Cezayir halkı cuntadan kurtulmak istiyor

Mayıs 2019, Vuslat

Cezayir'de en son cumhurbaşkanlığı seçimleri 17 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirilmişti. 2014 seçimlerinde oy kullanım oranının %51.57 olduğu iddia edildi. Fakat yapılan yorumlarda ve açıklamalarda bu bilginin doğru olmadığı, gerçekte oy kullanım oranının yüzde yirmiyi geçmediği dile getirildi.

Sonucu baştan belirlenmiş seçimlerde, kendisi tekerlekli sandalyeyle sandık başına giden 77 yaşındaki Abdülaziz Buteflika oyların %81'ini alarak seçilmişti. Yani bir ayağı çukurdaki Buteflika tek başına, karşısına rakip olarak çıkan beş adayın aldığı toplam oyun dört katından çok oy almıştı.

Fakat Cezayir'de Buteflika'nın dört kez üst üste cumhurbaşkanı seçilmesi diğer Arap ülkelerindeki diktatörler gibi otoriter bir kimliğinden değil cuntanın adamı olmasından ve cunta yönetiminin sahneye onu koyarak işini yürütmeyi tercih etmesinden kaynaklanıyordu. Çünkü Cezayir'de şahıs diktasının değil askeri cunta diktasının saltanatı sürüyor. Cumhurbaşkanı ise cuntanın sadece bir kuklasıdır.

Cumhurbaşkanının beş yıllık süresinin dolmasının ardından normalde 18 Nisan 2019 tarihinde yeni seçimlerin yapılması gerekiyordu. Sağlık durumu 2014'tekine nispetle daha da kötüleşmesine rağmen Buteflika bu seçimlerde yeniden aday olacağını ortaya koydu. Tabii onun, cuntanın gözetiminde dört dönem cumhurbaşkanlığı yapmasından sonra beşinci kez yeniden aday olacağını ortaya koyması halkın tepkisine neden oldu.

Buteflika, askeri cunta adına siyasi iktidarı elinde bulunduran Ulusal Kurtuluş Partisi'nin adayı olarak seçimlere katılmak istiyordu. Fakat onun yeniden cumhurbaşkanı seçilmesini isteyen gerçekte askeri cuntaydı. Çünkü cunta onu sembolik olarak cumhurbaşkanlığı makamında gösteriyor, işleri perde arkasından kendisi yürütüyordu.

Onun yeniden aday gösterilmesi seçimi peşinen kazanması anlamına geliyordu. Çünkü seçimlerin dürüst olmayacağından ve cuntanın tercih ettiği kişinin kazanacağından kimsenin şüphesi yoktu. Halkın meydanlara çıkmasının ve Buteflika'nın yeniden aday yapılmasını protesto etmesinin en önemli sebebi de buydu.

Halkın meydanlara çıkması ve Buteflika'nın adaylığına tepki göstermesi üzerine cunta doğrudan halkla karşı karşıya gelmesinin tehlikeli sonuçlara sebep olabileceğinin, Arap Baharı sürecinde bazı Arap ülkelerinde diktatörlerin devrilmesine neden olan hadiselerin Cezayir'de de yaşanmasının mümkün olabileceğinin farkına vardı. O yüzden olayları yatıştırabilmek, halkın tepkilerinin son bulmasını sağlayabilmek için Buteflika'nın aday yapılması konusunda ısrarlı olmamayı tercih etti. Bunun üzerine Buteflika adaylıktan çekildiğini açıkladı. Onun adaylıktan çekilmesi gerçekte kendisinin geri adım atması değil arkasında duran cuntanın geri adım atmasıydı. Çünkü cunta için kendisinin kurduğu çarkın dönmesi Buteflika'nın beşinci kez cumhurbaşkanı seçilmesinden önemliydi.

Fakat Buteflika bir yandan adaylıktan çekildiğini açıklarken bir yandan da seçimleri belirsiz bir tarihe erteledi. Dolayısıyla onun adaylıktan çekilmesiyle halkın talebi tam olarak yerine gelmiş olmuyordu. Çünkü seçimin belirsiz bir tarihe kadar ertelenmesi suretiyle bir bakıma onun cumhurbaşkanlığı süresi seçimsiz bir şekilde uzatılmış oldu. Bu yüzden onun adaylığına tepki gösterenler bu kez "Biz Buteflika'sız bir seçim istiyorduk; seçimsiz bir Buteflika ile karşı karşıya kaldık" ddediler. Dolayısıyla cuntanın bu numarasını kabul etmek istemedi ve her hal ü kârda Buteflika'nın gitmesini istediklerini ortaya koydular. O yüzden gösterilerini ve tepki eylemlerini sürdürdüler. Gösterilerde taşıdıkları pankartlarda şu ifade özellikle dikkat çekiyordu: "La li't-temdid La li't-te'cil... Len nekbele siva bi'r-rahil" Yani "Uzatmaya da hayır ertelemeye de hayır... Cumhurbaşkanının çekip gitmesinden başkasını kabul etmeyeceğiz."

