İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Mayıs 2018, Davet Mektebi

Baas Rejiminin Kimyasal Katliamı ve Batının Operasyon Oyunu

4 Nisan 2018 tarihinde, Astana’daki anlaşmaların garantör ülkeleri olan Rusya, İran ve Türkiye, Ankara’da Suriye’yle ilgili bir zirve toplantısı gerçekleştirdi. Bu zirvede Suriye’deki bazı bölgelere insani yardımların ulaştırılması konusunun görüşülmesine ve anlaşma sağlanmasına rağmen Baas diktasının uzun süreden beri kuşatma altında tuttuğu, insani yardımların sokulmasını engellediği ve zaman zaman da saldırılar düzenlediği Doğu Guta’ya yönelik tutumunda bir değişiklik olmadı.

Baas rejiminin aynen Haleb’e yönelik stratejisine benzer bir stratejiyle sıkıştırdığı Doğu Guta’nın çaresiz kalması üzerine bölge halkının tahliye edilmesi konusunda anlaşma sağlandı. Tahliye işleminin devam ettiği sırada muhalif direniş güçlerinin kontrolünde olan Duma kasabasına Baas güçleri tarafından kimyasal silahlarla saldırı düzenlendi. Saldırıda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan yüzden fazla sivil hayatını kaybetti.

Baas’ın bu katliamına Batı ülkeleri görünüşte tepki göstererek bir cezalandırma operasyonu düzenleyeceklerini açıkladılar. Sonuçta ABD, İngiltere ve Fransa üçlüsü tarafından Baas’ın bazı askeri noktalarına yönelik saldırılar düzenlendi. Ancak önceden bilgi verilmiş olması sebebiyle Baas güçleri gerekli tedbirleri almışlardı. Dolayısıyla saldırılarda herhangi bir can kaybı olmadı. Sadece maddi hasar meydana geldi. Operasyon Baas rejiminin saldırgan tutumunu da değiştirmedi.

Not: Suriye’deki kimyasal katliam ve sonrasında meydana gelen gelişmeler konusunu Ribat’ın Mayıs 2018 sayısı için yazdığımız yazıda ayrıntılı olarak ele almaya çalıştık. Bu yazıyı derginin yayınlanmasından sonra kişisel web sitemizden (www.vahdet.info.tr) okumanız mümkündür.

Arap Birliği'nin Zahran Zirvesi

Arap Birliği teşkilatının 29. Zirvesi, Suudi Arabistan’ın Zahran şehrinde 15 Nisan 2018 tarihinde Suud kralı Selman bin Abdülaziz’in başkanlığında gerçekleştirildi. Normalde zirve Mart ayının sonunda ve Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenecekti. Ancak Mart sonunda Mısır’da seçimler olması gerekçe gösterilerek Nisan ortasına ertelendi. Yemen’deki Husi örgütünün de zaman zaman Riyad’a yönelik füze saldırıları gerçekleştirmesi sebebiyle zirve daha kuzeydeki Zahran şehrinde, Kral Abdülaziz Kültür Merkezi’nde düzenlendi.

29. Arap Birliği Zirvesi’nde Kudüs meselesine öncelik verilmesi sebebiyle bu toplantı aynı zamanda Kudüs Zirvesi olarak isimlendirildi. Zirvede ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı kınanarak bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu dile getirildi. Doğu Kudüs’ün işgal altında olduğu vurgulanarak buranın Filistin’in başkenti olduğuna dikkat çekildi. Ancak Arap Birliği’nin bu konuda sergilediği tutumun ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararını etkilemeyeceği anlaşılıyor. Çünkü ortak toplantıda böyle ideolojik söylemler dile getirilse de diplomatik tutumda ciddi anlamda bir tavır gösterilmediği, bilakis Filistin davasının Arap dünyası tarafından büyük ölçüde ihmal edildiği gözlemleniyor.

Zirvede Suriye konusuna da temas edilerek Arap Birliği teşkilatının ABD, İngiltere ve Fransa tarafından düzenlenen operasyonu desteklediği dile getirildi. Suriye meselesinin çözümü için de siyasi bir formül bulunması gerektiği vurgulandı.

İran’ın sergilediği tavra karşı da tepki gösterilerek, bu ülkenin Arap ülkelerinin içişlerine müdahale etmesi kınandı. Arap ülkelerinin İran’la iyi komşuluk ilkesi üzere ilişki içine girmek istediği ifade edildi.

