Baas vahşeti ve zalimlerin tartışması

12 Nisan 2018 Perşembe, Yeni Akit

Afganistan’da ABD güdümlü yönetim, Taliban’ı hedef aldığı iddiasıyla bir medresenin mezuniyet törenini hedef alarak büyük bir katliam gerçekleştirdi. Küresel emperyalizm bu katliamı tamamen görmezden geldi.

Afganistan’da bu katliamın gerçekleştirilmesinin hemen ardından Suriye’deki Baas rejimi uzun süreden beri kuşatma altında tutulan Doğu Guta’nın Duma ilçesinde sivil halkı ve özellikle de çocukları hedef alan bir kimyasal silah saldırısı gerçekleştirdi. Saldırıda bazı kaynaklara göre en az elli bazılarına göre de yüz elli civarında insan korkunç bir şekilde katledildi.

Afganistan ve Suriye’de bu katliamların gerçekleştirildiği günlerde siyonist zulüm de Filistinlileri Büyük Dönüş Yürüyüşü etkinliklerine son vermeye zorlamak için saldırılar ve cinayetler gerçekleştirmeye devam ediyordu.

Afganistan’daki katliamın ve Filistin’de siyonist rejimin gerçekleştirdiği cinayetlerin arkasında ABD, Suriye’deki katliamın arkasında da Rusya vardı. Bunlar Suriye’deki vahşi katliamdan sonra güya karşı karşıya geldiler. İkisi de eli kanlı olan ve eli kanlı hainlerin arkasında duran bu zalimlerin birbirlerine karşı senaryo gereği tavır almaları Suriye’deki, Afganistan’daki ve Filistin’deki zulmün sona erdirilmesi konusunda bize ümit verebilir mi?

Kimyasal silahlarla gerçekleştirilen katliamlar Baas rejiminin vahşette ne derece sınır tanımaz olduğunu gösteriyor. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki Baas zulmü kimyasal silahlarla da olsa diğer silahlarla da olsa sürekli sivil, savunmasız insanları katlediyor. Kimyasal silahlarla yaptığı katliamlarda haksız diğerlerinde haklı olduğu söylenemez.

Olayın en kötü yanı normalde aynı davulu çalanların birilerinin kara diğerlerinin beyaz adam rolü oynayarak insanlarımızı yanıltmalarıdır. Çünkü Baas rejiminin yerinde kalmasını İran ve Rusya kadar İsrail ve ABD'nin de istediğini, direnişin zaferinin İran ve Rusya kadar ABD ve İsrail'i de endişelendirdiğini biliyoruz.

Uluslararası savaş hukukuna göre kimyasal silahların savaşlarda da herhangi bir başkaldırı hareketini bastırma amacıyla da kullanılması yasaktır. Fakat bu tür yasaklar çoğu zaman göstermelik oluyor ve küresel emperyalizmin herhangi bir hesabına dokunmadığı takdirde kullanılmasına engel olunmuyor.

Kimyasal silahların kullanılmasının öncelikli amacı toplu katliamlardır. Çünkü kimyasal silahlar genellikle zehirli gazlardan veya havadaki oksijen miktarını azaltarak insanların nefes almalarını zorlaştıran gazlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla bir bölgeye bu silahlardan atılması durumunda o bölgedeki insanlar zehir solumak sebebiyle ya da yeterli miktarda oksijen alamamaktan dolayı hayatlarını kaybediyorlar. O yüzden bu silahların atıldığı bölgede bulunan tüm canlılar topluca imha ediliyor. Acil müdahale ile kurtarılabilen insanlar söz konusu kimyasal bombaların atıldığı bölgelerden hızla çıkarılabilen ve kendilerine nefes takviyesi yapılabilenlerdir. Onlar da hayatlarını sürdürebilseler dahi belli bir süre atılan bombaların çevreye yaydığı gazların etkisinde kalıyorlar.

Kimyasal silahların saldığı gazlar deliklerden sığınaklara bile girdiği için buralara sığınmış insanları da topluca katledebiliyor. Zaten bazen bu silahların kullanılmasındaki amaç sığınaklara toplanmış insanları topluca katletmek olabiliyor.

Kimyasal silahlar her ne kadar belli bir bölgeye atılsa da doğrudan hedef gözetmiyor. Dolayısıyla kimyasal bombaların atıldığı bölgedeki insanlar topluca hedef alınmış oluyor. Meskûn bir bölgede yaşayanlar arasında askerî faaliyetlerle ilgileri olmayan sivil nitelikli insanların oranları çok fazla olduğundan katledilenler arasında doğal olarak sivillerin oranı çok fazla oluyor.