İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Aralık 2017, Davet

Suudi Arabistan'da Çalkantılar

Suudi Arabistan bir yandan yanına aldığı Arap ülkeleriyle birlikte Katar'ı sıkıştırarak bu ülkeye abluka uygularken bir yandan da kendi içinde çeşitli sıkıntılar yaşıyor. Kendi içindeki sıkıntıların temelinde ise veliaht prensin değiştirilmesi suretiyle gerçekleştirilen saray darbesi var. Bu saray darbesinde mevcut kral Selman bin Abdülaziz önce kendinden sonrası için veliaht prens olan kardeşi Mukrin bin Abdülaziz'i devreden çıkarıp yerine kardeşinin oğlu Muhammed bin Nayif'i geçirmiş sonra onu da devreden çıkararak kendi oğlu Muhammed bin Selman'ı veliaht prens tayin etmişti.

Muhammed bin Selman ise veliaht prens atanmasından sonra ülkede kralın yetkilerini büyük ölçüde eline aldı. Bir yandan da kendisine muhalefet edenleri devreden çıkarmak için çeşitli operasyonlar gerçekleştirdi. Geçtiğimiz ayda da aralarında birçok prensin, eski bakanın, görevlerine son verilen bakanın ve iş adamının bulunduğu kalabalık bir grubu yolsuzluk soruşturması gerekçesiyle gözaltına aldı.

Suudi Arabistan'daki gelişmelerin ayrıntılarına Vuslat dergisinin Aralık sayısı için yazdığımız yazıda yer verdiğimizden burada sadece özet bilgiler vermekle yetiniyoruz. Vuslat için yazdığımız yazıyı derginin yayınlanmasından sonra inşallah kişisel web sitemiz olan www.vahdet.info.tr adresinden de okuyabilirsiniz.

Lübnan'da İstifa Tartışması

Suudi Arabistan'daki çalkantıların bir yüzü içerideki gelişmelere bir yüzü de dış gelişmelere bakıyordu. Dışarıyla ilgili önemli gelişmelerden biri de Lübnan Başbakanı Sa'd El-Hariri'nin Suudi Arabistan'ı ziyareti esnasında görevinden istifa ettiğini açıklaması oldu. Hariri, Lübnan'da hayatının tehlikede olduğu, babasına karşı düzenlendiği gibi kendisine karşı da suikast düzenlenmesinden endişe ettiği için görevinden istifa ettiğini açıkladı. Ancak Lübnan'daki yetkililer istifanın Hariri'nin hayatına yönelik bir tehlikeden değil Suudi Arabistan'ın baskısından kaynaklandığını dile getirdiler. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn da istifanın Lübnan Anayasasına göre gerçekleşmediğini ifade ederek kendilerinin Hariri'yi başbakan olarak tanıdıklarını söyledi. Ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron devreye girdi ve Hariri'yi Fransa'ya davet etti. Hariri, Fransa seyahatinden sonra Lübnan'a döndü ve istifasını ertelediğini açıkladı.

Lübnan'da Hariri'nin istifasının arka planıyla ilgili gelişmeleri de Ribat dergisinin Aralık sayısı için hazırladığımız dosyada ayrıntılı olarak ele aldık. Bu yazımızı da derginin yayınlanmasından sonra kişisel web sitemizden okuyabilirsiniz.

Filistin'de Uzlaşma Anlaşması'nın Uygulamaya Geçirilmesinde Yaşanan Sıkıntılar

Filistin'de 12 Ekim 2017 tarihinde Mısır'ın başkenti Kahire'de Hamas ile Fetih arasında bir uzlaşma anlaşması imzalandı. Fakat anlaşmanın uygulamaya geçirilmesi aşamasında Ramallah'taki Abbas yönetiminin çıkardığı zorluklardan dolayı aksamalar yaşanıyor. Her şeyden önce Gazze'de Hamas'ın bütün hükümet kurumlarını ve gümrük kapılarını Ramallah'taki uzlaşı hükümetine devretmesine rağmen Abbas yönetimi Gazze'ye uygulanan yaptırımları kaldırmama konusundaki ısrarlarını sürdürüyor. Bu kez Filistin direniş güçlerinin silahlı kanatlarını sorun etmeye çalışıyor. Oysa Kahire'de yapılan görüşmelerde silahlı direniş kanatları herhangi bir şekilde tartışma konusu yapılmamıştı ve 12 Ekim'de imzalanan anlaşmada da bununla ilgili bir madde yer almadı. Hamas da siyonist işgal devam ettiği sürece Filistin'deki direnişin devam edeceğini, bunu tartışma konusu yapmasının söz konusu olamayacağını dile getirmişti.