Halkın tepkisinin ve protesto eylemlerinin devam etmesi üzerine Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Yardımcısı Ahmed Kayid Salih devreye girerek halkın talebinin haklı olduğu yönünde açıklama yaparak, anayasanın 102. maddesi gereğince Buteflika'nın artık cumhurbaşkanlığı makamını boşaltması gerektiğini söyledi. Çünkü cunta artık Buteflika'nın fotoğraflarıyla işin yürütülemeyeceğini, vitrinde bir değişiklik yapılmasının zorunlu olduğunu anlamıştı. Genelkurmay Başkanı, Buteflika'nın cumhurbaşkanlığı makamını boşaltmasından sonra Millet Meclisi Başkanı Abdülkadir bin Salih'in en az 45 gün süreyle geçici cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Onun bu açıklamayı yapmasının üzerinden fazla zaman geçmeden, 27 Mart 2019 Çarşamba günü, Cezayir'de iktidarı elinde bulunduran Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisi'nin Merkez Kurulu üyelerinden ve partinin ileri gelenlerinden oluşan yaklaşık yüz kişi onu destekleyen bir açıklama yaptı. İktidar partisinin ileri gelenleri Ahmed Kayid Salih'in teklifinin kabul edilmesinin ülkeyi bekleyen önemli tehlikelerin bertaraf edilmesini sağlayacağına dikkat çekti.

Buteflika'nın cumhurbaşkanlığı makamından çekilmesi için gerekçe gösterilen 102. madde ise cumhurbaşkanının vefatı veya görevini yerine getiremeyecek hale gelmesi durumunda Millet Meclisi başkanının en fazla doksan günlüğüne geçici cumhurbaşkanı olarak tayin edilmesini ve bu süre içinde seçim yapılmasını istiyor.

Görüldüğü kadarıyla cunta, "mücahit lider, büyük lider" diye halka pazarlamaya çalıştığı Buteflika ile artık yola devam edemeyeceğini anladığı için onun görevini yerine getirmekten aciz olduğuna hükmetmiş ve emekli edilmesine karar vermişti.

Genelkurmay Başkanının ve iktidar partisinin ileri gelenlerinden bir ekibin bu talepleri ülkede bir tartışmaya neden oldu. Aralarında Abdülaziz Buteflika'nın kardeşi Said Buteflika'nın da bulunduğu bir iş adamları grubu ve iktidar partisinden bir kesim cumhurbaşkanının seçimlere kadar görevine devam etmesini savunuyordu.

Bu tartışma üzerine Genelkurmay Başkanı ağırlığını koyarak, Buteflika'nın seçimlere kadar görevde kalmasını savunanlara karşı tavır aldı ve bir muhtıra yayınladı. Ordunun ileri gelenlerinin de desteğiyle yayınlanan muhtırada Buteflika'nın görevinin devam etmesi konusunda ısrar eden kesimin "sahtekârlığı ve insanları aldatmayı kendilerine meslek edinmiş bir çete" olarak nitelendirilmesi dikkat çekiciydi.

İşin gerçeğinde, daha yakın zamana kadar kendileri de bu çetenin içindeydi ve "sahtekârlığı ve insanları aldatmayı kendilerine meslek edinmiş" nitelemesi hepsi için gayet isabetliydi. Halktan gelen tepkiler ve bu tepkilerin meydanlara taşması karşısında ordunun ileri gelenleri halkın yanında duruyormuş görünerek kendilerini söz konusu nitelemenin dışında tutmaya, bu nitelemenin kapsama alanını daraltmaya çalıştılar.

Ordunun ileri gelenleri açıklamalarında kendilerinin halkın isteklerini haklı bulduklarını ve bütün istekleri yerine gelinceye kadar da onun yanında yer almaya devam edeceklerini dile getirdiler. Bu konuda ordunun tavrının açık olduğunu ileri sürdüler. Ordunun, uzun süreden beri sabreden ve artık meşru haklarını geri almasının zamanı gelmiş olan halkın yanında olduğunu ifade ettiler.

