalıştı. Buna karşılık Keşmir'de de sürekli bir bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi devam etti. Hindistan 1974'te, Anayasasına Keşmir'e özerkliğe benzer bir özel statü veren 370. maddeyi ekledi. Ancak geçtiğimiz Ağustos ayında bu maddeyi iptal ederek Keşmir'in özel statüsünü kaldırdı. Hindistan'ın bu kararı hem Keşmir halkının hem de Pakistan'ın tepkisine neden oldu. Böyle bir kararın asıl amacının ise bölgede etnik tasfiye yaparak Müslüman nüfusu azaltıp Hindu nüfusu artırmak olduğu tahmin ediliyor. Hindistan hükümeti bölgedeki halkın kitlesel tepkilerine karşı bir tedbir olarak buradaki asker sayısını artırdı ve baskı uygulamalarını daha da şiddetlendirdi. BM Güvenlik Konseyi'nin göstermelik olarak konuyla ilgili bir olağanüstü toplantı yapması ise bir şeyi değiştirmedi.

Suriye'de Rusya Güdümlü Esed Güçleri Saldırmaya Devam Ediyor

Suriye'de katil Baas rejimi ve ona destek veren işgalci Rusya ve İran, İdlib'in güvenli bölge ilan edilmesiyle ilgili anlaşmaya bağlı kalmadan saldırmaya, katliamlar ve yıkımlar gerçekleştirmeye devam ediyorlar. Kurban bayramı öncesinde gerçekleştirilen saldırılarda özellikle hastaneler ve muhtelif sosyal tesisler hedef alındı. Bu saldırılarda büyük maddi hasar meydana geldi ve çok sayıda insan hayatını kaybetti ya da yaralandı. Daha sonra Baas güçleri kendince şartlı ateşkes ilan etti. Ancak bu ateşkese bağlı kalmadı ve Kurban bayramı sonrasında saldırılar gerçekleştirmeye devam etti. Rusya'nın gönderdiği işgal güçleri tarafından desteklenen Baas güçleri İdlib'in bazı bölgelerinde Türkiye'nin gözetleme noktalarının bulunduğu yerlere doğru ilerlemeler kaydettiler.

Kurban Bayramında Mescidi Aksa'ya Baskın

Kudüs'te son dönemlerde Mescidi Aksa'ya yönelik sürekli baskınlar düzenleyen yahudi yerleşimciler, Kurban bayramının birinci gününün, kendilerince Süleyman Mabedi'nin Babilliler tarafından ilk kez yıkılmasının yıldönümüne tekabül ettiği iddiasıyla o gün geniş çaplı baskın düzenleme kararı aldılar. Buna karşılık Müslümanlar da onların baskınlarına karşı Mescidi Aksa'yı korumak için bayram namazında buraya toplanmayı kararlaştırdılar. Bu amaçla Kudüs'te sadece Mescidi Aksa'da bayram namazı kılınacağı duyuruldu. Ayrıca işgalcilerin baskınlarının engellenmesi için bayram namazı bir saat ertelendi. Kudüs'te yahudi baskınının engellenmesi için Mescidi Aksa'da nöbet tutulabilmesi için kurbanların da ikinci gün kesileceği açıklandı.

İşgal güçleri bayram namazının ardından, yahudi yerleşimcilerin önlerini açmak amacıyla Mescidi Aksa'ya girip namaz için gelmiş olanlara saldırdılar. Çok sayıda Müslümanı şiddetli şekilde darp ettiler. Bu yüzden birçok kişi yaralandı. Ardından yahudi yerleşimcilerin baskın düzenlemesine imkân tanıdılar. İşgalci askerlerin ve polislerin himayesi altında 1350 civarında yahudi yerleşimcinin Mescidi Aksa'ya baskın düzenleyebildiği bildirildi.

