Sisi'nin bağımsız yargısı

22 Şubat 2019 Cuma, Yeni Akit

Mısır'da Sisi cuntasının yargı mekanizması insanları haksız bir şekilde mahkum etmeye ve tamamen zulüm hükümleriyle idam cezalarını infaz etmeye devam ediyor. Son olarak eski başsavcı Hişam Berekat'ın öldürülmesi olayıyla ilgili olarak dokuz kişi hakkında verilen idam hükmünü infaz etti.

Hişam Berekat, kendi ülkesinin insanlarını adeta bataklık sinekleri düzeyinde gören ve herhangi bir sorgulamaya bile ihtiyaç duymadan upuzun listeler halinde idam taleplerinde bulunan bir başsavcıydı. Yargı mekanizmasını kullanarak yüzlerce insanın kanına girmişti. O yüzden çok sayıda düşman edinmişti. İdam sarmalı sonunda kendisini de sarmıştı ve söz konusu idam cezalarından düşman edindiklerinden bazıları ona suikast düzenlemişlerdi. Fakat Müslüman Kardeşler cemaati kendisinin ona karşı düzenlenen suikastla bir ilgisinin olmadığını açıkladı. Bu cemaatin böyle bir yönteme, siyasi düşmanlarını suikastlar yoluyla ortadan kaldırma yöntemine başvurmadığı zaten bilinmektedir. Ancak Sisi cuntası cinayeti bu cemaatin üzerine yıkmak amacıyla cemaate mensup bazı gençleri işkence altında birtakım itiraflara zorladı. Gençler daha sonra itiraflarının işkence altında alındığını, yapılan suçlamaları reddettiklerini dile getirdiler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch -HRW) de suçlamalara gerekçe gösterilen itirafların işkence altında alındığını dile getirerek idamların durdurulmasını istedi. Ancak cunta lideri Abdülfettah Sisi, Mısır'da yargının tamamen bağımsız hareket ettiğini, kimsenin ona müdahale etmediğini ileri sürerek infazların durdurulması taleplerini geri çevirdi. Sisi'nin pek çok sözü gibi ülkesindeki yargının tamamen bağımısz hareket ettiğini iddia etmesi de son derece gülünçtür.

Sisi cuntasının işaretleriyle kararlar çıkardığı çok iyi bilinen Mısır yargısı cuntanın zulmüne "yargı" kılıfı geçirmek amacıyla kullanılan bir müessesedir. Gerçi Sisi cuntası yerine göre yargı kılıfına da ihtiyaç duymuyor ve çoğu zaman yargısız infaz da gerçekleştirebiliyor. Örneğin 18 Ağustos 2013'te 37 siyasi tutukluyu Ebu Za'bel cezaevine götürürken, yolda isyan çıkardıklarını iddia ederek polis memurlarının tutukluların bulunduğu araca gaz bombası atmalarını sağlayarak hepsini birden boğarak öldürmüştü. Sonra bu olaydan dolayı yargılanan dört polis memurunu da beraat ettirdi. Bu olayla ilgili iddia tamamen saçmaydı ve tutukluların yolda, araçta isyan çıkarmaları diye bir şey söz konusu olamazdı; olsa bile başvurulabilecek tek çözüm araçlarına gaz bombası atılarak toptan boğulmaları değildi. Sisi cuntası tarafından gerçekleştirilmiş bunun gibi birçok yargısız infaz örneği mevcuttur.

Fakat cunta yönetimi yaptığı zulüm uygulamalarına yerine göre yargı kılıfı geçirme ihtiyacı da duyuyor ve bunun için mahkeme kararlarından istifade ediyor. Sonra da mahkemelerin bağımsız oldukları iddiası gibi son derece saçma ve realiteyi hiç yansıtmayan bir iddiaya başvuruyor.

Bugün Mısır'da yargı adına gerçekleştirilen uygulamalara hukuk ve adalet penceresinden baktığımızda karşımıza çıkan manzara, eşkıyanın kontrolü ele geçirmesi ve sonra da yaptığı tüm haksızlıklara, zulümlere meşruiyet kazandırmak için "adalet" kavramını istismar etmesidir. Bu ülkede adaletin icra edildiğini söyleyebilmek için en önce, meşru yönetimi gasp etmek amacıyla darbe gerçekleştirenlerin yargı önüne çıkarıldıklarını ve hesaba çekildiklerini görmek gerekir. Eğer tersi yapılıyorsa orada zaten adalet kendisi esaret altındadır. Adaletin esir edildiği bir ülkede onun icra edildiğinden, hukukun işletildiğinden ve yargının bağımsız olduğundan söz etmek mümkün olabilir mi?