Moro'da Özerklik Anlaşması

Mart 2019, Ribat

Filipinler'in güneyinde bulunan ve Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları Moro, Mindanao ve bunlara bağlı bazı adalarda 1970'ten bu yana Müslümanlar tarafından bağımsızlık mücadelesi verilmektedir. Müslümanların bağımsızlık mücadelesini koordine etmek üzere ilk ortaya çıkan hareket 1972'de kurulan Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi'dir. Ancak bu hareketin ileri gelenlerinden Selâmet Haşim, MNLF'nin kurucu lideri Nur Misvari'nin çizgisini benimsemediği için 1977'de bu hareketten ayrılarak Moro İslâmi Kurtuluş Cephesi (MILF) adında bir başka örgüt kurdu.

Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) 22 yıl süren mücadeleden sonra Ekim 1992'de Filipinler hükümetiyle ateşkese gitmişti. 16 Nisan 1993'te de Endonezya'da "barış" görüşmeleri başlatıldı. 7 Kasım 1993'te bir ateşkes anlaşması ve bir de ilkeler anlaşması imzalandı. Sonuçta üç yıldan fazla süren görüşmelerden sonra Moro ve Mindanao adalarının bulunduğu Güney Filipinler'deki bazı bölgelere MNLF öncülüğünde özerklik verilmesi üzere bir anlaşma imzalanması konusunda ittifak sağlandı. Yani bu, bir özerklik anlaşması değil özerklik verilmesi konusunda ittifak mahiyeti taşıyordu. Bu konuda hazırlanan ilk barış anlaşması taslağı da 23 Haziran 1996'da Güney Filipinler'in Davao kentinde parafe edildi. 2 Eylül 1996 tarihinde de bu anlaşma Endonezya'nın başkenti Jakarta'da taraflarca imzalanarak resmen uygulamaya geçirildi.

Anlaşma, Güney Filipinler'deki 14 bölgeye özerklik verilmesini öngörüyordu. Ancak ilk geçiş döneminde MNLF'nin bu 14 bölgenin yönetiminde herhangi bir rolü olmayacaktı. Sadece Barış ve Kalkınma Meclisi adı altında bir meclis oluşturulacak ve başkanlığına da Nur Misvari getirilecekti. Bu meclis bölgedeki yerel yönetimlere sadece bazı tavsiyelerde bulunabilecekti. Bu tavsiyelerin uygulanması zorunluluğu olmayacaktı. Barış ve Kalkınma Meclisi'ne bağlı olarak Müslümanların dini işlerinin koordinasyonuyla ilgilenmek üzere bir Fetvâ Dairesi oluşturulacaktı. Bu dairenin yetkilileri söz konusu meclisin başkanı tarafından atanacaktı.

Barış ve Kalkınma Meclisi'nin görev yapacağı geçiş dönemi üç yıl sürecekti. Bu sürenin bitiminde söz konusu 14 bölgede referanduma gidilerek halktan "özerkliği mi yoksa Manila yönetimine bağlı kalmayı mı" istedikleri sorulacaktı. Bu referandumda halkının çoğunluğu özerkliği isteyen bölgelere tam özerklik verilecekti.

Malezya hükümeti kurulacak özerk Moro yönetimine ekonomik açıdan destek vereceğini açıkladı. O zamanki Malezya dışişleri bakanı Abdullah Bedevi, Filipinler yönetimiyle MNLF arasında bir barış anlaşması imzalanmasını olumlu bir gelişme olarak gördüklerini ve kurulacak Moro yönetimine yardımcı olacaklarını bildirdi.

Moro İslâmi Kurtuluş Cephesi (MILF) ve daha radikal görüşleriyle tanınan Ebu Seyyaf grubu Barış ve Kalkınma Meclisi'ne idari ve siyâsi açıdan hiçbir yetkinin verilmemesi ve söz konusu 14 bölgeye özerklik verilmesinin referandum şartına bağlanması sebebiyle karşı çıktılar. Bölgede 1946'dan bu yana uygulanan nüfus kaydırma politikası dolayısıyla özerklik verileceği bildirilen 14 bölgenin çoğunda hıristiyanların oranı artırılmış durumdaydı. Bundan dolayı referandumdan "özerklik" lehine oy çıkacak bölge sayısının 4'ü geçmeyeceği sanılıyordu. Bu sebeple sözü edilen gruplar özerkliğin referandum şartına bağlanmasına karşı çıktılar.

MNLF ile anlaşmanın imzalandığı tarihte olumlu bir havanın oluşturulmasına rağmen Filipinler hükümeti taahhütlerine sadık kalmadı. Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) anlaşmayla bir bakıma kendini Filipinler hükümetine teslim ettiğinden onun anlaşmaya uymayan tavırları karşısında fazla bir şey yapamadı. Anlaşmanın uygulamaya geçirilmesi konusunda herhangi bir uluslararası gözetim olmadığından da Filipinler hükümeti kendini rahat hissediyordu.

