2017’ye Bakış

4-6 Ocak 2018 Perşembe-Cumartesi, Yeni Akit

Bu haftaki yazılarımızda İslâm dünyasında 2017’de öne çıkan olayların bir listesini vermeye bu olaylar hakkında kısa bilgiler vermeye çalışacağız.

Önce Filistin’deki gelişmeler hakkında bazı kısa bilgiler vermek istiyoruz.

Filistin’de Ekim 2015’te Mescidi Aksa’nın paylaştırılması planının işgal rejiminin parlamentosu olan Knesset’te bir yasa tasarısıyla gündeme alınması üzerine patlak veren Kudüs intifadası 2017 yılında da münferit olaylarla devam etti. İşgal rejimi olayları durdurmak için şiddetin her çeşidine başvurmasına rağmen halkın mücadelesi yine devam etti.

2017’de Filistin’de yaşanan önemli gelişmelerden biri de işgal rejimi zindanlarındaki esirlerin durumlarının iyileştirilmesi amacıyla başlatılan açlık greviydi. Onur grevi adı verilen bu mücadeleye hapishanelerin dışından da halk eylemlerle, gösterilerle destek verdi. Kırk gün süren mücadelenin sonunda işgal rejimi esirlerin bazı taleplerini kabul etmek zorunda kaldı.

Siyonist işgal rejiminin Filistin’in 1948’de işgal edilmiş bölgelerinde ve Kudüs’ün tamamında yatsı ve sabah namazlarında ezanı yasaklamaya kalkışması Filistin’in genelinde ve Mescidi Aksa’da geniş çaplı gösterilere neden oldu. Bunun üzerine işgal rejimi Mescidi Aksa’yı bir süre ibadete kapattı. Yeniden ibadete açtığında kapılarına demir dedektörleri ve kameralar yerleştirmişti. Kudüs halkı bunu kabul etmedi; söz konusu cihazlar kaldırılmadan ve Mescidi Aksa’nın kapıları serbestçe geçişe açık hale getirilmeden içeri girmeyeceğini Mescidi Aksa çevresinde mücadelesini sürdüreceğini açıkladı. İşgal rejimi sonunda bu cihazları kaldırmayı kabul etmek zorunda kaldı.

Filistin’de 2017’de en çok gündem oluşturan gelişmelerden biri de Hamas’ın yeni vizyon bildirgesi yayınlaması ve kendi içinde seçimler yaparak siyasi birim başkanını değiştirmesi oldu. Yeni vizyon bildirgesi yayınlama işlemi Halid Meşal’in Siyasi Birim başkanlığını sürdürdüğü dönemde gerçekleşti. Bu bildirge “acaba Hamas ilkelerinden taviz mi veriyor ve siyonist işgalle anlaşmaya yanaşıyor mu?” tartışmalarına neden oldu. Fakat Hamas işgali gayri meşru tanıma konusundaki tutumunu değiştirmediğini ve Filistin’in bir bütün olduğu ilkesinden taviz vermediğini bildirdi. Bu bildirgenin yayınlanmasından bir süre sonra Hamas içinde yapılan seçimle Siyasi Birim başkanlığına da İsmail Heniyye getirildi.

Filistin’de 2017’de meydana gelen en önemli gelişmelerden biri de Filistin içindeki bölünmüşlüğün sona erdirilmesi için Hamas ile Fetih arasında 12 Ekim 2017 tarihinde Mısır’ın başkenti Kahire’de uzlaşma anlaşmasının imzalanması oldu. Bu anlaşma aslında 2011 Kahire Anlaşması’nı esas alıyor ve uzlaşı hükümetinin Gazze’de de yetki ve sorumlulukları devralmasını gerektiriyordu. Anlaşma gereği Mahmud Abbas yönetiminin de Gazze’ye uyguladığı yaptırımları kaldırması gerekiyordu. Fakat Ramallah’taki uzlaşı hükümetinin Gazze’de hükümet kurumlarını devralmasına rağmen bu hükümet bölgeye uygulanan yaptırımları kaldırma konusunda herhangi bir işlem yapmayıp yeni sorunlar çıkarma yoluna gitti.

Filistin’le ilgili olarak 2017’de meydana gelen en önemli gelişmelerden biri de ABD Başkanı Donald Trump’ın, Amerikan parlamentosunun 1995’de çıkardığı ancak yönetimin güvenlik gerekçesiyle uygulamaya geçirilmesini sürekli ertelediği yasayı uygulamaya geçirdiğini ve buna binaen Kudüs’ü işgal rejiminin başkenti olarak tanıdığını ve ABD’nin büyükelçiliğinin bu şehre taşınması için hazırlıkların yapılması konusunda talimat verdiğini ilan etmesi oldu. Trump’ın bu kararı Filistin’de ve tüm İslâm dünyasında tepkilere neden oldu. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Kudüs gündemiyle İstanbul’da olağanüstü toplantı düzenleyerek Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıma kararı aldı. Mısır tarafından BM Güvenlik Konseyi’ne Kudüs konusunda 1980 tarihli ve 478 sayılı Güvenlik Konseyi’nin esas alınmasını isteyen karar tasarısı sunuldu ancak ABD tarafından veto edildi. Daha sonra bu karar Türkiye’nin öncülüğünde bazı İslâm ülkelerinin girişimiyle Genel Kurul’da 128 ülkenin desteğiyle kabul edildi ancak ABD’nin kararını etkilemedi.

