İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Şubat 2019, Davet Mektebi

Sudan'da Gösteriler

Sudan'da ekonomik sıkıntılar aslında epey bir süreden beri yaşanıyor. Bunun birinci sebebi tabii ki küresel emperyalizmin Batı kanadının Sudan'ı sıkıştırması ve ekonomik yönden ona ambargo uygulaması. Ülkenin ikiye bölünmesi ve Güney Sudan diye ayrı bir devletin kurulması da Sudan tarafında bazı ekonomik sıkıntıların artmasına yol açan bir gelişme oldu. Çünkü özellikle petrol kaynaklarının önemli bir kısmı Güney Sudan tarafında kaldı ve petrolden elde ettiği gelirler bayağı azaldı. Suudi Arabistan'ın liderliğindeki Körfez koalisyonunun Katar'a abluka uygulaması sürecinde Sudan'ın bu ablukaya destek vermemesi ve Katar'la ilişkileri sürdürmesi sebebiyle Suudi Arabistan'ın bu ülkeye olan yardımlarını tamamen kesmesi ise ekonomik sıkıntıların daha da artmasına neden oldu.

Fakat muhalefet partilerinin ve ülkedeki bazı sivil toplum kuruluşlarının kitlesel tabanı Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El-Beşir'in, Suriye'deki Baas diktatörü Beşşar El-Esed'i ziyaret etmesinin hemen ardından meydanlara dökmesinin de tesadüfi bir gelişme olduğunu düşünmüyoruz. Sudan muhalefetinin, Beşir'in Suriye'deki zulüm rejiminin liderini ziyaret etmesi karşısında toplumda oluşan rahatsızlığı ekonomik sıkıntılardan kaynaklanan rahatsızlıklarla birleştirerek tepkinin sokaklara taşmasını sağlaması daha kolay olmuştur.

Sudan Cumhurbaşkanının olayların dış güçler tarafından yönlendirildiği iddiaları vakıanın arkasında duran gerçek nedenlerin üstünü örtmez. Olayların asıl nedeni Sudan'da uzun süreden beri devam eden ekonomik sıkıntılardır. Ama dediğimiz gibi bunun hızlı bir şekilde kitlesel harekete dönüştürülmesinde ve tepkilerin çok hızlı bir şekilde meydanlara taşmasında cumhurbaşkanının önemli bir siyasi hatasının da rolü olmuştur.

Doğu Türkistan'da Eğitim Kampları mı Zulüm Kampları mı?

Doğu Türkistan uzun süreden beri Çin işgali altında. İşgalci Çin yönetimi buranın Müslüman halkına sürekli zulmediyor. Son dönemde de "yeniden eğitim" iddiasıyla bölge ahalisinden bir milyondan fazla insanı zulüm kamplarına topladı. Bu insanlara o kamplarda çeşitli şekillerde eziyet ediliyor. Onların geride kalan çocuklarına da yakın akrabalarının sahip çıkmasına müsaade edilmiyor. Bu çocuklar yetim yurtlarına götürülerek ateist bir eğitime tabi tutuluyorlar. Asıl amaç da zaten bu çocukların ailelerinden koparılması suretiyle dinsiz bir eğitime tabii tutulmaları. Çünkü her ne kadar okullarda ateist bir eğitim verilse de çocukların evlerinde ailelerinden aldıkları eğitimle Müslüman kimliklerini muhafaza ettikleri gözlemleniyordu. O yüzden şimdi yetişen nesli ailelerinden de kopararak onları tümüyle dinsiz bir eğitime tabi tutmayı hedefliyorlar.

İlginç olan bir şey ise Çin hesabına yayın yapan birtakım medya organlarının Doğu Türkistan olayının abartıldığını, burada insanlara zulmedilmediğini, kamplarda toplananların eğitime tabi tutulduklarını ve o insanların o kamplara gönüllü olarak gittiklerini iddia etmeleri. Bunlar tabii elde ettikleri çıkarlar karşılığında Suriye'deki Baas zulmünü örtmeye çalıştıkları gibi bugün de Çin'de zulüm rejiminin Doğu Türkistan Müslümanlarına yaptığı zulmü "eğitim" kamuflajı ile gizlemeye çalışıyorlar.

Suudi Arabistan Hükümetinde Değişiklikler

Suudi Arabistan'da 27 Aralık 2018 Perşembe akşamı bazı bakanlıklarda, emirliklerde, Şura Meclisi üyeliklerinde ve bazı ulusal kurumların yönetimlerinde değişiklikler oldu. Suudi Arabistan'da seçim veya parlamenter düzen olmadığı için kral istediği değişiklikleri yapabiliyor. O yüzden değişiklikler hükümet değişikliği değil yeni atamalar şeklinde oluyor. 27 Aralık tarihinde gerçekleştirilen değişikliklerin de bu ülkede bakanlıklarda ve üst kademelerde son yıllarda gerçekleştirilen en geniş çaplı değişiklik olduğu ifade edildi.