Yemen’de de Arap Birliği’nin “meşru” hükümet olarak tanımladığı Abdurabbih Mansur El-Hadi’nin hükümetine destek vermeye devam edeceği belirtildi.

Filistin'de Toprak Günü ve Büyük Dönüş Yürüyüşü

Siyonist işgal yönetiminin Filistinlilere ait 21 bin dönüm araziyi gasp etmesine tepki olarak 30 Mart 1976 tarihinde düzenlenen gösterilere işgal güçlerinin müdahale etmesi sonucu altı Filistinlinin hayatını kaybetmesi çok sayıda Filistinlinin de yaralanması nedeniyle 30 Mart tarihi Filistin’de her yıl Toprak Günü olarak ihya ediliyor. Bu yılın Toprak Günü’nde aynı zamanda, Filistinlilerin yurtlarından vazgeçmeyeceklerini, vatanlarına geri dönme konusunda ısrarlı olduklarını gösterme amacıyla “Büyük Dönüş Yürüyüşü” adı verilen bir etkinliğin başlatılması kararlaştırıldı. Bu yılın Toprak Günü’nde Büyük Dönüş Yürüyüşü adıyla bir etkinliğin başlatılması Filistin’deki bütün direniş gruplarının ortak kararıdır. Normalde Büyük Dönüş Yürüyüşü’nü organize edenler niyetlerinin tamamen barışçıl yani sivil bir gösteri düzenlemek olduğunu işgal güçleriyle çatışmaya girme amaçlarının olmadığını dile getirdikleri halde işgal güçleri gösteri düzenleyenlere silahlarla ve gaz bombalarıyla saldırıda bulundular. İlk günün gösterilerine yönelik saldırılarda yirmiye yakın Filistinli hayatını kaybederken bin beş yüz Filistinli de yaralandı. Fakat işgal rejiminin bütün saldırgan tutumuna rağmen etkinlikler daha sonraları da ve özellikle Cuma günlerinde yine düzenlendi. İşgal rejimine mensup güçlerin de saldırılarını devam ettirmeleri sebebiyle bizim bu yazıyı hazırlamamızdan önce şehit edilenlerin sayısı kırk, yaralananların sayısı da üç bin beş yüz olmuştu. Buna rağmen eylemlerin ve gösterilerin işgal rejiminin kuruluş yıl dönümüne tekabül eden ve Filistinlilerin Nekbe yani Büyük Felaket günü olarak isimlendirdikleri 14 Mayıs tarihine kadar devam ettirileceği dile getirildi.

Filistinli Mühendisin Malezya’da Öldürülmesi

Bir çete devleti niteliği taşıyan ve istihbarat örgütü olarak tanımladığı Mossad’ı aynı zamanda bir cinayet şebekesi olarak kullanan siyonist işgal rejiminin kullandığı katiller, Malezya’da özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan Filistinli Dr. Fadi El-Betaş’ı 21 Nisan 2018 tarihinde sabah namazına gittiği sırada şehit ettiler.

Gazzeli ve on sekiz ferdi işgalcilerin Gazze’ye yönelik bir hava saldırısında evlerinin başlarına yıkılması sonucu şehit olmuş El-Betaş ailesine mensup olan Fadi El-Betaş enerji teknolojisinin geliştirilmesi konusunda başarılı çalışmalarıyla biliniyordu ve bu alandaki çalışmalarından dolayı Malezya’da birçok resmî kurumdan ödül kazanmıştı.

Siyonist işgalcilere ait gazetelerde, Fadi El-Betaş’ın Hamas’ın insansız hava araçlarını geliştirmede çalışan mühendislerden olduğu iddia edildi.

El-Betaş’ın ailesi cinayetten işgal rejiminin cinayet şebekesi Mossad’ın sorumlu olduğunu dile getirerek Malezya’dan olayın üzerine gitmesini ve katillerin bağlantılarını ortaya çıkarmasını istedi.

İşgal rejiminin hesabına çalışan ihanetçi katiller 15 Aralık 2016 tarihinde de Tunus’ta Hamas’la ilişki içindeki mühendis Muhammed Ez-Zuvari’yi şehit etmişlerdi.

Suudi Arabistan’a Yine ABD Kazığı

Suudi Arabistan’da bir saray darbesiyle veliaht prens yapılmasından sonra ABD’ye ve siyonist işgal rejimine yaranabilmek için kendince “cesaretli (!)” adımlar atan Muhammed bin Selman tüm çabalarına rağmen yine de ABD’ye yaranamadı.

