2018'de İslâm Dünyası

3-5 Ocak 2019 Perşembe-Cumartesi, Yeni Akit

Bu haftaki yazılarımızda Allah izin verirse İslâm dünyasında 2018'de meydana gelen gelişmelerin öne çıkanlarından bazıları hakkında özet bilgiler vermeye çalışacağız.

2019'da İslâm dünyasında en çok gündem oluşturan gelişmelerin başında, Washington Post gazetesinin Suudi Arabistanlı yazarı Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul'daki Başkonsolosluğu binasında korkunç bir yöntemle öldürülmesi olayı yer aldı. Olayın bu kadar çok gündem oluşturmasında tabii işlendiği mekânın, işleniş tarzının, bir devlet adına böylesine korkunç bir cinayet işlenmesinin, öldürülen kişinin öldürüldükten sonra cesedinin parçalanarak imha edilmesinin, Suud yönetiminin cinayetle ilgili olarak izlediği politikanın ve daha başka etkenlerin önemli rolü oldu. Suud yönetimi başlangıçta Kaşıkçı'nın, 2 Ekim 2018 tarihinde Başkonsolosluk binasından evlilikle ilgili resmi evrakları aldıktan sonra çıkıp gittiğini ileri sürdü. Fakat onun içeri girdikten sonra bir daha çıkmadığının kesinlik kazanmasından sonra Başkonsolosluk binasında öldüğünü itiraf etmek zorunda kaldı. Ama planlı bir cinayet işlenmediğini, kavga yüzünden hayatını kaybettiğini ileri sürdü. Sonrasında cinayetin planlı bir şekilde işlendiği, Suudi Arabistan'dan bu amaçla 15 kişilik bir tim gönderildiği ispat edilince cinayetin kasıtlı olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Fakat cesedin ne olduğu hakkında ikna edici bir bilgi vermediği gibi veliaht prens Muhammed bin Selman'ın da cinayetle ilgisinin olmadığını ileri sürdü.

2018'de İslâm dünyasında öne çıkan önemli gelişmelerden biri de Filistin'deki Büyük Dönüş Yürüyüşü oldu. Filistin'deki direniş grupları her yıl 30 Mart tarihinde ihya edilen Toprak Günü'nde, 2018'de aynı zamanda "Büyük Dönüş Yürüyüşü" adı verilen bir etkinlik başlatma kararı aldılar. Bu etkinlik bir kerelik yürüyüş olmayacak, sivil gösterilerle devam edecekti. Etkinliğin iki önemli amacı vardı: Birincisi, Filistinlilerin vatanlarına sahip çıkma konusundaki kararlılıklarından ve çıkarıldıkları evlerine geri dönme konusundaki ısrarlarından vazgeçmedikleri, işgal ne kadar uzasa da vatana dönüş konusunda kararlı duruşun değişmeyeceği mesajı vermek. İkincisi de Gazze üzerinde 2006'dan beri yani 12 yıldır devam eden ablukanın yarılması, işgal rejiminin bu ablukadan vazgeçmeye zorlanması. O yüzden işgal rejimini ablukadan vazgeçmeye zorlama amacıyla eylemlerin, gösterilerin, etkinliklerin sürdürüleceği açıklandı.

Büyük Dönüş Yürüyüşü'nü organize eden kurul gösteri ve yürüyüşlerin kesinlikle işgal güçleriyle çatışma amacı taşımadığını, tamamen sivil amaçlı olduğunu dile getirerek gösterileri "barışçıl" olarak nitelendirdi. Ancak işgal rejimi bu gösterilere silahla saldırdı. 2018'in sonuna doğru hazırlanan bir rapora göre işgalcilerin Büyük Dönüş Yürüyüşü eylemlerine saldırmaları nedeniyle öldürülenlerin sayısı 253'ü bulmuştu. Onlar arasında çocukların sayısı 45 idi. Yaralı sayısı ise 25 bin 477'yi bulmuştu. Yaralananların arasında çocukların sayısı ise 4379'u bulmuştu. Yaralananlardan 2050 kişi de kadınlardandı.

2018'de Filistin'le ilgili önemli gelişmelerden biri de ABD'nin siyonist işgal rejimi nezdindeki büyükelçiliğini, artık işgal devletinin resmî başkenti olarak tanıdığı Kudüs'e taşıması oldu. ABD Başkanı Trump, siyonist işgal devletinin resmen kuruluşunu ilan etmesinin yetmişinci yıldönümüne tekabül eden 14 Mayıs 2018'de, ona bir kuruluş yıldönümü hediyesi olarak Tel Aviv'deki büyükelçilik binasını Kudüs'e nakletti. Tabii onun nakil işleminde böyle cüretkâr davranmasında, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması karşısında Arap dünyasından ve genelde İslâm dünyasından pek ses çıkmamasının da önemli rolü olmuştu.

