Arap Birliği Zirvesi

19 Nisan 2018 Perşembe, Yeni Akit

Bundan önceki yazımızda Arap Birliği’nin Dışişleri Bakanları toplantısından söz etmiş ve bu toplantıda ele alınan konulardan bazıları hakkında serdedilen fikirlerin özetini sunmaya çalışmıştık. Bu toplantı 29. Arap Birliği Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen ve zirvenin gündemini belirlemeyi amaçlayan bir toplantıydı. Zirve ise 15 Nisan Pazar günü Suudi Arabistan’ın Zahran (Dahran) şehrinde Suud Kralı Selman bin Abdülaziz’in başkanlığında gerçekleştirildi.

Zirvenin normalde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenmesi planlanıyordu. Ancak buranın Yemen’deki Husi örgütünün attığı füzelerin menziline girmesi sebebiyle Zahran’a kaydırıldı ve bu şehirde yer alan Kral Abdülaziz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

29. Arap Birliği Zirvesi’nde ana gündem maddesi Kudüs konusu olduğundan bu zirve aynı zamanda Kudüs Zirvesi olarak isimlendirildi. Zirve sonrasında yayınlanan Zahran Bildirisi’nde Arap dünyası için Filistin meselesinin hâlâ merkezi konumda olduğu ve işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Arap kimliğiyle Filistin’in başkenti olarak kalacağı belirtildi.

Fakat önemli olan bunun bildirilerde dile getirilmesi ve kâğıt üzerinde ifade edilmesi değil izlenen stratejiye yansıtılmasıdır. Arap ülkelerinin birçoğunun özellikle de Arap Birliği teşkilatının çizgisini belirleyenlerin Filistin halkının özgürlük mücadelesine destek vermediği, bilakis köstek olduğu, bunun da ötesinde destek verenlere engel olmaya çalıştıkları, bugün Katar’a ambargo uygulanmasının en önemli sebeplerinden birinin de bu ülkenin Filistin halkına yardımcı olması ve Filistin direnişinin siyasi kanadına kapılarını açması olduğu bilinmektedir. Hatta 29. Arap Birliği Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın müftüsü Abdülaziz bin Abdullah Âl-i Şeyh Et-Temimi, Filistin’de İslâmî Direniş Hareketi’nin işgale karşı verdiği mücadeleyi terör olarak niteleyen ve siyonist işgale karşı savaşmanın caiz olmadığını söyleyen bir fetva yayınlamıştı. O bu fetvasını ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü işgal rejiminin başkenti olarak tanımasından kısa bir süre önce yayınlamıştı. Suud müftüsü böyle bir fetva verdikten sonra ABD başkanının Kudüs’ü işgal rejiminin başkenti olarak ilan etmesi hiç de zor olmadı.

Ancak Arap ülkelerinin liderleri son zirvelerinde ABD’nin Kudüs’ü işgal rejiminin başkenti olarak tanımasını kınadı ve reddettiklerini dile getirdiler. Kararı “geçersiz ve uluslararası hukuka yönelik tehlikeli bir ihlal” olarak nitelendirdiler.

Arap Birliği Zirvesi’nin önemli gündem maddelerinden biri de Suriye konusuydu ve liderler Suriye konusunda tek çıkış yolunun siyasi çözüm olduğunu dile getirdiler. Bununla birlikte ABD, İngiltere ve Fransa üçlüsünün Suriye’ye yönelik operasyonunu da onayladıklarını, desteklediklerini bildirerek Beşşar Esed’in bundan ders çıkarmasını beklediklerini dile getirdiler. Suriye meselesinin kesin bir çözüme kavuşturulması için Cenevre -1 bildirisine dayalı bir siyasi formül üzerinde anlaşma sağlanması gerektiğini ifade ettiler.

Arap Birliği liderleri Yemen’de Abdurabbih Mansur El-Hadi liderliğindeki “meşru” yönetime destek vermeye devam edeceklerini vurguladılar.

Zirvenin önemli gündem maddelerinden biri de İran konusuydu. İran’ın Arap ülkelerinin içişlerine müdahalesine tepkilerini dile getirerek İran’la “iyi komşuluk ilkesi” üzere ilişkilerini belirlemek istediklerini belirttiler. Bu arada Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait üç adanın İran’dan geri alınması konusundaki kararlılığın da süreceğine işaret edildi.

Terör konusu da gündeme gelerek sonuç bildirisinde bu konuda alışık olduğumuz, klasik ifadelerle tepkilere yer verildi.