Bir yandan da direnişin en etkili kanadını oluşturan MILF anlaşmayı tanımadığı için bu anlaşma çözüm getirmedi. Filipinler de meselenin kapanmadığını ileri sürerek anlaşmayı hayata taşımadı ve üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmedi. Cephede savaş sürdü.

Ancak anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte MNLF gerillaları büyük ölçüde bağımsızlık mücadelesinden tecrit edilmiş oldular. Bu yüzden MILF ve Ebu Seyyaf grubuna mensup milisler, hükümet kuvvetleri karşısında yalnız bırakıldılar. Bu durumda hükümet kuvvetleri karşısında biraz daha zorlanmaya başladılar. Bununla birlikte yine de direnişi bırakmadı, kendi talepleri doğrultusunda mücadeleye devam ettiler.

Fakat MILF silahlı mücadelesinde zorlanmaya başlanmıştı. 17 Temmuz 1997'de Filipinler hükümetiyle bir ateşkes anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre Filipinler hükümeti MILF'nin gerilla kamplarına yönelik saldırılarını durduracak, MILF de silahlı eylemlerine ara verecekti.

Filipinler hükümeti 2000 yılının yazında MILF'nin Ebu Bekri Sıddık kampı adı verilen askeri kampına bir askeri operasyon düzenledi. Bu kamp bu hareketin merkezi gerilla kampı olarak biliniyordu. Filipinler yönetimi bu saldırıyla aynı zamanda sözünü ettiğimiz ateşkes anlaşmasını da ihlal etmiş oluyordu. MILF'nin o zamanki lideri Selamet Haşim yaptığı açıklamada Filipinler hükümetinin imzaladığı hiçbir anlaşmaya bağlı kalmadığına dikkat çekti ve Bangsamoro bölgesinde devam eden çatışmaların tek sorumlusunun Filipinler yönetimi olduğunu dile getirdi. Selamet Haşim, Filipinler hükümetinin Moro ve Mindanao'daki Müslüman halkın kendi kendini yönetme haklarını kabul etmeyerek ve silahlı saldırı yolunu seçerek çatışmaların devam etmesine sebep olduğunu ifade etti.

Selamet Haşim, insanları rehin alarak bir şeyler yapma metodunu asla kabul etmediklerini ve buna kesinlikle karşı olduklarını dile getirdi.

Daha sonra MILF, Bangsamoro bölgesine özerklik verilmesi için BM gözetiminde, hileden uzak bir referanduma gidilmesini kabul edeceğini açıkladı.

2008'de bir anlaşma taslağı üzerinde ittifak sağlandı. Ancak bu taslak tam anlaşmanın imzalanmasına bir gün kala Filipinler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

2011'in başlarından itibaren MILF ile Filipinler hükûmeti arasında gizli görüşmeler başladı. Bu görüşmeler ateşkesin de aktif bir şekilde hayata geçirilmesini sağladı. İlk gizli görüşmeler Japonya'nın başkenti Tokyo'da yürütüldü. Sonra Malezya'nın ev sahipliğinde sürdü.

7 Ekim 2012'de Filipinler'in başkenti Manila'da, Başkanlık Sarayı Malacanang'da anlaşma imzalandı. İttifaka Filipinler adına cumhurbaşkanı Benigno Aquino, Moro İslami Kurtuluş Cephesi adına da örgütün lideri Murad İbrahim imza attı. Büyük bir kalabalığın huzurunda gerçekleştirilen imza törenine o zamanki Malezya Başbakanı Necib Abdurrezzak da katıldı.

Bu anlaşmayı genel çerçevesiyle tahlil ettiğimizde şu hususlar karşımıza çıkıyordu:

Öncelikle Moro cephesi sadece MILF'den oluşmuyordu. Ama Filipinler hükûmetini en çok zorlayan cephe oydu. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere MNLF daha önce devreden çıkmıştı. Diğerleri de marjinal ve kitlesel tabandan yoksun gruplardı.

Anlaşmayla Moro tarafı bağımsızlık idealinden vazgeçmiş, Filipinler tarafı da güneyde Müslümanların yoğun olduğu bölgelerin özerk bir yerel yönetime kavuşturulmasını kabul etmiş oldu.

Fakat bu anlaşma Filipinler Senatosu tarafından reddedildi.

2016'da Rodrigo Duterte'nin Filipinler cumhurbaşkanlığına seçilmesinden sonra Moro meselesi hakkında kesin bir anlaşma yapılabilmesi için çalışmalar hızlandırıldı.

