Pakistan Seçimleri

Eylül 2018, Vuslat

Pakistan’da beş yıl göreve devam edecek ulusal parlamentonun ve eyalet parlamentolarının üyelerinin belirlenmesi için 25 Temmuz 2018 tarihinde genel seçimler gerçekleştirildi. Bu yılki seçimlerin oldukça hareketli ve olaylı geçtiğini söyleyebiliriz. Seçimler öncesinde muhtelif partilerin adaylarını hedef alan saldırılar düzenlendi. Bu saldırılarda çok sayıda öldürülen ve yaralanan oldu. Seçim günü de oy verme merkezlerinden birini hedef alan bir saldırı gerçekleştirildi. Saldırının oy kullanma merkezinin dışında gerçekleşmesine rağmen onlarca kişi hayatını kaybederken onlarca kişi de yaralandı.

Seçimler ve oy sayım işlemleri çeşitli eleştirilere hedef oldu ve gerek seçimlerin ve gerekse oy sayım işlemlerinin dürüstçe yapılmadığı dile getirildi. Pakistan Müslüman Birliği – Nevaz Partisi (PML-N) yetkilileri, partilerinden sorumlu kişilerin oy sayım işlemlerine müşahit olmalarına müsaade edilmediğini ve engellendiklerini dile getirdi. Seçimler hakkında, birinci çıkan İmran Han’ın genel başkanlığındaki Pakistan Adalet Hareketi (PTI) dışındaki bütün partiler tarafından çeşitli şekillerde eleştirilerde bulunuldu.

Pakistan Seçim Komisyonu Genel Sekreteri Babar Yakub seçim sonuçlarının belirlenmesi ve değerlendirilmesi için kullanılan elektronik sistemin sandık görevlilerinin veri girişi yapmaya başlamasından kısa bir süre sonra çöktüğünü ve bu yüzden sonuçların açıklanması işleminin bir süre ertelendiğini duyurdu. Babar Yakub problemin tamamen teknik arızadan kaynaklandığını ifade etti.

Pakistan parlamentosunda toplamda 342 sandalye bulunuyor. Bunlardan 272 sandalyenin sahipleri seçim yoluyla belirleniyor. 70 sandalye ise kadınlara ve dinî azınlıklara kontenjan olarak verilmiş durumda. Bunlar da siyasi partilerin aldığı oy oranına göre Pakistan Seçim Komisyonu tarafından partilere dağıtılıyor.

Seçimler her ne kadar tartışmalı olduysa da bu yılın seçimlerinin birincisi Pakistan’ın ulusal kriket oyuncusu İmran Han’ın genel başkanlığını yaptığı Pakistan Adalet Hareketi (PTI) oldu. Pakistan Seçim Komisyonu’nun, parlamento üyeliklerinin dağılımıyla ilgili olarak en son yaptığı açıklamalara göre PTI seçim yoluyla belirlenen sandalyelerden 116’sını kazandı. Daha sonra bağımsız milletvekillerinden de 9 kişi bu partiye geçti. Kadın ve azınlık kontenjanlarının dağılmasından sonra da bu partinin elde ettiği sandalye sayısı toplamda 158’e yükseldi.

İkinci parti Pakistan Müslüman Birliği (Ligi) – Nevaz (PML-N) oldu. Bu parti seçim yoluyla 64 sandalye kazandı. Kontenjanların dağıtılmasından sonra sandalye sayısı 82’ye çıktı. Bu parti Pakistan’ın eski başbakanlarından Nevaz Şerif tarafından kurulmuştu. Onun hakkındaki yolsuzluk soruşturmaları sebebiyle partinin genel başkanlığını bırakmasından sonra genel başkanlığa kardeşi Şahbaz Şerif geçti.

Üçüncü sırada, Pakistan’ın eski başbakanlarından olan ve Ziyaü’l-hak döneminde idam edilen Zülfikar Ali Butto tarafından kurulan, ondan sonra genel başkanlığını uzun süre kızı Binazir Butto’nun yaptığı şimdi de eşi Asıf Ali Zerdari ve oğulları Bilaval Butto Zerdari’nin eş başkanlığında yoluna devam eden Pakistan Halk Partisi (PPP) yer aldı. Bu parti seçimle 42 sandalye kazandı. Kontenjanların dağıtılmasından sonra parlamentodaki sandalye sayısı 53’e çıktı.

