Mayasında ihanet olan devlet

29 Haziran 2018 Cuma, Yeni Akit

Bugün ABD Başkanı Trump’ın İslâm dünyasıyla ilgili kirli planlarının uygulamaya geçirilmesi için bütün imkânlarını seferber eden ve bu amaçla kendi baskı gücünü kullanan Suudi Arabistan, mayasında ihanet olan bir devlettir. İngiliz emperyalizmiyle işbirliği içinde hilafet devletine karşı başlatılan isyanlarla kuruldu.

Arap Baharı olarak isimlendirilen süreçte Tunus’ta dikta rejimine başkaldırıldığı zaman bu ülkeyi bir arka bahçesi olarak gören Fransa bile yıllarca kukla olarak kullandığı Zeynelabidin Bin Ali'yi kurtarmaya çalışan uçağın kendi hava alanlarından birine inmesine izin vermemişti. Benzininin bitmesi tehlikesiyle Akdeniz'in mavi sularına zorunlu iniş yapma ihtimaline yaklaşan uçağa Arap dünyasındaki zulmün büyük ağabeyliğine aday olduğunu ortaya koymaya çalışan Suudi Arabistan pistlerini açtı.

Arap dünyasında zulüm rejimlerine karşı halkların başkaldırı hareketlerinin önünün kesilmesi için sürekli dikta rejimlerine arka çıktı. Çünkü kendi yönetiminin de bir dikta rejimi olduğunu ve halk direnişinin devam etmesi durumunda selin kendi üzerine doğru geleceğini biliyordu.

Mısır diktasının devrilmesinden sonra Arap dünyasında zulmün büyük ağabeyi oldu. Suud diktatörlüğü zulmün büyük ağabeyliği görevini aktif olarak yürütme işini önce Bahreyn diktasına sahip çıkarak, onun devrilmesini engellemek için devreye girerek ifa etti. Denizden kurduğu köprüyü oradaki diktatörü korumak için tanklar ve zırhlı araçlar göndermede kullandı. Bu araçlarla ülkeyi adeta işgal etti.

Halkların kazanımlarının geri alınması amacıyla başlatılan fitne savaşlarını çeşitli şekillerde finanse etti. Mısır’daki Sisi darbesinin zeminini hazırlayan Baltacı fitnesini organize eden BAE, finanse eden ise Suudi Arabistan’dır. Aynı şekilde Libya’daki Halife Haftar fitnesinin yönlendirilmesi işini üstlenen BAE, para kaynaklarının temin edilmesi işini üstlenen ise Suudi Arabistan olmuştur. Suud rejimi bugün de yine arkasına aldığı BAE ile birlikte Yemen’de Husi örgütüne karşı olduğunu söylediği ancak gerçekte bütün Yemen halkına kan kusturan bir savaş vermektedir.

Suudi Arabistan’ın Müslüman Kardeşler’i terör listesine alması gerçekte küresel emperyalizmi reddeden ve kendi halklarının özgürlüğü için mücadele eden bütün siyasi hareketleri hedefe yerleştirmesinden kaynaklanıyordu. Bu tutumunu Filistin’de siyonist işgale karşı mücadele veren Hamas karşısında da sergiledi.

Zulmün büyük ağabeyi artık kendini sadece ulusal sınırları içindeki toprakların değil tüm Arap dünyasının diktatörü olarak görüyor. Katar’a uygulanan ablukanın başını çekmesinin sebebi kendini bütün Arap âleminde söz sahibi olarak görmesidir.

Şimdi de bu sıfatını kullanarak Filistin’de, siyonist işgalin hamisi durumundaki ABD Başkanı Trump’ın kirli planının uygulanması için hem imkânlarını hem de baskı gücünü kullanmaya çalışıyor. Suud veliahtı Muhammed bin Selman bunun için aylardan beri çeşitli oyunlar ve numaralar çeviriyor.

Suud rejimiyle ilgili en ilginç husus ise onun kendini dünyaya, İslâm âleminin sünni cephesinin lideri olarak lanse etmesi ve küresel emperyalizmin hizmetindeki medya organlarının da onu böyle tanımlamaya çalışmasıdır. Onun İran’la anlaşmazlığı da bir Şii – Sünni savaşı olarak lanse edilmeye çalışılıyor. Bir Müslümanın İran’ın bütün haksızlıklarını reddetmesi gerektiği kadar Suudi Arabistan gibi mayasında ihanet olan ve bugün Müslüman halklar karşısında ABD emperyalizminin kirli planlarının hayata geçirilmesi için imkânlarını seferber eden Suudi Arabistan’ın çirkin politikalarını da kesin bir dille reddetmesi, ona karşı çıkması gerekir.