1440

13 Eylül 2018 Perşembe, Yeni Akit

Hicri kameri takvime göre 1440 yılına girdik. Bütün İslâm âlemi için hayırlara vesile olmasını ve Yüce Allah'ın bu yeni yılda Müslümanları zor günlerden aydınlık ve huzurlu günlere çıkarmasını diliyorum.

Hicri takvimin düzenlenmesi Hz. Ömer (r.a.)'in hilafeti döneminde gerçekleştirilmiştir. Ondan önce Müslümanlar ve genelde Araplar arasında belli bir takvim düzeni yoktu. Tarihleri belirlemek için bazı büyük hadiseleri esas alıyorlardı. Mekke'de de özellikle Fil hadisesi esas alınır ve "Fil hadisesinden şu kadar yıl önce, şu kadar yıl sonra" şeklinde tarih belirlenirdi. Hz. Ömer resmî evraklara tarih kaydı koyma uygulaması başlattı ve aynı zamanda İslâm devletiyle ilgili hadiselerin tarihlerinin belirlenmesini istedi. Bunun için de bir takvim düzenlemesine ihtiyaç duydu.

Müslümanların tarihinde bazı önemli olaylar vardı. Bunlardan biri takvimin başlangıcı olarak kabul edilecekti. Bunun için, hıristiyanların Hz. İsa (a,s,)'nın doğum yılını esas aldıkları gibi Müslümanlar da Hz. Muhammed (s.a.s.)'in doğum yılını esas alabilirlerdi. (Miladi takvimdeki 0 tarihinin Hz. İsa'nın doğum yılına tam tekabül etmediğini belirtelim.) Yahut Hz. Muhammed'e vahyin geldiği yıl ya da onun vefat tarihi esas alınabilirdi. Ama Hz. Ömer (r.a.) başlangıç yılı olarak hicret olayını esas aldı. Çünkü hicret olayıyla birlikte Müslümanlar yeni bir sürece girmiş, İslâm devletinin temellerini atmak için harekete geçmişlerdi. Bu olayla birlikte İslâmî davet devletleşme, siyasi hâkimiyet kurma sürecine girmişti. O yüzden Hz. Ömer (r.a.) de bu olayın gerçekleştiği yılın başlangıç yılı olarak esas alınmasını uygun gördü.

Bu itibarla 1 Muharrem hicretin yıldönümü değil hicri takvimin başlangıç tarihidir. Tabii bu takvimin yılbaşında hicret hadisesinin de gündeme getirilmesi ve öneminden söz edilmesi isabetlidir. Çünkü Müslümanların bu olayı takvim başlangıcı olarak esas almaları tarihlerinde büyük bir önem taşımasından dolayıdır. Ama kameri hicri yılın başlangıcının aynı zamanda hicretin yıldönümü olarak verilmesi yanlış bir bilgidir.

Resûlullah (s.a.s.)'ın Yesriblilerle (hicret sonrasında aldığı isme göre Medinelilerle) İkinci Akabe beyatını gerçekleştirmesi hac mevsimine tekabül eden Zilhicce ayında oldu. Ondan sonra Müslümanların Medine'ye hicret etmelerine izin verildi ve Müslümanlar bir kerede toplu olarak değil Muharrem ayından itibaren ayrı ayrı ve farklı zamanlarda hicret etmeye başladılar. Hz. Peygamber (s.a.s.) ise Ebu Bekir (r.a.)'le birlikte Safer ayında Mekke'den çıkarak Rebiulevvel ayında Yesrib'e ulaştı. İkinci Akabe Beyatı ile onun bu şehre ulaşması arasında üç aylık bir süre olduğu tahmin edilmektedir. Onun yerleşmesinden sonra Yesrib'in adı Medinetu'n-Nebi (Peygamber Şehri) olarak değişti ve sonra Medine olarak kaldı.

Müslümanların takvimlerinin belirlenmesinden sonra hicretin gerçekleştiği yılın Muharrem ayının ilk günü başlangıç olarak esas alındı. Oruç ayı ve hac dönemi kameri yıla göre belirlendiğinden İslâm devletinde takvim yılları da kameri düzene göre belirlenmiştir. Kameri düzende de her üç yıldan ikisi 354 biri 355 gün sürer. İslâmî kaynaklarda Resûlullah (s.a.s.)'ın ömrü ve peygamberlik süresi de kameri takvime göre belirlenmiştir. Miladi şemsi takvime göre onun doğumu 571, kendisine ilk vahyin gelmesi 610, hicreti 622, vefatı 632 tarihinde gerçekleşmiştir. O yüzden şemsi takvime göre yani güneş takvimine göre ömrü 61 yıl ama kameri takvime göre 63 yıldır.

Hicri 1440 yılında Müslümanların geçirdiği süreci ve bugün içinde bulundukları durumu gözden geçirmek gerekir.