Dini eğilimli beş partinin ittifakı durumundaki Birleşik Eylem Hareketi seçim yoluyla 12 sandalye kazandı, kontenjanların dağıtılmasından sonra sandalye sayısını 15’e çıkardı.

Birleşik Halk Hareketi de seçimle 6 sandalye kazandı, kontenjanların dağıtılmasından sonra sandalye sayısını 7’ye çıkardı.

Parlamentodaki diğer sandalyeler ise küçük partiler tarafından paylaşıldı. Kazanan iki milletvekili adayı ise vefat ettiği için meclise giremedi.

Pakistan’daki parlamenter sisteme göre hükümet kurmak için parlamentoda en az 172 milletvekilinin desteğini almak gerekiyor. Birinci olan İmran Han’ın liderliğindeki Pakistan Adalet Hareketi ise 158 sandalye kazanabildi. Dolayısıyla tek başına hükümet kurabilmek için yeterli çoğunluğu elde edemedi. Parlamentoda belli ağırlık elde eden diğer bazı partiler PTI’nin koalisyon oluşturmasını engelleyebilmek için yeterli çoğunluğu elde etmesinin önüne geçmek amacıyla aralarında ittifak kurmaya çalıştılar. Ancak böyle bir koalisyonun önüne geçmeye yetebilecek bir güç birliği oluşturamadılar.

Siyasi gelenek gereği hükümeti kurma görevi cumhurbaşkanı tarafından birinci olan partinin lideri İmran Han’a verildi. Onun partisinin sözcüsü Fevad Şodri Ağustos’un başlarında yaptığı açıklamada koalisyon için yeterli sayıya ulaştıklarını, kendileriyle ittifaka girecek partilerin toplam milletvekili sayısının 180’i bulduğunu, bu sayının, koalisyona ortak olmaya meyilli iki partiyle daha anlaşma sağlanmasıyla daha da artabileceğini söyledi. Dolayısıyla başbakanlık görevinin 14 Ağustos itibariyle PTI’nin lideri İmran Han’a verilmesi kararlaştırıldı.

Bu seçimlerde Pakistan’da ordunun, istihbaratın ve diğer derin devlet güçlerinin İmran Han’ın partisini desteklediği biliniyor. Dolayısıyla seçimlerden zaferle çıkmasında da bu desteğin önemli rolü olduğu tahmin ediliyor. Fakat bu desteğin sonuçları etkilemesinin halkın yönlendirilmesi şeklinde değil seçimler ve özellikle oy sayımı üzerinde oynanan oyunlarla olduğu tahmin ediliyor. O yüzden zaten PTI’ye muhalif partiler seçimlerin dürüst yapılmadığını vurgulayarak bu yönde itirazlarda bulundular. Oy sayımlarının güven verici olmadığını dile getirerek bazı yerlerde sayımın yeniden yapılmasını istediler. Ancak bu konuda yapılan itirazlar ve tepkiler durumu değiştirmedi. Bazı yorumcular İmran Han’a bu yolla seçimlerin kazandırılmasını bir tür demokrasi darbesi olarak değerlendirdiler.

PTI, 2013 seçimlerinde oyların %17’sini alarak, aldığı oy sayısı itibariyle ikinci parti olmuştu. Ancak bölgelere göre oyların milletvekili sayılarına yansıması konusunda sistemden kaynaklanan bazı uygulamalar nedeniyle parlamentodaki sandalye sayısı itibariyle üçüncü olmuştu. İkinci parti ise Pakistan Halk Partisi olmuştu.

PTI, seçimlerdeki propaganda faaliyetlerinde büyük ölçüde yolsuzluğa karşı savaş konusunu öne çıkardı. Bu konudaki söylemlerinin oylarını artırmasında önemli etkisi olduğu tahmin ediliyor. Çünkü Pakistan’da yolsuzluk konusu önemli bir şekilde gündem oluşturan ve öne çıkarılan bir konu. Bununla birlikte bu partinin önde gelen siyasetçilerinin birçoğunun da yolsuzluğa bulaşmakla suçladığı partilerden geçme olduğunu da özellikle hatırlatmakta yarar var.