Bugünkü yazımızda 2018'de İslâm dünyasındaki çatışma bölgelerinden ve çalkantıların, gösterilerin meydana geldiği ülkelerden söz etmek istiyoruz.

İslam dünyasında 2018 yılı içinde de gene en önemli çatışmaların ve çalkantıların yaşandığı ülke Suriye oldu. Daha önce Halep'te kontrolü ele geçiren rejim ve arkasındaki işgal güçleri 2018 içinde özellikle uzun süreden beri kuşatma altında tutulan Doğu Guta'ya ve 15 Mart 2011'de ilk gösterilerin yapıldığı Der'a'ya yüklenme fırsatı buldu. Buralarda her türlü destekten yoksun bırakılan direniş güçleri rejim ve işgal güçlerinin saldırıları karşısında uzun süre dayanamadı ve buralar rejim kontrolüne geçti. Suriye'de 2018'de meydana gelen en önemli gelişmelerin de Doğu Guta ve Der'a'nın rejim kontrolüne geçmesi olduğunu söyleyebiliriz.

Buraların rejim kontrolüne geçmesinden sonra buralardaki direniş güçleri ve halkın önemli bir kısmı henüz direnişin kontrolünde olan İdlib'e sığındı. Bu yüzden daha önce Halep'ten çıkarılanların da önemli bir kısmını barındıran İdlib'de mülteci nüfus ciddi şekilde arttı. Rejim ve işgal güçleri de Doğu Guta ve Der'a'dan sonra İdlib'i hedeflerine yerleştirdiler. Ancak buraya saldırı düzenlenmesi durumunda bu bölgede yaşayanların Türkiye ve Avrupa'ya iltica etmek zorunda kalacakları düşünüldüğünden saldırı planının önlenmesi için siyasi görüşmelere ağırlık verildi. Bu görüşmelerden kısmen sonuç alındı ve İdlib'e geniş çaplı bir saldırı düzenlenmesi engellendi. Fakat rejim ve işgal güçleri zaman zaman bölgeye yönelik saldırılar ve bazı katliamlar gerçekleştirdiler.

Sorunun siyasi çözüme kavuşturulması için Türkiye - İran - Rusya arasında masabaşı görüşmeler de bir yandan devam etti. Ancak geçiş sürecinin başlatılması için herhangi bir siyasi çözüm formülü üretilemedi. Sadece çatışmaların trendinin düşmesi sağlanabildi.

2018'de Suriye'yle ilgili önemli bir gelişme de Türkiye'nin ABD desteğiyle ülkenin kuzey kesiminde önemli bir kontrol alanı oluşturan PYD'ye karşı operasyon düzenlemesi oldu.

2018 sonuna doğru da ABD, IŞİD'e karşı savaş bahanesiyle soktuğu askerlerini geri çekme kararı verdi.

İslâm dünyasındaki ikinci önemli çatışma bölgesi olan Yemen'de de 2018'de çatışmalar devam etti. Bu ülkede İran'ın çıkarları hesabına hâkimiyeti ele geçirmeye çalışan Husi örgütü ile Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez Koalisyonu arasında devam eden çatışmalardan, herhangi bir tarafta yer almayan Yemen halkı zarar gördü. Çatışmalar hastalıkların ve açlık sorununun artmasına neden oldu. Aralık 2018'de BM aracılığıyla İsveç'te gerçekleştirilen görüşmelerde ateşkes, esir değişimi ve özellikle çatışmaların ana merkezi durumundaki Hudeyde'de limanın tarafsız güçlere teslim edilmesi konusunda anlaşma sağlandı.

Libya'da bir ortak hükümet oluşturulmuş olmasına rağmen Halife Haftar liderliğindeki fitne örgütünün saldırıları devam etti.

İran, 2018 yılına kitlesel gösterilerle girdi. Ancak ABD ve İsrail'in bu gösterilere arka çıkması İran'ın bunları bastırmasını kolaylaştıran bir etken oldu.

Tunus'ta 2018 başlarında bazı tüketim maddelerinin fiyatlarının artırılması halkın gösteriler düzenlemesine neden oldu. Ancak ülkedeki siyasi mekanizmayı etkileyecek kadar geniş çaplı olmadı ve uzun sürmedi.

Ürdün'de de ekonomik sebeplerden dolayı bazı gösteriler ve eylemler düzenlendi. Kral II. Abdullah gösterilere neden olan vergi yasasını askıya aldı ve Hani El-Mulki hükümetini istifa ettirerek Eğitim ve Öğretim Bakanı Ömer Er-Rezzaz'a yeni bir hükümet kurdurdu.

Sudan'da da yine ekonomik sebeplerden dolayı 2018 sonlarına doğru geniş çaplı kitlesel ayaklanmalar oldu ve ülke 2019'a bu olaylarla girdi.