2017’de İslâm dünyasında en çok konuşulan olaylardan biri Katar’a uygulanan ablukaydı. Başını Suudi Arabistan’ın çektiği dört Arap ülkesi Katar’a, teröre destek verdiği ve İran’la işbirliği içine girdiği iddiasıyla Haziran ayının başlarından itibaren abluka başlattı. Gerçek sebep ise Katar’ın Filistin halkına destek vermesi ve dikta rejimlerinin dışladığı bazı siyasi liderlere kapılarını açmasıydı. Ablukanın ABD başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ı ziyaretinden yaklaşık bir hafta sonra başlatılması da kararın onunla görüşme esnasında alındığını gözler önüne seriyordu. Ablukanın kaldırılması konusunda 2017’nin sonuna kadar herhangi bir anlaşma sağlanamadı.

Bugün Myanmar isimli zulüm devletinin sınırları içinde kalan Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanlar 2017 yılında yine şiddetli bir zulme maruz kalmalarından dolayı yurtlarını terk ederek Bangladeş’e iltica etmek zorunda kaldılar. Myanmar’ın silahlı güçlerinin ve Budist Şebbiha çetelerinin birlikte yürüttüğü baskı ve gerçekleştirdikleri saldırılar sonucunda yedi yüz binden fazla Arakanlı Müslüman ülkesini terk etmek zorunda kaldı.

Bağdat rejiminin Haşdi Şabi’yle birlikte gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda IŞİD adlı örgütün militanları Irak topraklarından tamamen çıkarıldı. Bu örgütün Musul’u ele geçirmesi ve bu şehri kendine başkent edinen bir devlet ilan etmesi de Irak askerleri tarafından bölgenin kendilerine çatışmasız bir şekilde teslim edilmesi sonrasında gerçekleşmişti. Irak’tan çıkarılan IŞİD’in Suriye’deki hâkimiyet alanı da iyice daraltıldı. Bütün bu gelişmeler bu örgütün aslında kirli bir oyunun aracı olduğunu da iyice gün yüzüne çıkardı.

Suriye’de bir yandan rejim ve işgal güçlerinin saldırıları devam ederken bir yandan da soruna siyasi çözüm bulunması iddiasıyla görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmeler biri Astana’da diğeri Cenevre’de olmak üzere iki kanaldan yürütüldü. Astana görüşmelerinde bazı bölgelerin çatışmasızlık bölgeleri ilan edilmesi konusunda ittifak sağlandı. Ancak maalesef bu konudaki anlaşmaya rejim güçleri ve işgal güçleri uymadı ve çatışmasızlık bölgeleri ilan edilen yerlere saldırmaya devam ettiler. Cenevre görüşmelerinin sekizinci turu Kasım sonuna doğru başlatıldı ve maalesef herhangi bir anlaşma sağlanamadı.

ABD, Suriye’de IŞİD’e karşı savaştığı gerekçesiyle PKK’nın Suriye uzantısı durumundaki PYD örgütünü 2017’de de silahlandırmaya devam etti. Aslında bu silahların önemli bir kısmının PKK’ın eline geçtiği ve bu örgütün Türkiye’ye karşı savaşında kullanıldığı biliniyordu. IŞİD ise işin sadece bir bahanesiydi. Çünkü PYD’nin IŞİD’e karşı savaştığını söylediği bölgelerde kontrolü ele geçirmesinden sonra ABD verdiği silahları geri istemediği gibi tam aksine örgütü silahlandırmaya devam etti.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da 21 Mayıs 2017 tarihinde İslam – Amerikan Zirvesi olarak isimlendirilen bir uluslararası toplantı gerçekleştirildi. Suudi Arabistan toplantıya İslâm ülkelerinin yöneticilerini de davet etmişti ve birçok ülkeden katılan oldu. Ancak gerçekte Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkileri güçlendirme ve yeni stratejiyi belirleme amacıyla düzenlenen bir toplantıydı. Bu toplantıya katılan Donald Trump da bu vesileyle başkan olmasından sonraki ilk yurtdışı seyahatini Suudi Arabistan’a gerçekleştirmiş oldu.

Suudi Arabistan 2017 yılında aynı zamanda kendi içinde de önemli çalkantılar yaşadı. Bir saray darbesi sonucu veliahtlığa tayin edilen prens Muhammed bin Selman kendisine ayakbağı olacaklarını düşündüğü kişileri aradan çıkarmak ve etkisiz hale getirmek için geniş çaplı tutuklamalar gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen tutuklama kampanyalarında önce ülkenin ileri gelen birçok ilim ve fikir adamı sonra da prenslerden, eski bakanlardan ve iş adamlarından oluşan çok sayıda etkin şahsiyet gözaltına alındı.

