11 Eylül çamurundan kurtulamadı

30 Mart 2018 Cuma, Yeni Akit

Suudi Arabistan’da şu an her ne kadar veliaht prens konumunda olsa da kralın bütün yetkilerini elinde toplayan Muhammed bin Selman, ülkesinin şu anki durumunun 11 Eylül olaylarının yaşandığı dönemdeki durumundan çok farklı olduğunu ispat etmek için yoğun bir çaba içinde. Buna ek olarak mevcut durumu da yeterli bulmadıklarını, önemli bir reform süreci başlattıklarını, siyonist işgal rejimiyle işbirliğine bile açık hale gelmek için toplumsal engelleri aşmaya çalıştıklarını ortaya koymak için çeşitli ataklar gerçekleştiriyor.

Veliaht prens son dönemde de ABD’ye adeta balayı tatili gibi iki haftalık bir ziyaret süreci başlattı. Bu ziyaretinde muhtelif görüşmeler yaptı, partiler düzenledi, lobi faaliyetleri yürüttü. Yahudi lobisini etkilemek için Başkan Trump’ın damadı Jared Kushner kanalıyla irtibatlar kurmaya çalıştı. Hatta Arap medyasına yaptığı açıklamalarda Kushner’i cebinde taşıdığı iddialarında da bulundu.

ABD’deki faaliyetlerine paralel olarak ülke içinde de kendini ispat amacıyla Müslüman Kardeşler’le irtibatlı olduklarını düşündükleri bütün herkesi özellikle eğitim alanından tasfiye etmek amacıyla bir savaş ilan etti.

Bütün bu çalışmalarının amacı sadece ABD ile ilişkileri geliştirmek ve Trump yönetiminin güvenini kazanmak değildi. Bu konudaki amacını zaten gerçekleştirmişti ve ABD artık Suudi Arabistan’ı aynen İsrail gibi bir uzak karakolu olarak görmeye başlamıştı. Arap dünyasını uzaktan kumanda edebilmek için Suudi Arabistan’ın tam kendine göre şekil aldığının farkındaydı.

Trump, Suud rejimine yeterince güvendiği için onun Yemen’de yürüttüğü savaşın aleyhine hazırlanan bir yasa tasarısının parlamentodan geçmesini de engelledi.

Muhammed bin Selman’ın ABD’ye iki haftalık ziyaret düzenleyerek Trump’ın ve onun damadı Kushner’in önünde doksan takla atmasının önemli bir amacı daha vardı. Suud yönetimi 2016’da çıkarılan ve 11 Eylül olaylarında Suudi Arabistan’ın suçlu gösterilmesine imkân tanıyan Terörizme Destek Verenlere Karşı Adalet (JASTA) adlı yasaya dayalı olarak açılan davaların düşürülmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştu. Muhtemelen Trump da bu davaların düşürülmesini ve Suudi Arabistan’ın üzerindeki 11 Eylül çamurunun temizlenmesini, böylece onunla biraz daha rahat çalışabilmeyi, Arap dünyasındaki bütün İslâmî oluşumlara, özellikle de siyonist işgal rejimini rahatsız eden Filistinli oluşumlara karşı ortak savaş vermeyi istiyordu. Ama bu konuda yargıcı ikna edemedi ve yargıç George Daniels Çarşamba günü verdiği kararda, 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen saldırıların planlanmasında Suudi Arabistan’ın da rolünün olduğu iddiasında bulunan ve saldırıdan etkilenenlerin bu ülkeden tazminat talep etmelerine imkân verilmesini isteyen davaların düşürülmesini reddetti. Fakat yargıç sadece Suudi Arabistanlı üç kuruma yöneltilen suçlamaları geçersiz saydı.

Dolayısıyla New York’taki Manhattan bölge yargıcı Goerge Daniels’in verdiği son karara göre, 11 Eylül 2001 saldırılarından dolayı Suudi Arabistan aleyhine dava açılabilmesi ve söz konusu saldırılarda zarar görenlerin veya ölenlerin ailelerinin Suudi Arabistan’dan tazminat istemeleri mümkün olacak. Verilen bilgilere göre karar saldırılarda ölenlerin aileleri, yaralananlar ve iş yeri sahipleri dâhil toplam 25 bin kişiyi kapsıyor. Onların tazminat davalarını kazanmaları durumunda da Suud yönetiminin çok ağır miktarlarda tazminat ödemeye mahkûm edilmesi söz konusu olabilecek.

Kısacası Muhammed bin Selman’ın attığı onca takla boşa gitmiş oldu. İslâmî oluşumlara karşı başlattığı savaş da üzerindeki 11 Eylül çamurunun silinmesini sağlayamadı. Fakat bir de ABD yargısının verdiği kararı tahlil etmek gerekiyor. Onu da müteakip yazımıza bırakıyoruz.