Bütün cephelerde savaş

16 Ağustos 2018 Perşembe, Yeni Akit

ABD Başkanı Donald Trump bu sıralarda eski yardımcısı Omarosa Newman ile ateşli bir savaş içinde. Newman, dünyada çok yankı bulmasa da Amerikan kamuoyunda bayağı tartışmalara neden olan “Dengesiz” adlı kitabında Trump hakkında çok ilginç iddialarda bulundu. Bunlardan biri de eşi Melania Trump’ın Donald Trump’tan ayrılmak için gün saydığı iddiasıydı. Newman, Trump’ın ırkçı olduğunu ifade etti ve Afroamerikalılar için aşağılayıcı anlama gelen kelimeyi kullandığına birkaç kez şahit olduğunu dile getirdi. Trump’ın akli dengesinin kötüye gittiğini ileri süren Newman onun bir toplantıda sinirden kâğıt çiğnediğine şahit olduğunu dile getirdi.

Newman’in bu iddiaları tabii Trump’ın tepkilerine neden oldu ve onun iddialarının doğru olmadığını söyledi. Bu kadarla kalsaydı tekzibini normal karşılayacaktık. Ama onun ayak takımından bir yalancı olduğunu söyleyerek onu “köpek” olarak niteledi. Bu onun sevmediği kişiler hakkında böyle hakaret anlamına gelen kelimeleri kullanmasının ilk örneği değil. Daha önce de muhtelif kişiler ve kurumlar hakkında buna benzer aşağılayıcı hakaret ifadeleri kullanmıştı. Belli ki ağzı böyle hakaret ifadelerine alışık. Her ne kadar ABD’de şu an sahip olduğu konum onun konuşmalarında daha dikkatli olmasını gerektirse de iş hayatında alışık olduğu üslubu değiştirmemiş ve sinirlendiği zaman hakaret ifadelerini kullanmaktan kendini alamıyor. Kısacası ağzıbozuk biri.

Sadece ağzıbozuk olsa belki “ne yapalım, her ne kadar siyasetin içinde önemli bir konuma gelmiş olsa da daha önce kazandığı alışkanlığı değiştirememiş” diyerek normal karşılayacaktık. Ama adamın ayarları da bozuk. Bir tarafta savaş cephesi açarken, bunda güçlü olabilmesi için başkalarıyla ilişkilerini bozmamaya dikkat etmesi gerektiğini düşünebilecek kadar bir siyaset mantığı yok. Bu sıralarda neredeyse bütün cephelerde savaş açmış durumda.

İçeride basın mensuplarından birçok kişiyle arayı açtı ve ABD’deki basın organları bu sıralarda Trump’a karşı bir ittifak oluşturmaya çalışıyorlar. Muhtelif basın mensuplarının sert eleştirilerine hedef oluyor.

İran’la yapılan nükleer teknolojinin kullanılmasıyla ilgili anlaşmadan çekilmesinden sonra bu ülkeye ambargoyu yeniden başlattı. Bir yandan da Avrupa’nın ve kendisiyle ekonomik ilişki içinde olan bütün ülkelerin de bu ambargoya destek vermesini istiyor. Onları buna zorlamak için de baskı ve şiddet dilini kullanarak “eğer bu ambargoya destek vermezseniz sizi yakarım” diyor.

Güya ABD ekonomisini rahatlatmak amacıyla Çin’in Amerika’ya sattığı ürünlere ek gümrük vergileri uygulama kararı aldı. Ama bu gümrük vergileri bir yandan Amerikan ekonomisine de darbe vuruyor. Rusya’ya yeni yaptırımlar uyguluyor. AB ile ilişkilerinde çalkantılar var. İran’a ambargoya destek vermesi için İngiltere’ye sopanın ucunu gösteriyor.

Bütün bu uygulamalara başvururken, yıllardan beri Türkiye aleyhine casusluk yapan ve terör örgütleriyle karanlık ilişkiler içine giren bir papazın murakabe altında tutulmasını bahane ederek Türkiye’ye de bazı yaptırımlar uygulama kararı aldı. Ardından da para piyasalarında ciddi sarsıntılara neden olan bir dolar saldırısı gerçekleştirdi.

Trump bu şekilde farklı cephelerde savaş yürütürken ABD’nin siyasi, diplomatik ve ekonomik gücüne çok fazla güveniyor. Ama onun bu uygulamalarından zarar gören ülkeler de kendilerine çıkış kapıları arayacaklardır. Örneğin ABD ürünlerine alternatif ürünler arayarak onunla ticaret hacimlerini azaltabilirler. Bu da Amerikan ekonomisini vuracaktır. ABD artık her istediğini zorla yaptırabilecek bir güce sahip değildir. Özellikle onun farklı cephelerde savaş açması bu savaştan etkilenenleri de kendi aralarında işbirliğine ve çözüm formülleri üretmeye yöneltecektir.