İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Mart 2019, Davet Mektebi

Moro'da Özerkliğe "Evet"

Bangsamoro bölgesinde, Filipinler Cumhurbaşkanı Rodrigo Duterte tarafından Temmuz 2018'de kabul edilen Bangsamoro Organik Yasası (BOL) için referandum iki aşamalı olarak 21 Ocak ve 6 Şubat 2019 tarihlerinde gerçekleştirildi. Oylama yapılan bölgelerin tümünde "evet" oylarının toplamı yüzde seksene yaklaştı. Ancak bazı alt bölgelerde "hayır" oyları fazla çıktığı için buralar oluşturulacak Bangsamoro Özerk Bölgesi'ne dahil edilmeyecek. Bununla birlikte "evet" oylarının fazla çıktığı alt bölgelerin oranı "hayır" oylarının fazla çıktığı alt bölgelere göre bir hayli fazla. Bölge açısından önemli olan ve bölgenin başkenti niteliğindeki Cotabato şehrinde ise "evet" oyu fazla çıktı.

Kurulacak özerk bölgede şimdi Geçiş Otoritesi adıyla bir geçici parlamento oluşturulacak. Bu parlamento bölgenin hükümetini oluşturacak ve başbakanı belirleyecek. Anlaşma uygulamaya geçirildikten sonra da bölgedeki halk arasında seçim yapılarak yeni parlamento oluşturulacak. Müslümanlar arasında medeni hukuka dair davalara bakmak üzere şeriat mahkemeleri kurulacak ve bu mahkemelerin vereceği hükümler resmen geçerli sayılacak. Geçiş döneminde üç bini Moro İslami Kurtuluş Cephesi elemanlarından olmak üzere altı bin kişilik bir güvenlik teşkilatı oluşturulacak.

Not: Moro'daki özgürlük mücadelesinin geçmişi, özerklik referandumu ve özerklik anlaşmasının ayrıntıları hakkında Ribat dergisinin Mart 2019 sayısı için bir dosya hazırladık.

Mısır'da Anayasa Değişikliği Planı

Mısır'da meşru yönetimi devirmek için darbe gerçekleştirerek cunta yönetimi oluşturan sonra da bu cuntayı halka onaylatmak amacıyla göstermelik seçimler yapan Abdülfettah Sisi şimdi tabut önüne gelinceye kadar tahtta kalma işini garantiye almak için anayasada değişiklik yapmaya çalışıyor. Değişikliğin öncelikli amacı Sisi'nin cumhurbaşkanlığı süresini ilk etapta 2034 yılına kadar uzatmak. Mevcut anayasa cumhurbaşkanlığı dönemlerini dört yıl olarak belirliyor ve bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanlığına seçilmesine imkân tanıyor. Buna göre Sisi zaten birinci dönemini bitirdi. İkinci döneminin de birinci yılını Mart 2019'da dolduracak. Geriye saltanattan sadece üç yıllık bir süre kalmış olacak. Ama diğer Arap ülkelerindeki diktatörler gibi o da tahta oturduktan sonra tabut önüne gelmeden onu terk etmek istemiyor. Buna göre anayasaya değişikliği ile cumhurbaşkanlığı sürelerinin altı yıla çıkarılması isteniyor. Ayrıca Sisi'nin seçilme haklarını doldurmuş sayılmaması, anayasa değişikliği yapıldıktan sonra iki kere daha seçilme hakkı tanınması için bir madde konulması isteniyor. Bu durumda Sisi'nin eski anayasaya göre süresi 2022'de dolacak. Ondan sonra iki kere altışar yıllığına seçilme imkânı olacak. Bu durumda 2034 yılına kadar cumhurbaşkanlığı koltuğunda kalması mümkün olacak. O tarihte hâlâ ölmemiş olursa yeni bir anayasa değişikliği yapmayı düşünebilir. Planlanan değişiklikte aynı zamanda cumhurbaşkanının ve ordunun yetkilerinin genişletilmesi isteniyor.

Anayasa değişikliği teklifi Sisi'nin adamları tarafından hazırlanıp Meclis'e sunuldu. Meclis'in ilgili komisyonu teklifi hızlı bir şekilde görüşerek gündeme aldı. Meclis'te aranan üçte ikilik çoğunluğun desteği çok rahat bir şekilde elde edildi. Ardından onaylaması için Sisi'ye gönderildi. Bu da tabii işin tiyatrosu. Sisi tarafından sipariş edilen değişikliğin yine onun onayına sunulması gerekiyor. O da onayladığında halkın onayına sunulması için referandum yapılacak. Ama Sisi cuntasının hüküm sürdüğü bir ortamda halkın özgür iradesinin ortaya çıkması, dürüstçe bir referandum yapılması mümkün olmayacağı için sonuç yine Sisi'nin planına göre olacak.