11 Eylül olaylarından dolayı Suudi Arabistan aleyhine açılan tazminat davalarının iptali için Suudi Arabistan’ın yaptığı başvuru Manhattan bölge mahkemesi tarafından reddedildi.

Veliaht prens mahkemenin kararının çıkacağı tarihten önce ABD’ye iki hafta sürecek bir seyahat başlatmıştı. Orada değişik yerlerde konferanslar vermek, muhtelif ziyaretler düzenlemek ve görüşmeler yapmak suretiyle yoğun kulis çalışmaları yaptı. Ama çabalarından hiçbir sonuç elde edemedi ve Manhattan bölge mahkemesinin kararı Suudi Arabistan’ın talebinin aleyhine oldu.

Dolayısıyla New York’taki Manhattan bölge yargıcı Goerge Daniels’in verdiği son karara göre, 11 Eylül 2001 saldırılarından dolayı Suudi Arabistan aleyhine dava açılabilmesi ve söz konusu saldırılarda zarar görenlerin veya ölenlerin ailelerinin Suudi Arabistan’dan tazminat istemeleri mümkün olacak. Verilen bilgilere göre karar saldırılarda ölenlerin aileleri, yaralananlar ve iş yeri sahipleri dâhil toplam 25 bin kişiyi kapsıyor. Onların tazminat davalarını kazanmaları durumunda da Suud yönetiminin çok ağır miktarlarda tazminat ödemeye mahkûm edilmesi söz konusu olabilecek.

Sonuçta Suudi Arabistan’ın, ABD’nin gönlünü etmek için bu ülkeden almayı taahhüt ettiği silaha yatırdığı dört yüz milyar dolardan fazla para da bir işe yaramadı.

Somali İle BAE Arasında Gerginlik

Arap dünyasında fitne çetelerini organize eden Birleşik Arap Emirlikleri’nin Somali’de de bazı fitne planlarını devreye sokmak istemesi bu iki ülke arasında gerginliğe neden oldu. Bu yüzden Somali, BAE’nin ülkesindeki çalışmalarına birtakım kısıtlamalar getirdi. Bunun üzerine BAE de Somali’ye yönelik yardımlarını ve bu ülkedeki sosyal ve insanî faaliyetlerini azalttı.

Mısır’da Sonucu Belli Seçimler

Mısır’da cunta lideri diktatör Sisi’nin kendini yeniden cumhurbaşkanlığına seçtirmek amacıyla planladığı seçimler Mart ayı sonuna doğru gerçekleştirildi. Sonuçları zaten önceden belli olan seçimlerde Sisi, kendisine rakip olarak yine kendi adamlarından Musa Mustafa Musa’yı karşısına koydu. Onun seçilme gibi bir gayesi olmadığı için kullanılan oyların %92’sini Sisi aldı. Rejim halkı oy kullanmaya zorlamak için oy kullanmayanlara para cezası verileceğini duyurdu. Bir yandan da yoğun teşviklerde bulunuldu. Ama bütün tehditlere ve teşviklere rağmen katılım çok düşük oldu. Resmî açıklamalara göre oy kullanım oranı %38’i buldu. Fakat muhalif kanat bu miktarın şişirme olduğunu gerçekte oy kullananların oranının %15’i geçmediğini dile getirdi. Muhalif partiler seçimleri boykot etti.

Sudan'daki İhvan'ın Eski Lideri Sadık Abdülmacid'in Vefatı

Müslüman Kardeşler’in Sudan kanadının eski genel murakıbı Sadık Abdülmacid 29 Mart 2018 tarihinde 92 yaşında vefat etti. 1991-2008 yılları arasında Sudan’daki Müslüman Kardeşler’in genel murakıplığını yapan Sadık Abdülmacid 1926 doğumluydu. Kahire Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştu.

Müslüman Kardeşler'in Kuruluşunun 90. Yıldönümü Kutlamaları

Müslüman Kardeşler cemaatinin kuruluşunun doksanıncı yıldönümü münasebetiyle çeşitli etkinlikler düzenlendi. İstanbul’da da 1 Nisan 2018 Pazar günü Fatih’teki Ali Emiri Kültür Merkezi’nde bu münasebetle bir kutlama programı gerçekleştirildi. Programa Türkiye’den ve Türkiye dışından birçok ileri gelen şahsiyet iştirak etti.