ABD – Pakistan gerginliği

12 Ocak 2018 Cuma, Yeni Akit

ABD kamuoyu bu sıralarda Başkan Trump’ın Beyaz Saray’daki ilk yılıyla ilgili önemli bilgiler içeren ve Amerikalı gazeteci Michael Wolff’un kaleminden çıkan “Ateş ve Öfke” kitabını tartışıyor. Trump kitabın yalanlarla dolu olduğunu ileri sürdü. Fakat iddialar ciddi ve kitabın yazarı da Trump’ı şu aşamada dünya üzerine ayak basmış en güvenilmez kişi olarak nitelendirdi.

Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Trump döneminde artık ABD’nin dış politikasına ateş ve öfke yön veriyor. Trump bir ülkeye sinirlendi mi o ülkenin defteri dürülüyor. Üstelik eskiden ABD liderleri herhangi bir ülkeye sinirlendikleri zaman tepkilerini diplomatik temsilcileri yanlarına çağırarak doğrudan iletirlerdi. Dolayısıyla çözüm aşamasında, gerek görmediklerinde kamuoyunun meseleden haberdar olmamasını sağlayabilirlerdi. Yahut öfkelerini muhataplarına yansıtırken kullandıkları dil ile olayı kamuoyuna yansıtırken kullandıkları dil farklı olurdu. Ama Trump buna ihtiyaç duymuyor. Twitterden bir mesaj yayınlıyor; içindeki bütün öfkenin özetini o mesajın içinde vermeye çalışıyor. Böylece dünya kamuoyu yaşanan meseleyi bütün çıplaklığıyla internetten okuyabiliyor. Bu yüzden Trump döneminde ABD’nin diplomatik stratejisi tamamen twitter diplomasisine dönüştü. Onun akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tartışılmasına ihtiyaç duyulması da belki biraz kullandığı bu yöntemlerle ilgili olabilir.

Geçtiğimiz günlerde de Pakistan’a olan öfkesini ortaya koymak amacıyla da bir mesaj yayınladı ve bu ülkeyi çok sert bir dille eleştirdi. Mesajında "ABD aptalca bir şekilde son 15 yılda Pakistan'a 33 milyar dolardan fazla yardım sağladı. Ancak liderlerimizin aptal olduğunu sanan onlar, bize yalandan ve üçkağıttan başka bir şey vermedi. Çok az yardım yaparak Afganistan'da avladığımız teröristlere sığınacak liman sağladılar. Artık değil!" ifadelerini kullanmıştı.

Trump, Afganistan’da ABD işgaline karşı savaşı sürdüren Taliban’a destek verenlere Pakistan’ın güvenli bir liman sağladığını, onlara karşı mücadele etmediğini iddia ediyor ve bu ülkeye yaptığı askerî yardımları keseceği tehdidinde bulunuyordu.

Pakistan, Trump’ın bu açıklamasına karşı çıktı ve ABD'nin İslamabad Büyükelçisi David Hale'yi Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak Trump’ın mesajı hakkında açıklama yapmasını istedi. Dışişleri Bakanı Hoca Muhammed Asıf Trump’ın açıklamalarının asılsız olduğunu belirterek “tarih bize ABD’ye körü körüne güvenmememiz gerektiğini öğretti” dedi. Teröre karşı etkili mücadele verdiklerini, bunun için ABD’nin yardımına da ihtiyaçlarının olmadığını ifade etti.

Asıf, Trump’ın aslında böyle bir açıklama yapma ihtiyacı duymasının kendisinin Afganistan’daki başarısızlıkları için Pakistan’ı bir günâh keçisi gibi gösterme amacından kaynaklandığına dikkat çekti.

ABD yönetimi Pakistan’ın, Afganistan Taliban’ına destek verdiği söylenen Hakkani örgütüne karşı gereken mücaedeleyi vermediğini ileri sürüyordu.

Yaşanan gerginlikten sonra ABD yönetimi Pakistan’a askerî yardımını askıya alma kararı aldı. Buna karşılık Pakistan da ABD ile askerî işbirliğine son verdiğini açıkladı.

Gelişmeler her şeyden önce ABD’nin yardım olarak verdiğini söylediği paraları gerçekte Pakistan’ın kendi hesabına savaşması için verdiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Fakat ABD, sadece Afganistan’daki savaşçılara desteği engellemek için savaşmasını yeterli bulmuyor Afganistan içindeki işgal askerlerine destek amacıyla da harekete geçmesini istiyordu. Pakistan’ın Trump’ın tutumuna sert bir dille tepki göstermesi ise ABD’nin baskı gücünü artık ciddi şekilde kaybettiğinin bir göstergesidir.