Sur Bahir'de 70 Dairenin Yıkılması ve Abbas'ın Kararı

İşgal güçleri Kudüs'ün doğusundaki Sur Bahir köyüne bağlı Vadi'l-Hıms Mahallesi'nde 70 daireden oluşan 11 binayı yıktı. Bu binaların yıkılması sebebiyle de en az yetmiş aile ve bu aileleri oluşturan dört yüze yakın insan evsiz kaldı. İşgal rejimi Kudüs'te ve Batı Yaka bölgesinde yıkım ve yahudileştirme faaliyetini buraları işgal ettiği tarihten bu yana sürdürüyor. Ancak genellikle birer ikişer veya birkaç bina yıkarak tasfiye işlemini geniş zamana yaymayı tercih ediyordu. Ama bu kez çok sayıda bina ve daireyi bir kerede yıkma cesareti gösterdi ki bunda da tahmin ediyoruz Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin işgal rejimine verdikleri desteğin kazandırdığı cüretin önemli rolü var.

İşgal devletinin bu binaları yıkması üzerine Filistin özerk yönetiminin başkanı Mahmud Abbas siyonist işgal rejimiyle yaptığı anlaşmaların tümünü askıya aldığını açıkladı. Ancak onun bu kararı işgal rejiminin gerçekleştirdiği büyük yıkıma sessiz kalmamak için sergilenen bir sözlü tepkinin ötesine geçemedi. Fiiliyatta maalesef herhangi bir karşılık bulamadı.

Lübnan'da Filistinli İşçiler Sorunu

Lübnan Çalışma Bakanı Kemil Ebu Süleyman'ın ülkede yaşayan Filistinli mültecileri yabancı işçi statüsüne koyarak herhangi bir işte çalışabilmeleri için "çalışma izni" almalarını şart koşan karar alması Lübnan'da yaşayan mültecilerin tepkisine neden oldu. Mülteciler kendilerinin Lübnan vatandaşlığına geçme gibi bir arzularının olmadığını, vatanlarına dönme konusunda ısrarlı olduklarını, ancak Lübnan'da mülteci olarak yaşamak zorunda kaldıkları sürece de kendilerine onurlu bir yaşam sürme haklarının verilmesini istediklerini, burada yabancı işçi değil yurtlarından çıkarılmış mülteciler durumunda olduklarını belirterek kendilerine çalışma izni almayı şart koşan kararın iptal edilmesini istediler. Bunun için Lübnan'ın değişik şehirlerinde gösteriler düzenlediler. Ama maalesef Lübnan hükümeti bu konudaki uygulamanın değiştirileceği, Filistinli mültecilerin müstesna tutulacağı konusundaki vaatlerini yerine getirme konusunda herhangi bir adım atmadı.

İran'ın Petrol Tankerinin Serbest Bırakılması

İngiltere'ye bağlı özerk bir yönetim olan Cebelitarık yönetiminin Suriye'ye petrol götürdüğü gerekçesiyle bir İran petrol tankerine el koymasının ardından İran'ın da Hürmüz Boğazı yakınlarında İngiltere'nin Stena Impero gemisine el koyması etkisini gösterdi ve Cebelitarık Yüksek Mahkemesi İran gemisinin mürettebatıyla birlikte serbest bırakılmasına karar verdi. ABD'nin geminin kendisine teslim edilmesi talebini de yerine getirmedi.

Tunus'ta Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine Hazırlık

Tunus'ta Cumhurbaşkanı El-Baci Kayid Es-Sibsi'nin hayatını kaybetmesi üzerine erkene alınan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turu 15 Eylül 2019 tarihinde gerçekleştirilecek. Cumhurbaşkanlığı için 100'den fazla kişi adaylık başvurusunda bulundu, ancak 26'sının adaylığı kabul edildi. Çok farklı kesimlerden farklı isimlerin aday olması sebebiyle seçimlerin birinci turda sonuçlanmayacağı, ikinci turda cumhurbaşkanının belirleneceği tahmin ediliyor. Ülkede İslami kesimin siyasi hareketi olarak görülen Nahda Partisi de kendi liderlerinden Abdülfettah Moro'yu aday gösterdi.

Moritanya'nın Yeni Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Gazvani

Kuzeybatı Afrika ülkelerinden Moritanya İslam Cumhuriyeti'nde 1 Ağustos 2019 Perşembe günü yeni cumhurbaşkanı Muhammed Veled El-Gazvani, anayasal yemini yaparak eski cumhurbaşkanı Muhammed Veled Abdülaziz'den resmen görevi devraldı.

Asker kökenli ve daha önce Savunma bakanlığı görevinde bulunmuş olan eski general Muhammed Veled El-Gazvani 22 Haziran 2019 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde oyların %52'sini alarak seçilmişti.