PTI’nin kurucusu ve şu anki genel başkanı İmran Han 1952 Lahor doğumludur. Peştun asıllı elit bir aileye mensuptur. Çocukluğundan itibaren Pakistan’da büyük ilgi gören kriket sporuyla ilgilenmeye başladı. Bu sporda öne çıkarak önemli başarılar elde etti ve ülkenin milli sporcusu oldu. “Kriket yıldızı” olarak tanımlandı. Ama bir yandan da tahsilini sürdürdü ve Oxford Üniversitesi’nde felsefe, siyaset ve ekonomi üzerine tahsil gördü.

Elde ettiği maddi imkânlarla birtakım hayır çalışmaları da gerçekleştirdi. Annesi Şevket Hanım adına Pakistan’ın en büyük kanser hastanesini inşa ettirdi. Sağlık alanındaki hayır çalışmalarını sürdüreceğini ve yeni hastaneler inşa ettireceğini dile getirdi.

Doğrudan siyaset alanına girmesi 1996’dadır. O yıl Pakistan Adalet Hareketi’ni kurdu. 1999’da Perviz Müşerref’in askeri darbesine destek verdi ve onun yolsuzlukla mücadele edeceğini ileri sürdü. Ama bu destek onu 2007’de ev hapsine mahkum edilmekten kurtaramadı. Fakat bu hapis bir yandan da siyasette yıldızının parlamasına neden oldu.

Kişisel hayatıyla ilgili bazı eleştirilere hedef olmuştur. Birkaç evlilik ve boşanma gerçekleştirmesi bu eleştirilere konu olan konulardan biridir. İlk eşi de yahudi asıllı bir İngiliz vatandaşı olan Jemima Goldsmith’ti. Onun 1995’te gerçekleştirilen evlilikten hemen önce Müslüman olduğu ifade edildi. Ancak evlilikleri 2004’e kadar sürdü ve bu tarihte boşandılar. İkinci eşi Reham Han da kendi hayat hikâyesini yazdığı kitabında ayrılmış oldukları eşi hakkında çeşitli iddialarda bulundu. Onun kadınlara yönelik tutumunu eleştiriyordu. Bunun dışında da kişisel hayatına dönük çeşitli eleştirileri vardı. Bu eleştirilerin yeni dönemde politikacılar tarafından gündeme getirileceği düşünülüyor.

İmran Han, Batı’yla çok içli dışlı olmuş ve Batı’nın düşüncesinden, felsefesinden etkilenmiş biridir. Hayat tarzı da bu düşüncesini yansıtmaktadır. Ancak siyasi faaliyetlerinde ve seçim sürecinde İslâmî söylemleri de öne çıkarması dikkat çekti. Bunda tabii Pakistan halkının İslâmî duyarlılığının ve bu konudaki beklentilerinin önemli rolü olduğu tahmin ediliyor.

Taliban’la meselenin çözümü için bu hareketle görüşülmesini ve bir siyasi ittifak sağlanmasını savunuyor.

Bilindiği üzere Türkiye Pakistan ile her zaman iyi ilişki içinde olmuştur. Ancak İmran Han’ın Türkiye’ye çok yakın durmadığı, bu konudaki tutumunun ABD ile sıkı münasebetler içinde olan Arap diktatörlerin tutumuna benzediği biliniyor. Bu tutumunun iktidarda izleyeceği siyasete nasıl yansıyacağı dizginleri ele almasından sonra görülecektir.

Gelişmeler Pakistan’da iktidarın muhtelif siyasi oyunlara ve taktiklere başvurularak İmran Han’a kazandırıldığını gösteriyor. Ancak onun iktidarı ele almasından sonra ülke yeni bir sürece girmiş olacaktır. Bu sürecin gerek iç gerekse dış politikada ne gibi bir değişime sahne olacağını ise gelişmelerle birlikte göreceğiz.

25 Temmuz seçimlerinde aynı zamanda eyalet meclislerinin üyeleri de belirlendi. Eyalet meclislerinde ise durum tabii ulusal parlamentodaki durumun aynısı değil. Verilen bilgilere göre ülkenin en büyük eyaleti olan Pencap’ta seçimi PML-N kazandı. Sindh eyaletinde seçimi Pakistan Halk Partisi (PPP) kazandı. Belucistan eyaletinde Belucistan Avami Partisi (BAP) birinci oldu. Ulusal mecliste birinci olan PTI ise eyalet meclislerinden sadece Hayber Pahtunhva’da birinciliği elde edebildi.