Papa'nın BAE Ziyareti ve Dinler Arası Diyalog

FETÖ'den sonra İslam dünyasında dinler arası diyaloğun ihalesini bir tür mafya devlet niteliği taşıyan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) devralmış gibi görünüyor. Bu amaçla katolik dünyasının lideri Papa Francesco geçtiğimiz Şubat ayının başlarında BAE'nin davetiyle bu ülkeye bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin amacı sözde dinler arası diyalog konusunda toplantılar düzenlemek ve görüşmeler yapmaktı. BAE yönetimi aynı günlerde Müslümanlar adına da diktatör Sisi'nin saray ulemasından olduğu bilinen Ezher Şeyhi Ahmed Et-Tayyib'i davet etti. O da başpapazla öpüşerek medyaya poz verdi. Papa ile Ezher Şeyhi aralarında İnsan Kardeşliği adını verdikleri bir belgeyi imzalayarak aşırılığa karşı mücadele etme taahhüdünde bulundular. Papa Francesco BAE ziyareti esnasında aynı zamanda bir stadyumda bu ülkedeki hıristiyanları toplayarak bir toplu ayin yaptı.

Lübnan'da Yeni Hükümet Kurulması

Lübnan'da 6 Mayıs 2018'de gerçekleştirilen genel seçimlerin üzerinden dokuz aya yakın bir süre geçtikten sonra 31 Ocak 2019 tarihinde yeni hükümet konusunda anlaşma sağlandığı açıklandı. Yeni hükümette başbakanlık yine Müstakbel Partisi'nin lideri Sa'd El-Hariri'ye verildi. Onun partisine de beş bakanlık verildi. İkisi de Şii partisi olan Hizb ve Emel partilerine üçer bakanlık verildi. Ayrıca Hizb'e yakın tavırlarıyla öne çıkan Sünni kökenli bir bağımsız milletvekiline de bakanlık verildi. Böylece Hizb - Emel ittifakı hükümette yedi bakanlık elde etmiş oldu. Bunların yanı sıra bu ittifakla işbirliği içinde olan bazı hıristiyan partileri de bakanlıklar aldılar. Böylece Lübnan'da geniş tabanlı bir hükümet kurulmuş oldu. Ancak bu hükümette zıtların bir araya getirilmesine çalışıldı. Dolayısıyla işlemesi konusunda ciddi sıkıntılar yaşanacağı tahmin ediliyor. Çünkü Hizb - Emel ittifakı hükümette başbakanın kendi siyasetine göre karar almasını ve tavır ortaya koymasını engelleyecek kadar bir koltuk elde etmiş durumda.

Varşova Konferansı ve İsrail Merkezli Yeni Bir Ortadoğu Planı

13-14 Şubat 2019 tarihlerinde ABD'nin öncülüğünde ve Trump'ın talepleri doğrultusunda Polonya'nın başkenti Varşova'da "Ortadoğu'da Barışın ve Güvenliğin Geleceğini Desteklemek" başlığıyla bir konferans düzenlendi. Konferansta genellikle İran'dan kaynaklanan tehlikeye karşı bir güç birliği oluşturulması havası verilmeye çalışıldı. Ancak gerçekte İran'ı hedefe yerleştirirken merkezine siyonist işgal rejiminin oturtulduğu bir "Yeni Ortadoğu" planlamak için bir araya gelindiği anlaşılıyordu. Arap ülkeleri adına konferansa katılanlar siyonist işgal devletinin başbakanı Netanyahu'yla aynı masaya oturmalarıyla ve birlikte poz vermeleriyle dikkat çektiler. Konferans öncesinde Arap ülkelerinin işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirmek için önemli adımlar atmaları da bu açıdan dikkat çekiciydi.

Filistin direnişi adına açıklama yapanlar Varşova Konferansı'nın Filistin davasını tarihe gömmeyi amaçladığına dikkat çekerek Arap ülkelerinin bu konferansa katılmalarına tepki gösterdiler.