Bugünkü yazımızda 2018'de İslâm dünyasında gerçekleştirilen seçimler hakkında özet bilgiler vermek istiyoruz.

* 6 Mayıs 2018 tarihinde Tunus'ta yerel seçimler gerçekleştirildi. Bu seçimler aynı zamanda Tunus'ta dikta rejimine karşı halk devriminin gerçekleştirilmesinden sonraki ilk yerel seçimlerdi. Yerel seçimlerde Raşid El-Gannuşi'nin liderliğinde ve İslamî eğilimdeki Nahda Partisi birinci oldu. Ancak bu partinin birinci olması son genel seçimlere nispetle oyunu artırmasından değil, o seçimlerde birinci olan Nida Tunus (Tunus'un Sesi) Partisi'nin önemli oranda oy kaybetmesinden kaynaklanıyordu. Nahda Partisi oyların %27.5'ini aldı.

* Mısır'da 2018 Mart'ının sonuna doğru cumhurbaşkanlığı seçimleri oldu. Ancak bu seçimlerde cunta lideri Abdülfettah Sisi'nin kendini seçtirmeyi amaçladığı, dolayısıyla seçimlerin dürüstçe olmayacağı bilindiği için muhalif partiler seçimleri boykot ettiler. Diktatör Sisi seçime tek adayla gitmemek için Musa Mustafa Musa'yı rakip olarak karşısına koydu. Onun aday olması tamamen rol icabıydı ve kesinlikle kazanma gibi bir hedefi yoktu. Çünkü zaten Sisi'nin bir adamıydı ve rakip aday rolünü oynaması üzere bizzat Sisi tarafından sahneye çıkarılmıştı. Mısır'daki seçimlerin dürüst olmayacağı bilindiği için halk seçimleri boykot ederek sandık başına gitmemeyi tercih etti. O yüzden rejimin bütün teşviklerine ve oy kullanmayanlara ceza verileceğine dair tehditlerine rağmen sandık başına gidenlerin oranı gerçekte %15'i geçmedi. Rejim ise katılım oranının %38 olduğunu iddia etti. Sisi kullanılan oyların %92'sini alarak tamamen göstermelik bir seçimle kendini yeniden cumhurbaşkanlığına seçtirdi.

* Malezya'da 9 Mayıs 2018 tarihinde genel seçimler oldu. Seçimi 92 yaşındaki eski başbakan Mahatir Muhammed'in liderliğindeki Halkın Umudu İttifakı kazandı. Bu ittifak 222 sandalyeli parlamentoda 115 sandalye kazanarak hükümeti kurma imkanı elde etti. Böylece başını Birleşik Malay Milli Organizasyonu (UMNO)’nun çektiği Ulusal Cephe’nin 1957’den beri yani 60 yıldan fazla süredir devam eden iktidarı son bulmuş oldu. Fakat Ulusal Cephe'nin bu iktidar süreci içinde Mahatir Muhammed'in başbakanlık dönemlerinin de bulunduğunu hatırlatalım.

* 25 Temmuz 2018 tarihinde Pakistan'da genel seçimler yapıldı. Seçimlerin birincisi Pakistan'ın milli kriket yıldızı İmran Han'ın genel başkanlığını yaptığı Pakistan Adalet Hareketi oldu. Fakat tek başına hükümeti kurmaya yetecek çoğunluk elde edemedeği için koalisyon hükümeti kurdu.

* Lübnan'da 6 Mayıs 2018 tarihinde genel seçimler yapıldı. Bu ülkede genel seçimlerin anayasaya göre beş yılda bir yapılması gerektiği halde, uzun süren cumhurbaşkanlığı krizinden dolayı dokuz yıl aradan sonra yapılabilmişti. Bu seçimlerde her ikisi de Şii partisi olan Hizbullah ve Emel galip geldi. Bunun sebebi ise bu ittifakın parlamentodaki sandalye sayısını artırmasından değil iktidarı elinde bulunduran Müstakbel Partisi'nin ciddi sayıda oy kaybetmesinden ve parlamentodaki sandalye sayısının 33'ten 21'e düşmesinden kaynaklanıyordu. Lübnan'da seçim yapılmasına rağmen hükümet oluşturulması konusunda bir ittifak sağlanamadı.

* Irak'ta da 12 Mayıs 2018 tarihinde seçim yapıldı ve bu seçimde genellikle Şii partiler birbirleriyle yarıştılar. Bazı partiler seçimlerin dürüstçe yapılmadığını iddia ederek itirazda bulundular.

* Irak'ın kuzeyindeki Kürt Bölgesel Yönetimi'nde de 30 Eylül 2018 tarihinde genel seçimler yapıldı. Seçimlerde Kürdistan Demokrat Partisi birinci oldu ve özerk yönetim parlamentosunda 45 sandalye kazandı.