İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Eylül 2018, Davet Mektebi

Pakistan Seçimleri

25 Temmuz 2018 tarihinde Pakistan’da hem eyaletlerin meclislerinin hem de federal meclisin üyelerinin belirlenmesi amacıyla genel seçimler yapıldı. Bu yılın seçimleri önemli gelişmelere sahne oldu. Seçimlerden önce bazı adayların da aralarında bulunduğu onlarca kişinin hayatını kaybetmesine veya yaralanmasına neden olan saldırılar gerçekleştirildi. Seçim günü de oy verme merkezlerinden birinin yakınında saldırı düzenlendi ve birçok kişi hayatını kaybederken onlarca kişi de yaralandı.

Pakistan federal meclisinde 342 sandalye bulunuyor. Bunların 272’si seçimlerle belirleniyor. 70 sandalye ise kadınlara ve dinî azınlıklara tahsis edilmiş durumda. Tahsis edilmiş olan sandalyeler de partilerin aldığı oy oranlarına göre dağıtılıyor.

Bu yılın genel seçimlerinden birinci olarak genel başkanlığını Pakistan’ın milli kriket yıldızı İmran Han’ın yaptığı Pakistan Adalet Hareketi çıktı. Kadınlara ve azınlıklara tahsis edilen kontenjanların dağıtılmasından sonra bu partinin parlamentodaki üye sayısı 158’e çıktı. O yüzden hükümeti kurma görevi de bu partiye verildi. Ancak tek başına hükümeti kurmak için yeterli çoğunluğu elde edemediği için diğer partilerle koalisyon bağlantıları kurma çalışmaları başlattı.

Suudi Arabistan – Kanada Gerginliği

Suudi Arabistan’da bir yandan reformlardan söz edilse de diğer yandan insanların sırf düşüncelerinden ve siyasi tercihlerinden dolayı gözaltına alınması işlemleri devam ediyor. 31 Temmuz Salı gecesi gerçekleştirilen baskınlarda da insan hakları alanında faaliyetleriyle öne çıkan bazı kadınlar gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında bu alanda öne çıkan ve dünya çapında ün yapmış olan Nesime es-Sade ile Semer Bedevi de vardı. Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland bu gözaltıları eleştirerek söz konusu kadınların derhal serbest bırakılmasını isteyen bir tweet mesajı yayınladı. Kanada’nın Riyad Büyükelçisi Dennis Horak da yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’ın tutumunu eleştirdi. Bunun üzerine Suudi Arabistan yönetimi Kanada’ya çok sert bir çıkış yaparak bu ülkenin Riyad büyükelçisinin 24 saat içinde Suudi Arabistan’ı terk etmesini istedi. Kanada ile ticari ilişkilerini de tamamen dondurduğunu açıklayarak yeni anlaşmalar gerçekleştirilmeyeceğini bildirdi. Bu tutum iki ülke arasında gerginliğe neden oldu. Ancak Kanada, düşünce mağdurlarının özgürleştirilmesi konusundaki tutumunu değiştirmeyeceğini bildirdi.

Suudi Arabistan’ın bu konuda sergilediği tutum kendisinin zulüm uygulamalarına ve totaliter siyasi yapısına diplomatik alanda bile herhangi bir eleştiride bulunulmasına tahammül edemediğini ortaya koyması açısından dikkat çekiciydi.

Sa’de Katliamı

Yemen’de İran’daki dikta rejimiyle Suudi Arabistan’daki dikta rejiminin çıkarları hesabına sürdürülen savaş, savaşın hiçbir tarafıyla ilgisi olmayan sivil halkın büyük mağduriyetler yaşamasına sebep olmaya devam ediyor. 9 Ağustos 2018 tarihinde, Suudi Arabistan liderliğinde oluşturulan Körfez Koalisyonu güçleri tarafından atılan füze Yemen’in kuzey bölgesindeki Sa’de şehrinde bir pazar yerinde bir okul servis otobüsüne isabet etti. Olayda 29’u öğrenci olmak üzere elli kişi hayatını kaybetti, seksen kişi de yaralandı. Yemen’de İran rejimi hesabına savaşan Husi örgütü saldırıdan Suudi Arabistan’ın sorumlu olduğunu açıkladı. Suudi Arabistan da saldırının kendilerine füze atan Husi örgütüne yönelik olduğunu ileri sürerek savunmada bulundu. Oysa saldırı bir pazar yerini hedef almıştı ve bir okul otobüsüne isabet etmişti. BM saldırıyla ilgili bir soruşturma başlatılacağını açıkladı.