Yemen’de sorunun siyasi yönden çözülmesi için BM tarafından tayin edilen özel temsilcinin tarafları ikna edememesi sebebiyle İran tarafından desteklenen Husi örgütüyle Suudi Arabistan’ın başını çektiği Körfez koalisyonu tarafından desteklen Aden hükümeti arasındaki çatışmalar devam etti. İran ile Suudi Arabistan arasında bu ülkeye hakimiyet amacıyla yürütülen ve ülkenin halkının içinde bulunmadığı bu savaşta halk büyük zarar gördü. Açlık felaketi gittikçe büyüdüğü gibi başta kolera olmak üzere muhtelif salgın hastalıklar da yayıldı.

İktidarını kaybetmesinden sonra İran destekli Husi örgütüyle işbirliği içine giren eski diktatör Ali Abdullah Salih, 2017’nin sonlarına doğru Suudi Arabistan’la perde arkasından ilişki içine girerek söz konusu örgütle bağlarını kopardı. Bunun üzerine örgüt militanları tarafından, Sana’dan kendi memleketine gitmekte olduğu bir sırada önü kesilerek roketlerle feci bir şekilde öldürüldü.

İslamî hareket önderlerine sürekli idam veya müebbet hapis cezaları veren Mısır’daki Sisi cuntası ülkenin eski diktatörü ve ismi zulümle özdeşleşmiş olan Hüsni Mübarek’i beraat ettirdi.

Sisi cuntası, IŞİD’in bölgedeki yapılanmasına karşı savaş verdiği iddiasıyla Sina’da askeri operasyonlarını sürdürdü. Bu operasyonlardan birinci derecede sivil halk zarar gördü.

Sina’daki Ariş şehrine yakın Bi’ru’l-Abd kasabasında yer alan Ravda Camisi’nde 24 Kasım 2017 tarihinde büyük bir katliam gerçekleştirildi. Etrafı on kadar araçla kuşatılan camiden çıkan cemaatin üzerine Cuma namazı çıkışı sonrası araçlardan otomatik silahlarla ateş edildi. Saldırıda en az 370 kişi hayatını kaybetti. Saldırganlar 45 dakika süreyle katliam yapmaya devam ettikten sonra kaçmayı başardılar. Çok sıkı askerî tedbirlerin alındığı ve geçiş noktalarında sıkı kontrollerin yapıldığı Sina bölgesinde bu caminin çevresine otomatik silahlarla donatılmış on aracın nasıl girebildiği ve militanların 45 dakika süreyle katliam yapmasına nasıl fırsat verildiği zihinlerde soru işaretlerine neden oldu. Sisi cuntası saldırıdan IŞİD’in Sina’daki yapılanmasını sorumlu tuttu.

Libya’daki fitne örgütünün lideri Halife Haftar hakimiyet alanını 2017’de genişletti.

Bangladeşte İslamî hareket liderlerine yönelik idam kararları devam etti.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Bağdat yönetiminin itirazlarına rağmen bölgenin bağımsız olması konusunda 25 Eylül 2017 tarihinde bir referandum gerçekleştirdi. Referandumda evet oyu kullananların oranının %93 olduğu açıklandı. Ancak bağımsızlık kararına Bağdat yönetiminin yanı sıra Türkiye ve İran’ın da karşı çıkması sebebiyle bağımsızlık kararı alınamadı. Bağdat yönetimi IKBY’nin bağımsızlık girişimine karşı askeri operasyon düzenleyerek Kerkük ve çevresini bu yönetimin elinden aldı. Daha sonra IKBY Başkanı Mesut Barzani görevinden istifa etti.

Cezayir’de 4 Mayıs 2017 tarihinde seçimler gerçekleştirildi. Seçimlerde oy kullanılması için camilerde hutbelerden bile çağrılar yapılmasına rağmen cuntanın devamı durumundaki mevcut yönetime güvenilmemesi sebebiyle halk seçimi boykot etti ve büyük çoğunluk oy kullanmamayı tercih etti.

İran’da 19 Mayıs 2017 tarihinde yapılan seçimlerde cumhurbaşkanlığını Hasan Ruhani kazandı. İran’da 2017 sonlarına doğru da geniş çaplı gösteriler gerçekleştirildi. İran’ın ileri gelenleri bu gösterilerin ABD, İsrail ve Suudi Arabistan tarafından yönlendirildiğini iddia ettiler.

Pakistan’da Yüksek Mahkeme’nin Nevaz Şerif’in görevden alınması yönünde karar vermesi üzerine Şerif mahkeme kararının uygulanmasını beklemeden görevinden istifa etti.

Kırgızistan ve Moritanya’da anayasa değişikliği gerçekleştirildi.

Somali’de 8 Şubat 2017’de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerini Muhammed Abdullah Farmacu kazandı.