Bu değişiklikte Cemal Kaşıkçı olayının etkisi olduğu tahmin ediliyor. Cinayetin gerçekleştirilmesinden kısa bir süre sonra Ekim 2018'de küçük çaplı değişiklik yapılmıştı. O zaman istihbarat başkan yardımcısı Tümg. Ahmed Asiri ve Kraliyet Divanı Müsteşarı Suud El-Kahtani görevden alınmıştı.

Fakat son değişiklikte, Kaşıkçı cinayetinde birinci derecede rolü olduğu tahmin edilen Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın konumuna dokunulmadı. Başbakan yardımcısı, Savunma Bakanı, Güvenlik ve Siyaset İşleri Kurulu Başkanı ve Ekonomik İşler Kurulu Başkanı vasıfları aynen devam etti.

Önemli bir gelişme de saray darbesi olaylarında Riyad'daki beş yıldızlı Ritz Carlton Oteli'nde gözetim altına alınan İbrahim El-Assaf'ın Dışişleri Bakanı yapılması oldu. Kraliyet ailesine yaranmak ve veliaht prensin Kaşıkçı cinayetinin üstünü örtmek için muhtelif numaralar çeviren Adil Cübeyr ise bu görevden alındı. Onun rütbesi düşürülerek Dış İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı yapıldı.

Bu arada Kral Selman'ın bir diğer oğlu Sultan bin Selman da yeni kurulan Uzay Komitesi'nin başkanı yapıldı.

Önemli bir gelişme de Suudi Arabistan'da ilk kez bir bayanın bakan yardımcısı yapılması oldu. İman bintu Hibas ibni Sultan El-Metıri Ticaret ve Finans Bakanı'nın özel yardımcısı yapıldı.

Suud yönetiminin böyle geniş çaplı hükümet değişikliği yapmasında imaj düzeltme girişiminin önemli rolü olduğu tahmin ediliyor. Çünkü Kaşıkçı cinayetinden dolayı bu ülkenin imajı ciddi şekilde yıpranmıştı. Ancak cinayetin baş sorumlusu durumundaki veliaht prensin konumuna dokunulmamasının imaj düzeltme atağıyla hedeflenenin elde edilmesinin biraz zor olacağını gösteriyor.

Suud El-Kahtani'nin Kaçtığı İddiası

Suud El-Kahtani, Suudi Arabistan'ın Kraliyet Divanı'nın eski üyesi ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MbS)'ın eski danışmanı. Aynı zamanda Suud rejimini eleştirenlere karşı oluşturduğu sosyal medya ordusunu komuta etmesiyle, birilerine sosyal medya üzerinde saldırılması gerektiğinde hemen bu orduyu harekete geçirmesiyle ve çok çirkin ifadelerle, iğrenç küfürlerle saldırtmasıyla bilinen kişi. Bu kişinin aynı zamanda Kaşıkçı cinayetini gerçekleştiren timi yönettiği tahmin ediliyor. O yüzden Suud yönetimi Kaşıkçı cinayetini itiraf etmek zorunda kalmasından sonra Kahtani'yi resmi olarak Kraliyet Divanı üyeliğinden aldı.

Suud medyası geçtiğimiz ay onun kaçtığına dair haberler yayınladı. Ancak bu haberlerin gerçekte onu gizlemek amacıyla piyasaya sürüldüğü ve onun kaçması ihtimalinin bulunmadığı tahmin ediliyor.

Washington Post gazetesinin yazarı David Ignatius, Suudi Arabistan'daki bazı kaynaklara dayandırdığı iddiasında Veliaht Prens MbS'nin Kahtani ile sürekli görüştüğünü ve onun gayriresmi olarak danışmanlık yapmaya devam ettiğini ileri sürdü. Ignatius onun normalde Riyad'da mecburi ikamete tabi tutuluyor olmasına rağmen iki kez Birleşik Arap Emirlikleri'ne seyahatte bulunduğunu ve Suudi rejimi hesabına sosyal medyadan saldırılar gerçekleştiren trolleri yönetmeye de devam ettiğini belirtti.

Diğer yandan sosyal medyada Suud rejimi hesabına yürütülen savaşlarda sergilenen üslûbun Kahtani'nin resmen görev başında olduğu dönemdekiyle aynı olmasının onun gayriresmi olarak görevinin başında olduğunu gösterdiğine dair yorumlar da yapıldı.

ABD'nin Suriye'den Çekilme Kararı

ABD Başkanı Trump, Suriye'de IŞİD'e yönelik savaşlarında bu örgüte galip geldiklerini ileri sürerek artık askerlerini bu ülkede tutmaları için herhangi bir sebep bulunmadığını dile getirerek çekme kararı almıştı. ABD'nin askerlerini çekme kararı alması en çok PKK'nın Suriye kanadı niteliğindeki PYD'yi rahatsız etti. Bu örgüt ABD askerlerinin çekilmesi durumunda Türkiye'nin saldırıları karşısında kendilerinin yalnız kalacağını düşünüyor.