Not: Yemen’de sürdürülen savaşın mahiyeti ve Yemen halkının bu savaştaki konumu hakkında Ribat dergisinin Eylül sayısı için yazdığımız dosyada ayrıntılı bilgi vermeye çalıştık. Bu dosyamızı da derginin yayınlanmasından sonra kişisel web sitemizden okumanız mümkündür.

Gazze’ye Saldırılar ve Ateşkes

Filistin halkı vatanına sahip çıkma ve çıkarıldığı topraklarına geri dönme idealinden vazgeçmeyeceğini ortaya koymak amacıyla bu yılın Toprak Günü’nde yani 30 Mart tarihinde Büyük Dönüş Yürüyüşü adını verdiği bir etkinlik başlattı. Etkinliği organize eden ekip eylemlerin tamamen barışçıl mahiyette olacağını, siyonist işgal güçleriyle çatışmaya girmeyi amaçlamadıklarını dile getirdi. Fakat siyonist işgal güçleri Gazze’deki halkın tamamen sivil amaçlı gösterilerine füzelerle ve silahlarla saldırdı. İşgalcilerin bu saldırıları üzerine Gazze’deki direnişçi gençler uçlarına yakıcı maddeleri taktıkları uçurtmalarla ve balonlarla işgal güçlerine karşılık verdiler. Direnişçi gençlerin bu balonları ve uçurtmaları Gazze’nin çevresindeki yahudi yerleşim merkezlerine yakın arazilerde yangınlara sebep olduğu için işgalcilerde ciddi bir kâbusa neden oldu. Bunun üzerine siyonist rejim Gazze üzerindeki ablukayı daha da şiddetlendirdi ve Gazze bölgesine girmesi engellenen ürünler listesindeki maddeleri hayli artırdı. Öyle ki bebekler için kullanılan biberonları bile girişi yasaklanan ürünlere dâhil etti. Ama ablukanın şiddetlendirilmesi Filistinli gençlerin kararlı direnişini engelleyemedi. Onların gönderdiği uçurtmalar ve balonlar işgalci siyonist için kâbus olmaya devam etti. Bu kez işgal yönetimi Mısır’ın aracılığı ile ateşkes sağlanması için girişimde bulundu. Filistin direnişi de işgal güçlerinin saldırıları kesin sonlandıracağı konusunda güvence vermesi, Kerem Ebu Salim ve Rafah kapılarının sürekli açık tutulması ve Gazze’ye uygulanan ablukayı da kademeli bir şekilde kaldırma sözü vermeleri durumunda ateşkesi kabul edebileceğini bildirdi.

İşgal rejimi Filistin direnişinin şartlarını kabul etmemek için tam ateşkesin sağlanacağına dair haberlerin medyaya yansımasının ardından Gazze’ye yoğun bir şekilde füze saldırıları gerçekleştirdi. Filistin direnişi ise buna füze saldırılarıyla karşılık verdi ve sonra Mısır’ın aracılığıyla füze saldırılarının durdurulması konusunda bir ateşkes sağlandı. Ancak bu, diğer meselelerin bir sonuca bağlanması anlamına gelmiyordu ve ablukanın kaldırılması konusunda da bir ilerleme kaydedilmemişti. Kapsamlı bir ateşkes konusunda ise Mısır’daki istihbarat yetkilileriyle görüşmeler bizim bu yazıyı yazdığımız zaman devam ediyordu.

Ahed Temimi’nin ve Annesinin Özgürleştirilmesi

Henüz çocuk yaşındayken siyonist işgalci askere yumruk sıkarken çekilen görüntülerinden dolayı Filistin direnişinde sembol bir isim olan 17 yaşındaki genç kız Ahed Temimi ile annesinin özgürlüklerine kavuşması Filistin’de ciddi bir şekilde yankılandı. Ahed et-Temimi işgale karşı direniş konusundaki kararlı tutumunu hapisten çıktıktan sonra yaptığı açıklamalarda da ortaya koydu. İşgal rejiminin zindanlarında toplamda altı bin esirin bulunduğunu bunların içinde kadın esirlerin de yer aldığını ve bunların tümünün işgale karşı kararlı mücadelenin birer ferdi olduğunu unutmamak gerekir.

