Trump’ın dostları endişeli

23 Ağustos 2018 Perşembe, Yeni Akit

Öncelikle bütün okuyucularımızın Kurban bayramlarını gönülden tebrik ediyor, Yüce Allah’ın bütün İslâm âlemini mutlu ve huzurlu nice bayramlara kavuşturmasını diliyorum.

ABD başkanı bir yandan Türkiye’ye yönelik tehditlerini ve baskı politikalarını sürdürürken bir yandan da içeride önemli sıkıntılar yaşıyor. Bilindiği üzere Trump’ın eski avukatı Michael Cohen FBI ile anlaşma yaparak bazı önemli konularda itiraflarda bulundu. Bu itirafların en önemlisi ise Trump’ın kendileriyle ilişki içinde bulunduğu iki porno yıldızına susmaları için önemli miktarda para verildiğinin kabul edilmesi. Ayrıca Trump’ın 2016’daki seçim kampanyası direktörü Paul Manafort’un devam eden davasında 18 suçlamadan sekizinde suçlu bulunduğu belirtildi. Bunlar Trump’ın siyasi geleceğini ciddi şekilde tehdit eden gelişmeler.

Bir yandan bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da ABD 6 Kasım 2018’de gerçekleştirilecek Kongre ara seçimlerine hazırlanıyor. Bu seçimlerde 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin bütün üyeleri, 100 üyeli Senato’nun ise üçte biri (33 üyelik) yenilenecek. Şu an Trump’ın partisi olan Cumhuriyetçi Parti her ikisinde de üstünlüğü elinde bulunduruyor.

Trump’ın partisi Cumhuriyetçi Parti ara seçimlerde her iki kanatta da üstünlüğünü sürdürmek istiyor. Çünkü Kongre’de üstünlüğü kaybetmesi durumunda başkanın çok rahat adımlar atması ve kararlar vermesi zor olacak. Demokratik Parti ise hem Trump’ın adımlarını kontrol etmek hem de 2020’de yapılacak başkanlık seçimlerine daha güçlü girmek amacıyla bu iki mecliste üstünlüğü ele geçirmek istiyor. O yüzden 6 Kasım’da gerçekleştirilecek Kongre ara seçimlerinin zorlu geçeceği tahmin ediliyor.

Bu yüzden Trump’ın 2016’daki seçim propaganda süreciyle ilgili soruşturmaların ve itirafların 6 Kasım seçimleri öncesinde de ciddi şekilde gündem olacağı tahmin ediliyor. Trump’ın da bundan dolayı dikkatleri dışarıya çekmek istediği ve bazı ülkelere karşı ekonomik savaş başlattığı düşünülüyor. Fakat bu savaşlar onun ayıplarının üstünü örtmeyi sağlamayabilir.

Bundan dolayı kendi ulusal siyasetlerini büyük ölçüde Trump’la olan ilişkilerine ve işbirliklerine bağlamış olan yönetimler onun siyasi geleceğiyle ilgili zihinlere takılan sorulardan dolayı endişeli durumdalar. Bunların başında da Suudi Arabistan’daki dikta rejimi geliyor.

Suudi Arabistan’ın saray ulemasından olan Abdurrahman Sudeys geçtiğimiz Haziran ayında İsviçre’nin Cenevre şehrinde bir camide verdiği konferansta ABD ile Suudi Arabistan’ın bugün dünyanın iki kutbu olduğunu iddia ederek; “Allah’a hamdolsun dünyayı birlikte yönetiyorlar” demişti. Bunu söylerken Suud Krallığı ile Trump arasındaki ilişkilere işaret ediyordu. Sudeys’in bu sözleri dinleyicilerin tepkisine neden olmuştu ve Cezayirli bir Müslüman onu Amerikan kölesi olarak nitelendirmişti.

Diğer yandan “Müslümanlar ve Batı Uygarlığı” adlı bir kitap yazmasından dolayı Suud yönetimi tarafından zindana atılan Sefer el-Havali ise İslâm âleminin yükselen güç olduğuna, ABD’nin ise gerileyen güç olduğuna dikkat çekerek gerileyen güçle birlikte olmanın siyasetin mantığına da aykırı olduğunu ifade etmiş ve Suud yönetimini ABD rejimiyle bu derece içli dışlı olmamaya çağırmıştı.

Gelişmeler de kendi bağımsız politikalarını geliştiremeyip Trump’a bel bağlayanların onunla birlikte çöküş endişesi yaşadıkları gerçeğini gözler önüne seriyor. Suud rejimi şu an Trump’la bu kadar yakın ilişki içinde olmasına fazla güveniyor gibi görünüyor. Ama Trump’ın siyasetinin önünün kapanması durumunda ABD’nin Suud rejimi karşısında nasıl bir tavır sergileyeceğini de bilemiyor.