Daha sonra silahlı çatışmaların sona erdirilmesi ve MILF'nin de kabul edeceği bir özerklik düzeni üzerinde ittifak sağlanması için görüşmeler devam etti. Yapılan görüşmeler neticesinde Temmuz 2018'de bu bölgeye özerklik getiren ve Bangsamoro Organik Yasası (BOL) adı verilen bir metin üzerinde ittifak sağlandı.

Anlaşmanın uygulamaya geçirilmesi için de 21 Ocak ve 6 Şubat 2019 tarihlerinde iki aşamalı bir referandum gerçekleştirildi. İki aşamadaki amaç bir eleme yapma değil farklı bölgelerde farklı tarihlerde oylama yapılmasıydı.

Beklenti, oylama yapılacak bölgelerdeki halkın büyük çoğunluğunun Bangsamoro Organik Yasası'na evet diyeceği yönündeydi. Ancak Bangsamoro'daki özgürlük mücadelesinin sürdüğü yıllarda Filipinler hükümeti büyük ölçüde nüfus kaydırması yaparak Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgelere çok sayıda hıristiyan nüfus yerleştirmişti. O yüzden bazı kritik bölgelerde "hayır" oyunun fazla çıkması endişesi de vardı. Bunlar tabii savaşın bitmesine değil Müslüman nüfusun özerk bir statüye sahip olmasına karşı çıkabilirler diye endişe ediliyordu. Ama görüldüğü kadarıyla birçok yerde savaşın bitmesi için hıristiyanlardan da "evet" oyu verenler oldu. Zaten referandum öncesinde bazı hıristiyan ileri gelenleri anlaşmayı destekleyeceklerine dair açıklama yapmışlardı.

Oylamanın yapıldığı bazı bölgelerde "hayır" oyu fazla çıktı. Ama referandum yapılan bölgelerin tümündeki oyların toplamı içinde "evet" oylarının oranı yüzde seksene yaklaştı. Dolayısıyla yasa kabul edilmiş oldu. Çünkü anlaşmaya göre yasanın kabul edilmesi için öncelikle oylama yapılan bölgelerin tümünde verilen "evet" oylarının mutlak çoğunluğu oluşturması gerekiyordu. Oylama yapılan herhangi bir bölgenin oluşturulacak özerk bölgeye dâhil edilebilmesi için de orada "evet" oyu verenlerin çoğunluğu oluşturması gerekiyordu.

Bölgenin başkenti kabul edilen Cotabato şehrinde "evet" oyunun çoğunluğu oluşturması özerklik isteyenler açısından önemli bir başarıydı. Diğer bazı önemli şehirlerde, kasabalarda ve köylerde de özerkliği tercih edenler çoğunluğu oluşturdu. Böylece Bangsamoro Özerk Bölgesi (BARMM) oluşturulması konusundaki ittifak anlaşması ve bu anlaşmanın temelini oluşturan BOL hayata geçirilmiş oldu.

Bu yasa daha önce Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) lideri Nur Misvari ile yapılan anlaşmaya dayalı özerk yönetimin yetkilerini daha geniş ve kapsamlı hale getiriyor ve Müslümanlara yeni önemli haklar veriyor.

Anlaşmaya göre önce Bangsamoro Geçiş Otoritesi adında bir yapı oluşturulacak. Bu, Bangsamoro'nun geçici parlamentosu olacak ve seksen üyeden oluşacak. 2022'nin Mayıs ayına kadar bu geçici parlamento yönetimi üstlenecek. Bu parlamento kendi içinden bir hükümet oluşturacak. Bir başbakan seçecek.

Geçici parlamentonun üyelerini Filipinler Devlet Başkanı belirleyecek ama anlaşma gereği çoğunluğu ve kurulacak hükümetin başbakanı Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF)'nden olacak.

Geçiş döneminde 6 bin kişilik güvenlik gücü oluşturulacak ve bunun 3 bini MILF mensuplarından 3 bini devletten olacak.

Bölgede iki aşamalı bir şekilde şeriat mahkemeleri kurulacak. Medeni hukukta davalı tarafların her ikisinin de Müslüman olması durumunda bu mahkemeler yetkili olacak. Bu mahkemeler devletin tanıyacağı resmi mahkemeler haline gelecek.

MILF mensupları aşamalı bir şekilde silahlarını bırakacaklar. Bunun için anlaşmanın şartlarına uyulup uyulmadığı konusunda gözlemci heyetin tespitlerine bakılacak. Gözlemci heyet belirlenen şartlar doğrultusunda anlaşmanın uygulamaya geçirildiğine hükmederse MILF de belli oranlarda kademeli bir şekilde silahlarını bırakacak ve geçiş döneminin bitmesinden sonra özerk yapının tamamlanmasıyla silah bırakma işlemi tamamlanacak.