Dönüş Gemisi’ne El Konulması

Siyonist işgal rejimi 2006 yılından bu yana yani on iki seneden beri Gazze’ye abluka uyguluyor. Bu ablukanın yarılması için şimdiye kadar muhtelif girişimlerde bulunuldu. Bunların en çok ses getireni ise Mavi Marmara gemisiyle yardım götürülmesi girişimi olmuştur. Geçtiğimiz aylarda ablukanın yarılması amacıyla Avrupa’dan Dönüş Gemisi adı verilen bir dayanışma gemisiyle Gazze’ye doğru yola çıkıldı. Gemide sadece işgal rejiminin ablukasına tepki gösteren aktivistler ile ilaçlar ve tıbbi malzemeler vardı. Ancak siyonist işgal yönetimi bu geminin de Gazze’ye yanaşmasına fırsat vermedi ve gemideki aktivistleri gözaltına alırken, gemiye ve içindeki malzemelere de el koydu. İşgal yönetimi bir daha böyle bir girişimde bulunulmaması için geminin de aşırı siyonist bir gruba hediye edileceğini söyledi. Uluslararası emperyalizmin işgal rejimine verdiği destek tabii onun bu konuda sınırları iyice aşmasına da imkân veriyor.

ABD’nin Dünyayla Ekonomik Savaşı

ABD’nin başındaki Donald Trump, tüm dünya üzerinde sömürgeci bir saltanat oluşturabilmek için muhtelif ülkelere karşı ekonomik savaş başlatmış durumda. Çin’in gönderdiği ürünlere ek gümrük vergileri uygulama kararı aldı. İran’a karşı ambargoyu yeniden başlattı. Rusya’ya bazı yaptırımlar uygulama kararı aldı. Bu arada Türkiye’de casusluk yapan ve terör örgütleriyle karanlık ilişkiler içine giren bir papazın gözetim altında tutulmasını bahane ederek Türkiye’ye karşı da bazı yaptırım kararları aldı ve aynı zamanda geniş çaplı bir dolar saldırısı gerçekleştirdi. Dünya ülkelerini İran’a uyguladığı ambargoda kendisine destek vermeye zorlamak amacıyla muhtelif baskı araçlarını kullanıyor. Bu yüzden AB ile bazı sıkıntılar yaşıyor. Ancak ABD’nin bu tutumu kendine yönelen tepkilerin de büyümesine neden oluyor. ABD’nin ablukacı, baskıcı ve komplocu tutumlarına karşı diğer ülkeler de bağımsız hareket etmenin araçlarını daha çok güçlendirmeye çalışıyorlar.

Fransa Yargısı Tarık Ramazan’ı Serbest Bırakmadı

Avrupa’daki Müslümanların tanınmış fikir önderlerinden ve İmam Hasan el-Benna’nın da kızından torunu olan akademisyen Prof. Dr. Tarık Ramazan, iki kadının tecavüz suçlamasından dolayı altı ay önce Fransa’da tutuklandı. Kadınlardan biri önce 30 Mart veya 6 Nisan 2012 tarihinde Paris’teki Holiday Inn otelinde bu olayın gerçekleştiği iddiasında bulunmuştu. Ancak Prof. Tarık Ramazan’ın avukatları müvekkillerinin o tarihlerde söz konusu otelde bulunmadığını, yolculukta olduğunu belgeleri ortaya koyarak ispat ettiler. Mahkeme önce belgelerin kaybolduğunu söyledi. Ancak ilgili kurumların verdiği bilgiler avukatların verdiği bilgiyi doğrulayınca itham edilen Tarık Ramazan’ın belirtilen tarihlerde söz konusu otelde bulunmadığı ispat edilmiş oldu. Bu sebeple avukatlar onun serbest bırakılması için mahkemeye müracaat ettiler. Fakat bu kez kadın olayın gerçekleştiği tarih ve mekânı değiştirdi. Olayın aynı yılın 26 Mayıs tarihinde Crowne Plaza Hotel’de meydana geldiğini iddia etti. Kadının bu çelişkiye düşmesi ve tarih ve mekânı değiştirmesi söylediklerinin iftira olduğunu ortaya koyuyordu. İddia hakkında kadının söylediklerinden başka hiçbir dayanak da yoktu. Buna rağmen Paris Temyiz Mahkemesi, Tarık Ramazan’ın serbest bırakılmaması yönünde karar verdi. Mahkemenin bu tutumu tamamen hukuk mantığına aykırı ve gerçeği ortaya çıkarmak için değil bir suç bulmak için çalıştığını gözler önüne seriyordu.