Kanada'ya aslan Trump'a kedi

4 Ekim 2018 Perşembe, Yeni Akit

Geçtiğimiz Ağustos ayının başlarında Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland'in Suudi Arabistan'da insan hakları alanında öne çıkan bazı aktivistlerin gözaltına alınmasına tepki niteliğinde bir twitter mesajı yayınlaması ve Kanada'nın Riyad Büyükelçisi Dennis Horak'ın yine aynı konuda bir açıklama yapması Suudi Arabistan Krallığı'nın şiddetli tepkisine neden olmuştu. Suudi Arabistan yönetimi bu açıklamaların hemen ardından, Kanada’nın Riyad Büyükelçisini istenmeyen kişi ilan etti ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini istedi. Aynı zamanda Kanada’yla ticari ilişkilerini dondurarak yeni bir ticari anlaşma imzalanmayacağını açıkladı.

Suud Krallığı'nın Kanada'ya tepkileri bu kadardan ibaret kalmadı. Eğitimle ilgili de önemli adım attı ve Kanada’da burslu öğrenim gören binlerce Suudi öğrencinin başka ülkelere kaydırılması için bir acil eylem planı hazırladı. Birçok konuda Kanada'yla ilişkilerini dondurdu.

Bütün mesele Kanada Dışişleri Bakanı'nın ve Riyad büyükelçisinin insan hakları alanında öne çıkan bazı aktivistlerin gözaltına alınmasına tepki göstermesi ve onların serbest bırakılmalarını istemeleriydi.

Aynı Suudi Arabistan yönetimini, ABD Başkanı Trump geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamayla tam anlamıyla maskaraya çevirdi. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz'in saltanatını ABD'nin sayesinde sürdürebildiğini, ABD desteğinin olmaması durumunda iktidarını iki haftada kaybedebileceğini ifade etti. Bunun da bedelini ödemesi gerektiğini söyledi.

Mississippi eyaletinde partisinin kongre ara seçimleri için düzenlediği seçim mitinginde konuşan Trump, "Kral Salman'ı severim, ama ona dedim ki, 'Bak Kral, biz seni koruyoruz. Biz olmazsak iki haftaya burada olmayabilirsin. Kendi ordunu kendin ödemelisin, ödemeye mecbursun'." dedi.

Aslında Trump'ın söyledikleri yanlış değildi. Bugün halkının tepesine oturan, ilim ve fikir adamlarını sürekli "terör" suçlamasıyla hapishanelere dolduran, onlara işkence eden, haklarında idam davaları açan, siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirmek için takla atan, saray uleması vasıtasıyla Filistin'deki direnişin şer'i olmadığına dair fetvalar yayınlayan Suudi Arabistan'ın arkasında ABD desteği olmasa ayakta durması zordur. Suud rejimi sadece halkıyla karşı karşıya geldiği için değil aynı zamanda saray içinde de ciddi sorunlar yaşadığı için riskli durumdadır. Kral Selman'ın oğlu Muhammed bin Selman'ı veliaht prens yapmasına saray içinde tepkiler devam ediyor. Muhammed bin Selman kendisini istemeyenleri etkisiz hale getirebilmek için saray darbesi gerçekleştirdi. Bu darbeyi gerçekleştirmesinde ABD'deki Trump yönetiminin kendisine verdiği desteğin önemli rolü olduğu tahmin ediliyor.

Ama ABD Başkanı Trump'ın bu konudaki gerçekleri çok açık bir şekilde ilan etmesi ve Suud yönetiminin de bunun bedelini ödemek zorunda olduğunu umuma açık bir şekilde dile getirmesi iyice arsız olduğunu göstermesi açısından dikkat çekti. Ama Kanada Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları karşısında hemen aslan kesilen Kral Selman ve onun veliaht prens yaptığı oğlu Muhammed bin Selman, Trump'ın açıklamaları karşısında kedi gibi bir köşeye sinmeyi tercih ettiler.

Mescidi Haram'ın eski imamlarından Abdurrahman Sudeys İsviçre'nin Cenevre şehrindeki bir camide yaptığı konuşmada ABD ve Suudi Arabistan’ın bugün dünyanın iki kutbu olduğunu iddia ederek “Allah’a hamdolsun dünyayı birlikte yönetiyorlar” demişti. Fakat Trump'ın açıklamaları Suudi Arabistan'ın aslında ABD'nin bir uzak karakolu görevi olduğunu, onun politikalarını kendi bölgesinde uygulamak için hizmetçilik, kölelik yaptığını gözler önüne sermiştir.