Not: Arap ülkelerinin İsrail'le ilişkileri normalleştirmeleri ve Varşova Konferansı'nın ayrıntıları hakkında Vuslat dergisinin Mart 2019 sayısı için bir dosya hazırladık.

Suud Veliaht Prensinin Asya Çıkartması

Kaşıkçı cinayetinden dolayı Batı ülkelerinde ciddi eleştirilere maruz kalan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Şubat ayında bir Asya turuna çıkması kendisine yeni kapılar arama çabası içinde olduğunu ortaya koydu. Veliaht Prens seyahatine Pakistan'dan başladı. Burada yöneticiler tarafından sıcak ilgiyle karşılanan Veliaht Prense karşı halk tarafından da muhtelif protesto gösterileri düzenlendi. Veliaht Prens Pakistan'la yirmi milyar dolarlık anlaşmalar yaptı. Oradan sonra Hindistan'a geçti. Burada da aynı manzaralar söz konusuydu. Bin Selman'ın üçüncü durağı ise Çin'di. Çin ekonomik çıkarlarına önem veren, insanî değerleri hiç önemsemeyen bir ülke olduğu için Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensinin ziyaretini de oldukça önemsiyordu.

Suud Zindanlarında Düşünce Mahkûmlarının Açlık Grevi

Suudi Arabistan'da sırf düşüncelerinden, siyasi tavırlarından ve tercihlerinden dolayı zindanda tutulan ilim ve fikir adamlarına yönelik baskı ve eziyetler devam ediyor. Bunlardan bazıları hakkında da savcılık idam talebinde bulunuyor. "Düşünce mahkûmu" olarak nitelendirilen bu ilim ve fikir adımlarından bazıları maruz kaldıkları uygulamaları protesto ve seslerini dünyaya duyurmak amacıyla açlık grevleri başlattılar.

BM'nin Kaşıkçı Soruşturması

Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda vahşi bir yöntemle katledilen gazeteci yazar Cemal Kaşıkçı'ya yönelik cinayet hakkında ön bilgi edinmek amacıyla BM, Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard'ın başkanlığında bir heyeti Türkiye'ye gönderdi. Ancak Suudi Arabistan Başkonsolosluğu BM heyetinin konsolosluk binasında araştırma yapmasına ve bilgi edinmesine fırsat vermedi. BM heyetinin başkanı Callamard, Kaşıkçı cinayetinin önceden planlanmış kasıtlı bir cinayet olduğu kanaatine vardıklarını dile getirdi.

Filistin'de El-Hamdallah Hükümetinin İstifası

Filistin'de görünüşte Hamas ile Fetih arasında yapılan uzlaşmaya göre kurulan ama uzlaşmanın şartlarını yerine getirmeyerek Gazze'ye yaptırım uygulamaya devam eden Rami El-Hamdallah hükümeti Fetih Merkez Kurulu'nun talebi üzerine istifa etti. Hamas istifayla ilgili açıklamasında bu istifanın, yeni bir uzlaşma hükümeti oluşturulması için ortak kararla değil tamamen Fetih örgütünün kendi içindeki siyaseti gereğince istifa ettiğini ve yerine aynı nitelikte bir hükümetin getirilmesi durumunda da bu hükümetin istifasının bir anlam ifade etmeyeceğini dile getirdi. Yeni hükümet kuruluncaya kadar El-Hamdallah hükümetinin görevine devam etmesi kararlaştırıldı.

Prof. Dr. Muhammed Sıyam'ın Vefatı

Filistin'de İslamî hareketin ileri gelenlerinden, Mescidi Aksa'nın eski hatibi ve Gazze İslam Üniversitesi'nin eski rektörü Prof. Dr. Muhammed Sıyam, Sudan'ın başkenti Hartum'da beyin kanaması sebebiyle hayata veda etti. 1987'de birinci intifadanın ilk kıvılcımının çaktığı yer Gazze İslam Üniversitesi'ydi ve o dönemde bu üniversitenin rektörlüğünü Prof. Dr. Muhammed Sıyam yapıyordu. Filistin'deki özgürlük mücadelesinde ve İslâmî faaliyetlerde önemli hizmetleri olan çok değerli bir ilim adamıydı. İşgal rejimi tarafından yurdundan çıkarıldığı için son dönemlerde vatanı dışında yaşamak zorunda kalmıştı. Yüce Allah'tan kendisine rahmet ve mağfiret diliyor, mekânının cennet olmasını temenni ediyoruz.