21 Kasım 2017 tarihinde anlaşmanın uygulama aşamasıyla ilgili bir değerlendirme yapmak amacıyla Kahire'de muhtelif direniş gruplarının temsilcilerinin katıldığı toplantı düzenlendi. Bu toplantı da Fetih örgütünün uzlaşmacı değil dayatmacı bir tutum sergilemesi dikkat çekti.

Balfour Deklarasyonu'nun 100. Yıldönümü

2 Kasım 2017 tarihi Filistin topraklarının İngilizler tarafından işgal edilmesinin amacının bu topraklarda siyonistlerin bir devlet kurmalarına imkân sağlamak olduğunu ortaya koyan Balfour Deklarasyonu'nun yayınlanmasının yüzüncü yıldönümüydü. 2 Kasım 1917'de o zamanki İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour'un adına yayınlanan bu deklarasyonda şöyle deniyordu: "Haşmetli İngiliz kraliyet hükümeti, Filistin'de Yahudi halkı için milli bir devlet kurulmasını memnuniyetle karşılıyor. Bu gayeye ulaşmayı kolaylaştırmak için en değerli mesailerini harcayacaktır. Şurası açıkça bilinmelidir ki haşmetli kral, Filistin'de bulunan Yahudiler dışındaki milletlerin dini ve medeni haklarına zarar verecek veya Yahudilerin başka herhangi bir ülkede elde ettikleri haklarını ve siyasi nüfuzlarını zedeleyecek hiçbir şey yapmayacaktır."

Balfour Deklarasyonu'nun yayınlanmasının yüzüncü yıldönümü münasebetiyle çeşitli etkinlikler düzenlendi ve İngiltere'den bu sebeple Filistin halkından özür dilemesi istendi. Ancak İngiliz yönetimi özür dilemek yerine bu deklarasyonla gurur duyduğunu dile getirmeyi tercih etti ve yüzüncü yıl dönümü münasebetiyle de işgalci siyonistlerin de davet edildiği bir kutlama töreni düzenledi.

Gazze'de İşgalciler Tarafından Tünelin Patlatılması

Gazze'de insanî ihtiyaçların karşılanması için Mısır tarafına uzanan tüneller inşa edildiği gibi işgal rejiminin saldırılarından kaynaklanan tehditlere karşı da 1948'de işgal edilmiş bölgenin sınırlarına doğru da savunma tünelleri inşa edilmiştir. Bu tüneller siyonistlerin 2014 saldırısına karşı çok işe yaradı ve işgalcileri geri dönmeye zorlayan en önemli savunma aracı oldu. Siyonist işgal rejimi geçtiğimiz ay bunlardan birini tespit ederek hava saldırısıyla imha etti. Tünelin imha edilmesi sonucu çoğu İslâmî Cihad Hareketi'nin askerî kanadı durumundaki Kudüs Seriyyeleri'ne bazıları da Hamas'ın askerî kanadı durumundaki İzzettin Kassam Tugayları'na mensup 12 mücahit şehit oldu. İşgal yönetimi tüneldeki enkazın altında kalan şehitlerden bazılarının cesetlerinin çıkarılmasını engellemeye çalıştı ve buna izin vermek için Filistinlilerden birtakım karşılıklar elde etmek istedi.

