İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Nisan 2019, Davet Mektebi

Yeni Zelanda'da Büyük Katliam

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde, 15 Mart 2019 Cuma günü Al Noor ve Linwood camilerine Cuma namazı öncesinde gerçekleştirilen ırkçı saldırıda elli Müslüman şehit edilirken elli Müslüman da yaralandı. Saldırıyla irtibatlı olarak biri kadın dört kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan birinin Avustralya vatandaşı olduğu tespit edildi.

Saldırı Batı medyasının yıllardan beri beslediği ve tahrik ettiği İslâm düşmanlığının sergilediği korkunç bir vahşetti. Saldırganlar İslam'a ve Müslümanlara karşı içlerinde besledikleri kin ve nefret duygularını özellikle camileri hedef alarak ortaya koymuşlardı.

Saldırı ve katliamlar bütün İslâm dünyasında muhtelif gösterilerle ve tepkilerle protesto edildi. Ama Batı dünyasının daha önce değişik bölgelerde Müslümanları hedef alan saldırılar karşısında yaptığı gibi yine duyarsız bir tutum sergilemesi ve olayı çok fazla ciddiye almaması dikkat çekti.

Pakistan Hindistan Gerginliği

Hindistan işgali altındaki Cammu Keşmir bölgesinde 14 Şubat 2019'da Hindistan polis milislerine karşı gerçekleştirilen ve 44 polisin ölümüne neden olan eylemden Hindistan'ın Pakistan'ı sorumlu tutması iki ülke arasında gerginliğe neden oldu. Pakistan'ın olayla kendisinin bir ilgisinin olmadığını ve eylemi gerçekleştiren gruba da destek vermediğini söylemesine rağmen Hindistan, Pakistan'a yönelik ithamlarında ısrarlı davrandı. Hindistan uçakları Pakistan'a gözdağı vermek amacıyla bu ülkenin hava sahasını ihlal etmeye başladı ve Keşmir'e yönelik gerilla faaliyetleri yürüten gruplara ait olduğu iddiasıyla bazı hedeflere saldırı düzenlediler. Bunun üzerine Pakistan, kendi hava sahasına geçen iki uçağı vurdu. Bunlardan biri Pakistan topraklarına düştü. Biri de Keşmir'e geri dönerek işgal altındaki Cammu Keşmir topraklarına düştü.

Bütün bu gelişmeler iki ülkenin savaşın eşiğine geldiği yorumları yapılmasına neden oldu. Ancak savaş her iki taraf için de tehlikeli sonuçlara neden olacağı için daha sonra birbirlerine karşı tepkinin derecesini düşürerek siyasi çözüme yanaşmayı tercih ettiler.

Cezayir'de Buteflika'nın Adaylıktan Vazgeçmesi

Cezayir'de, dört dönemdir cuntanın desteğiyle cumhurbaşkanlığına seçilen Abdülaziz Buteflika'nın beşinci dönem için de aday olması halkın ciddi tepkisine neden oldu. Aslında felçli olması ve çeşitli sağlık sorunlarıyla uğraşması sebebiyle sürekli doktor murakabesi olması gerektiği için cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirmekten aciz olan Buteflika'nın aday gösterilmesinin tek sebebi onun arka planda duran cunta tarafından bostan korkuluğu olarak kullanılmasıydı.

Ama halktan gelen tepkiler ve düzenlenen gösteriler üzerine Buteflika adaylıktan çekildiğini açıkladı. Gerçekte onun adaylıktan çekilmesi cuntanın geri adım atması anlamına geliyordu. Ama bunun yanı sıra Buteflika bir yandan da seçimleri belirsiz bir tarihe ertelediğini açıklayarak bir bakıma kendisinin görev süresini uzatmış oldu. Cezayir halkı buna da karşı çıkarak onun görev süresinin uzatılmasını istemediğini ortaya koymak amacıyla gösterilere devam etti. Buteflika'nın ve arkasındaki cuntanın halkın tepkisi karşısında çok fazla diretme yoluna başvurmayacağı ve 18 Nisan tarihinde yani Buteflika'nın görev süresinin bittiği tarihte onun görevinden ayrılacağı tahmin ediliyor.