Bazı Amerikan siyasetçiler ise PKK'nın Suriye'deki örgütüne yönelik destek için ABD askerlerinin bu ülkede kalmaya devam etmesini istediklerini dile getirdiler ve Trump'ın kararına itiraz ettiler. Trump'ın ABD askerlerinin Suriye'den çekilmesi işleminin yüz gün içinde tamamlanacağını söylemesine rağmen söz konusu tartışma yüzünden Amerika çekilme işlemini yavaştan aldı ve çekilmenin fiili olarak başlatılması yönünde herhangi bir adım atılmadı.

Çekilme konusuyla ilgili tartışmaların sürdüğü sırada, normalde PKK'nın Suriye kanadının kontrolünde olan Menbic'de bir lokantada bazı sivillerinin yanı sıra dört tane de Amerikan askerinin hayatını kaybetmesine neden olan bombalama eyleminin gerçekleştirilmesi zihinlerde birtakım soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu. Eylemi IŞİD sahiplendi. Adeta IŞİD, ABD Başkanına "Askerlerini çekme, biz burdayız!" mesajı veriyordu. Fakat bu eylem en çok PKK'nın Suriye kanadının işine yarıyordu ve özellikle de onun kontrolündeki bir bölgede gerçekleştirilmesi dikkat çekiciydi. Gerçekte bu olay PKK ile IŞİD'in işbirliği hakkında önemli ipuçları taşımaktadır. Zaten IŞİD'in Suriye'deki direniş güçlerini arkadan vurarak ele geçirdiği toprakları göstermelik birtakım çatışmaların ardından PKK'ya teslim etmesi de bu konuda ipuçları taşımaktadır. Bu oyun haçlıların Kudüs'ü ve Filistin'i ele geçirmek için Mısır'daki Fatımilerle yaptığı karanlık işbirliğine ne kadar da benziyor. Göründüğü kadarıyla henüz IŞİD'in işi bitmemiş ve küresel emperyalizminin İslam dünyasına yönelik kirli oyunları için ona henüz ihtiyacı var.

Arap Ülkelerinin Esed Rejimiyle Köprüleri Yeniden İnşa Etme Atakları

Suriye'deki Baas diktasına destek konusunda ABD gibi perde arkasından oyun oynayan Arap dikta rejimleri Esed'in kazıklarını yeniden çakmaya başladığı konusunda güçlü kanaate ulaşınca onunla köprüleri tekrar inşa etmek için birbirleriyle yarışmaya başladılar. Sisi cuntası da onun dondurulan Arap Birliği üyeliğinin tekrar normalleştirilmesi için işaretler vermeye başladı.

Gazze'yi Sıkıştırma Konusunda Abbas, Netanyahu'dan Geride Kalmıyor

Gazze'yi kıskaca alma ve sıkıştırma konusunda siyonist başbakan Benyamin Netanyahu'dan geri kalmayan Mahmud Abbas, Ocak 2019'da da Gazze'de çalışan çok sayıda memurun ve bu bölgede oturan şehit ve esir ailelerinin maaşlarını kesti.

Bangladeş Seçimleri

Bangladeş'te saltanatı ele geçirdikten sonra seçimlerin sonuçlarını da istediği gibi belirleyen Şeyh Hasina'nın liderliğindeki Avami Birliği'nin başını çektiği Büyük İttifak 30 Aralık 2018 tarihinde göstermelik olarak gerçekleştirilen seçimlerde 300 üyeli parlamentoda 280'den fazla sandalye kazandı. Böylece Şeyh Hasina üçüncü kez seçimleri kazanmış oldu.

Moro'da Özerklik Referandumu

Moro İslami Kurtuluş Cephesi ile Filipinler hükümeti arasında Temmuz 2018'de kabul edilen anlaşmanın halka arz edilmesi için 21 Ocak 2019 tarihinde Moro - Mindanao bölgesinde referandum yapıldı. Biz bu yazıyı yazdığımızda henüz sonuçlar ortaya çıkmamıştı. İnşallah sonuçlara göre önümüzdeki ay değerlendirme yapma fırsatımız olur.

Ürdün'de Yemen'in Esir Değişimi Görüşmeleri

Yemen konusunda İsveç'te Aralık 2018'de gerçekleştirilen görüşmelerde esir değişimi konusunda bir ilke anlaşması sağlanmıştı. Bu anlaşmanın uygulamaya geçirilmesi amacıyla Ocak 2019'da Ürdün'ün başkenti Amman'da görüşme yapıldı. Ancak ihtilaflar tam olarak çözülemediği için esir değişiminin fiilen başlatılması konusunda bir ittifak sağlanamadı. BM temsilcisi bununla birlikte mesele hakkında önemli bir ilerleme kaydedildiğini ileri sürdü.