Suriye'de Astana Anlaşması Uygulanmıyor

Astana görüşmelerinde Suriye'deki çatışmasızlık bölgelerinin dörde çıkarılması konusunda anlaşma sağlandı. Bu bölgelerin içerisinde Doğu Guta ve İdlib de yer alıyor. Ancak bu bölgelere yönelik saldırılar, kuşatma ve tehditler son bulmuş değil. Özellikle Doğu Guta'nın kuşatma altında tutulması ve saldırıların devam ediyor olması bu bölgedeki halkın ciddi sıkıntılar çekmesine neden oluyor. Kuşatma ve insanî yardımın sokulmasının engellenmesi sebebiyle bölgede her gün çocuklar açlıktan ölmeye devam ediyor. Ayrıca Baas rejimi Doğu Guta'da ateşkesin de fiili olarak son bulduğunu açıklayarak saldırılarını artırdı. Bununla birlikte Suriye meselesine siyasi çözüm bulma iddiasıyla toplantılar ve görüşmeler de sürdürülüyor. Bunlardan biri de Rusya'nın organize ettiği Soçi toplantısı oldu. Baas rejimine sahip çıkan Rusya ve İran ile, muhalefeti destekleyen Türkiye'nin cumhurbaşkanlarının bir araya geldiği bu toplantıda ne yazık ki saldırgan güçlerin daha etkili olduğu açıktı.

Zimbabwe'de Darbe

1980'de tam bağımsız kabul edilen Zimbabwe'de bağımsızlık savaşını yürüten Zanu PF (Zimbabwe Afrika Ulusal Birliği Parti Cephesi)'nin lideri Robert Gabriel Mugabe bağımsızlıktan bu yana ülkenin liderliğini yapıyordu. Ancak onun bir süre önce yardımcısı Emmerson Mnangagwa'yı kendisinin tahtına göz koyduğu iddiasıyla görevden alması ülkede tartışmalara neden oldu ve Genelkurmay Başkanı devreye girerek 15 Kasım sabahı Mugabe'ye karşı bir darbe gerçekleştirdi.

Mısır'da Akredite Fetvacılar Listesi

Mısır'da zulüm uygulamalarına, işkencelere ve idam kararlarına devam eden Sisi cuntası İslâmî konularda konuşmayı da tamamen kendi kontrolüne almak amacıyla elli kişilik bir akredite fetvacılar listesi yayınladı. Cunta tarafından yapılan açıklamada bu elli kişinin dışında kimsenin fetva yayınlamaya yetkisinin olmadığı bildirildi.

Yemen'de Güç Kavgası ve Yok Olan Bir Halk

Yemen'de İran'la Suudi Arabistan arasında hâkimiyet savaşı devam ediyor. Bu savaş bir halkın da yavaş yavaş tükenmesine neden oluyor. Geçtiğimiz ay içinde Husilerin, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a bir balistik füze atmaları üzerine Suud yönetimi de güdümündeki Aden hükümetinin kontrolündeki limanları kapattı. Bunu yapmasının gerekçesi ise atılan füzenin Husilere İran tarafından verildiği iddiasıydı. Fakat limanların kapatılması insani yardımların da girmesini engelledi. Dolayısıyla ülkede açlık sıkıntısının ve sağlık hizmetlerindeki aksamaların daha da artmasına neden oldu.

Kenya'da Seçim Tekrarı

Doğu Afrika ülkelerinden Kenya'da 8 Ağustos 2017 tarihinde cumhurbaşkanının yanı sıra milletvekillerinin, senatörlerin, valilerin ve ilçe temsilcilerinin belirlenmesi için seçim yapılmıştı. Mevcut cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta oyların %54,27'sini alarak yeniden cumhurbaşkanlığını kazanmıştı. Muhalefet partilerinin kurduğu ittifakın ortak adayı Raila Odinga ise sadece %44.74 oranında oy alabilmişti. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçları birinci turda belli olduğu için ikinci tura gerek kalmamıştı. Fakat muhalefet partileri seçimlere elektronik yollarla müdahale edildiğini söyleyerek iptal edilmesi için Yüksek Mahkeme'ye başvurdular. Yüksek Mahkeme de seçimlerin yeterince şeffaf ortamda yapılmadığını söyleyerek seçimleri iptal etti. Bu sebeple 26 Ekim 2017 tarihinde seçimler tekrar yapıldı. Ancak muhalefet partileri gerekli şartların oluşmadığı gerekçesiyle bu kez seçimleri boykot ettiler. Bu boykot seçimlere ciddi şekilde yansıdı ve oy kullanma oranı oldukça düşük oldu.