Fakat Cezayir halkının istediği sadece tepedeki adamın değişmesi değil aynı zamanda sistemin değişmesi ve halkın özgür iradesini ortaya koyabileceği yeni bir sistemin hakim kılınması. Bundan dolayı Cezayir halkının protesto eylemlerinin devam edeceği tahmin ediliyor.

İran Dışişleri Bakanını Kızdıran Ziyaret

Suriye'de saltanatını sürdürebilmek için insanları hunharca katletmeye devam eden diktatör Beşşar Esed, kendisine bu katliamda ve vahşette en büyük desteği veren İran'a 25 Şubat 2019 tarihinde ani bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'i kızdırdı ve istifa kararı vermesine neden oldu. Zarif'in kızmasına neden olan şey ise eli kanlı Esed'in ülkesini ziyaret etmesi değildi elbette. Onun katliamlarına destek verme konusunda Zarif, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'den zerre kadar farklı düşünmüyordu. Zarif'i kızdıran şey bu ziyaret hakkında kendisine herhangi bir bilgi verilmemesi ve kendisinin böyle önemli ziyarette tamamen devre dışı bırakılmasıydı.

Ziyareti Irak'ta ve Suriye'de büyük katliamların baş sorumlusu ve Devrim Muhafızları Ordusu'nun "Kudüs Tugayları (!)" diye adlandırılan birliğinin komutanı Kasım Süleymani, Hamaney'le doğrudan irtibata geçerek planlamış ve Zarif'e hiçbir bilgi verilmemişti. Bu tavır Zarif'in aslında Hamaney'in nazarında bir ot kadar bile değerinin olmadığını, onu adam yerine dahi koymadığını gösteriyordu. Bu durum Zarif'i kızdırdı ve istifa ettiğini açıkladı. Ama Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Dışişleri Bakanlığı makamı için ondan daha uygun bir isim bulamadığından istifasını kabul etmedi. Zarif de, Hamaney'in gözünde bir süpürüntü olarak kalma pahasına da olsa bakanlık görevine devam etti.

Avrupa Birliği'nin İdamcı Sisi'nin Ev Sahipliğinde Arap Birliği İle Zirvesi

Avrupa Birliği 24-25 Şubat 2019 tarihlerinde Mısır diktatörü Abdülfettah Sisi'nin ev sahipliğinde Mısır'ın turistik şehri Şarmuşşeyh'te Arap Birliği ile zirve düzenledi. Mısır'da askeri darbe yoluyla iktidarı eline almış olan ve birbiri ardından idam cezalarını infaz eden diktatör Abdülfettah Sisi'nin ev sahipliğinde böyle bir zirveye katılması görünüşte demokrasiyi savunan ve idam cezasına karşı olduğunu iddia eden Avrupa'nın ikiyüzlülüğünün bir göstergesiydi. Arap Birliği ile Avrupa Birliği arasında Mısır'ın ev sahipliğinde böyle bir zirve düzenlemesi Avrupa Birliği'nin insan hakları konusundaki söylemlerinin samimi ve gerçekçi olmadığını; çıkarlarının gerektirdiği yerde savunuculuğunu yaptığı bütün ilkelerini ayakları altına alıp çiğneyebildiğini gözler önüne serdi.

Sudan'da İzinsiz Gösterilerin Yasaklanması

Sudan'da ekonomik sıkıntılardan kaynaklanan tepkiler ve protestolar Ömer Hasan El-Beşir'in hükümet değişikliği yapmasına rağmen durmadı. Bunun üzerine Beşir eylemlere son verebilmek için izinsiz gösterileri yasakladı. Böylece ülkede bir tür olağanüstü hal uygulaması ilan edilmiş oldu. Ancak halkın tepkisinin polis şiddetiyle ve yasaklarla durdurulmaya çalışılması bir çözüm değildir. Çözüm halkın sesine kulak verilmesi ve onun isteklerini de göz önünde bulunduran birtakım formüller üretilmesiyle ancak mümkün olabilir.

Sudan'da da kitlesel gösterilerin yasaklanması üzerine insanlar, genel grevler düzenleyerek, dükkanlarını kapatarak ve buna benzer eylemlerle tepkilerini ortaya koymaya başladılar. Diğer yandan yasak da gösterilerin tamamen son bulmasını sağlayamadı. Bunun yanı sıra tepkiler daha da yaygınlaştı.

