Suudi Arabistan'ın Yemen'de iki yüzlü politikası

16 Ağustos 2019 Cuma, Yeni Akit

Bundan önceki yazımızda da dile getirdiğimiz üzere Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yemen'de birbiriyle savaş halindeki iki farklı oluşumu desteklemektedir. BAE ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'ni desteklerken, Suudi Arabistan yönetimi bu örgütün saldırılarına hedef olan Abdurabbih Mansur El-Hadi liderliğindeki Aden hükümetini desteklemektedir.

Ancak Aden hükümetine yakın çevrelerden bazı kişilerin de dile getirdiği üzere Güney Geçiş Konseyi'nin Aden'deki cumhurbaşkanlığı sarayı olan Maaşik Sarayı'nı ve cumhurbaşkanlığının muhafız birliği durumundaki Dördüncü Tugay'ı kontrol altına alması sadece BAE'nin destek ve yardımlarıyla değil aynı zamanda Suudi Arabistan'ın önünü açması, engel olmak için fiili olarak hiçbir şey yapmaması sayesinde mümkün olabildi.

Görünüşte Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Güney Geçiş Konseyi'nin Aden'de gerçekleştirdiği darbeye tepki gösterdi ve bunun kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Ama açıklamalarda gösterilen tavır darbenin önlenmesi için hiçbir şekilde fiiliyata yansımadı. Sadece Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı askeri birlikler Maaşik Sarayı'na doğru ilerlerken Suudi Arabistan'ın uçakları Aden'in üzerinde alçak uçuş gösterileri yaptılar. Ama bu, ayrılıkçı hareketin militanlarının ilerlemesini durduramadı ve hatta onları hiç telaşlandırmadı. Onlar adeta Suudi Arabistan askeri birliklerinin kendilerine müdahale etmeyeceğinden ve engel olmayacağından gayet emin bir şekilde ilerliyorlardı. Aden hükümetine yakın bazı yorumcuların da ayrılıkçı örgütün militanlarının Suudi Arabistan'ın gözleri önünde ve onların müsaadesiyle Maaşik Sarayı'nı ele geçirebildiklerini ve Hadi hükümetine karşı darbe gerçekleştirdiklerini dile getirmeleri bu açıdan düşündürücüdür.

Darbe sonrasında da, Aden hükümetinin cumhurbaşkanı Abdurabbih Mansur El-Hadi, Güney Geçiş Konseyi militanları geçici başkent Aden'de ele geçirdikleri stratejik noktaları terk etmeden onlarla hiçbir şekilde diyaloğa girmeyeceğini söylediği halde Suudi Arabistan herhangi bir ön şart ileri sürmeden ve darbecileri Maaşik Sarayı'nı terk etmeye zorlamak için herhangi bir siyasi baskıya başvurma ihtiyacı bile duymadan tarafların diyalog başlatmaları gerektiği yönünde açıklamalar yaptı. Onun bu tutumunu yorumlayanlar Suudi Arabistan'ın aslında Güney Geçiş Konseyi'ni Yemen'le ilgili planlara dâhil etmek için meşrulaştırmak ve onun bileğini güçlendirmek istediğini dile getiriyorlar.

Görüldüğü kadarıyla Suudi Arabistan ile BAE, Aden'de meydana gelen son gelişmelerde sahnede karşı karşıya gibi görünseler ve birbirlerinin tutumlarına muhalefet etseler de perdenin arkasında sanki ortak bir projeye destek veriyor gibiler. Anlaşıldığı kadarıyla Suud yönetimi Yemen'le ilgili hesapları için şimdiye kadar kullandığı Abdurabbih Mansur El-Hadi'yi şimdi gözden çıkarmış durumda.

Şimdi Hadi'nin, diyalog için Güney Geçiş Konseyi militanlarının Aden'de ele geçirdikleri stratejik noktalardan çekilmelerini şart koşması fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü arkasında Suudi Arabistan desteği olmadan onun bileği bağlı olacaktır.

Bu noktada şu sorular akla geliyor: Acaba Suudi Arabistan ve BAE, kuzeydeki Husi örgütünü etkisiz hale getirmekten tamamen ümit kestiği için Yemen'in bölünmesini ve ülkenin en azından önemli bir kısmı üzerindeki siyasi hakimiyeti kontrol etmek mi istiyor? Bunun için de kendilerine daha iyi hizmet edeceğini düşündükleri örgütü etkili hale getirmek için şimdiye kadar kullandıkları kadroyu ikinci plana mı itiyorlar?