Bu açıklama, yıllardan beri halkın tepesine oturmuş ve ona karşı dipçiğin gücünü kullanan ordunun bu kez onun taleplerini gerçekten haklı bulduğunu ve bu talepleri yerine gelinceye kadar da ona destek vereceği iddiasında samimi olduğunu göstermiyordu. Halkın tepkisinin gittikçe yayılmasından duyduğu endişeden dolayı havayı yumuşatma amacı taşıyordu.

Genelkurmay Başkanının ve onun etrafında toplanan ordu ileri gelenlerinin muhtırası karşısında Buteflika hiç zaman kaybetmeden istifa etti.

Ancak onun istifası halkı tatmin etmedi ve halk gösterilerine, protesto eylemlerine devam etti. Çünkü Buteflika'nın istifası fazla bir anlam ifade etmiyordu. Onun varlığı zaten sembolik bir anlam taşıyordu. Asıl sorun oluşturanlar onu perdenin önüne yerleştirip toplumu onunla meşgul ederek kendileri perdenin arkasında iş çevirenlerdi. Halk sadece Buteflika'nın değil sistemin ana kazıkları niteliğindeki diğer yöneticilerin de istifa etmesini ve sistemde köklü bir değişiklik yapılmasını, halkın özgür iradesinin yönetime yansıması için şartların oluşturulmasını istiyordu.

Buteflika'nın istifa etmesinden birkaç gün sonra anayasanın 102. maddesi gereğince Meclis Başkanı Abdülkadir bin Salih geçici cumhurbaşkanı olarak atandı. Bin Salih'in anayasanın tanıdığı 90 günlük süre dolmadan 4 Temmuz 2019 tarihinde seçimlerin yapılacağı taahhüdünde bulunmasına rağmen halk onun geçici cumhurbaşkanı olarak atanmasına razı olmadı ve onun da gitmesi talebiyle gösteriler düzenlemeye devam etti. Onun geçici cumhurbaşkanı tayin edilmesinden sonraki Cuma günü yani 12 Nisan 2019 tarihinde, güvenlik organlarının aldığı tüm tedbirlere ve yaptığı bütün engellemelere rağmen başkent Cezayir'de düzenlenen gösterilere katılım daha da arttı. O zamana kadar gösteriler karşısında nispeten itidalli davranan ve müdahalelerin ters tepmesinden çekindiği için şiddete başvurma tercihi pek yapmayan Cezayir güvenlik organları 12 Nisan tarihindeki gösterilere müdahale etti ve 108 kişiyi tutukladı. Ama emniyet güçlerinin müdahalesi olayları kontrol altına alabileceğini ve halkın tepkilerini bastırabileceğini ortaya koymuyordu. Gidişat halkın tepkisini daha da genişletme temayülünde olduğunu ortaya koyuyordu.

Halkın Abdülkadir bin Salih'in geçici cumhurbaşkanı olarak atanmasına itiraz etmesinin ve Buteflika'nın istifasıyla tatmin olmamasının asıl sebebi ise sistemde köklü bir değişik yapılmayıp sadece piyonların yerinden oynatılmasıyla oyunun bozulmayacağı, Temmuz'da gerçekleştirileceği vaadedilen seçimlerin de ümit verici olmayacağı, o tarihte halkın özgür iradesini ortaya koymasına imkan verecek dürüstçe bir seçim yapılmaması durumunda gelecek kişinin yine cuntanın kuklası olarak görev yapacağını dolayısıyla Buteflika'dan fazla bir farkının olmayacağını kesin bir şekilde bilmesiydi.

Cezayir halkının istediği sadece Buteflika'nın veya Bin Salih'in yahut onlarla aynı rolleri oynayan kişilerin istifa etmesi değil, cunta diktatörlüğünün sona ermesidir. Ama gerek bu ülkedeki askeri cunta, gerekse onun arkasında duran küresel güçler, Avrupa rejimleri ve Arap dünyasındaki muhtelif dikta rejimleri Cezayir halkına özgür iradesini kullanma imkanı verilmesi durumunda onun tercihinin İslam'dan, İslamî duyarlılığa sahip olanlardan yana olacağını biliyorlar. O yüzden onu böyle göstermelik istifalarla oyalamak, kuklaları değiştirmek, sonra da sonucunu yine kendilerinin belirleyeceği göstermelik bir seçimle kandırmak istiyorlar.

Not: Sudan'daki askeri darbeyi ve arkasındaki gelişmeleri Allah'ın izniyle Ribat dergisinin Mayıs 2019 sayısı için yazacağımız dosyada ele almaya çalışacağız.