Katar'ın Başkenti Doha'da Taliban - ABD Görüşmeleri

ABD temsilcileriyle Taliban temsilcileri arasında Katar'ın başkenti Doha'da doğrudan görüşmeler gerçekleştirildi. ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad görüşmeler sırasında yaptığı açıklamada önemli ilerlemeler kaydedildiğini ve olumlu gelişmeler olduğunu dile getirmişti. Ancak görüşmeler sonunda masaya yatırılan konular üzerinde kesin ittifak sağlandığına dair herhangi bir açıklama yapılmadı. Görüşmelerde ABD Taliban'dan terör örgütlerince kullanılmasına izin vermemesini talep ederken, Taliban da ABD'den Afganistan'dan tamamen çekilme taahhüdünde bulunmasını istiyordu.

Mescidi Aksa'da Rahmet Kapısı Namazgâhı Mücadelesi

Mescidi Aksa'da, doğu duvarına bitişik olan ve iç kısma doğru açılan Rahmet Kapısı siyonist işgal güçleri tarafından 2003 yılından beri kapalı tutuluyordu. Bu kapının kapalı tutulması sebebiyle buranın açıldığı namazgâh yani mescidin de kullanılmasına müsaade edilmiyordu. İşgal güçleri 17 Şubat tarihinde bu kapıya doğru inen merdivenin başındaki kapıyı da zincirlerle ve kilitlerle kapattılar. İşgal güçlerinin bu uygulaması Müslümanların tepkisine neden oldu ve merdivenin başındaki kapıya vurulan zincirleri ve kilitleri kırdılar. Ardından Rahmet Kapısı'nı da açarak 16 yıl aradan sonra Rahmet Kapısı Namazgâhı'nda namaz kıldılar. Müslümanların bu hareketi işgal güçlerini rahatsız etti. Çünkü işgal güçlerinin asıl amacı Rahmet Kapısı Namazgâhı'na tamamen el koymak ve burayı yahudilere tahsis etmekti. Böylece aynı zamanda El-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi'nde yaptıkları gibi Mescidi Aksa'ya da ilk çengeli atmayı planlıyorlardı. Ancak Müslümanlar buna fırsat vermemek için büyük bir mücadele yürüttüler.

Suudi Arabistan'da Kral İle Veliaht Arasında İhtilaf

Suudi Arabistan'da şu anki kral birtakım numaralar çevirerek ve bir tür saray darbesi gerçekleştirerek oğlu Muhammed bin Selman'ı kendinden sonrası için veliaht prens tayin etti. Ancak Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın bazı tavırlarının babasını rahatsız ettiği ve bu yüzden aralarında birtakım ihtilaflar çıktığı son dönemde yayınlanan bazı haberlerde dile getirildi. Haberlerde bu ihtilaflar ve Bin Selman'ın bazı konularda yetkilerini kötüye kullanması sebebiyle babasının onun yetkilerini kısıtladığı ifade edildi.

Trump'ın Golan Tepeleri Üzerindeki Siyonist Hakimiyeti Tanıma Kararı

Siyonist işgal devletine her türlü desteği veren ABD Başkanı Trump, ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararından sonra siyonistlerin 1967 Haziran Savaşı'nda işgal etmiş oldukları ve Suriye'ye ait olan Golan Tepeleri üzerinde de İsrail hakimiyetini tanımanın zamanının geldiğine dair açıklama yaptı.

Karaciç Hakkında UCM'nin Yeni Kararı

Bosna-Hersek'te büyük katliamlar yapan Sırp çetniklerin lideri olmasından dolayı Bosna kasabı olarak nitelendirilen Sırp ırkçısı Radovan Karaciç, yirmi yıl süren yargılamadan sonra 2016'da Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından kırk yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Karaciç bu cezaya itiraz etmişti. Bunun üzerine UCM onun davasını yeniden ele aldı ve bu kez ömür boyu hapse çevirdi. Yetmiş yaşını geçmiş olan Karaciç açısından kırk yıl ceza ile ömür boyu hapis arasında bir fark yok. Ancak mahkemenin verdiği karar onun suçluluğunu ikrar etmesi açısından bir anlam taşıyor.