Lübnan'da hükümet tartışması

17 Kasım 2017 Cuma, Yeni Akit

Lübnan'da iki buçuk yıla yakın bir süre cumhurbaşkanlığı sorunu yaşanmıştı. Bu süre içinde ülkedeki siyasi oluşumların belli bir isim üzerinde ittifak edememeleri sebebiyle cumhurbaşkanı seçilememişti. Fakat sonunda Hizb ile Sa'd El-Hariri'nin liderliğini yaptığı Müstakbel Partisi'nin Hizb'in desteklediği Mişel Avn üzerinde ittifak kurmaları sonucu 31 Ekim 2016 tarihinde cumhurbaşkanı belirlendi. Fakat bu ittifakın, hükümeti kurma görevinin de Sa'd El-Hariri'ye verilmesi karşılığında sağlandığı haberlerde dile getirildi. Taraflar böyle bir pazarlık olduğu iddiasını önce yalanladılar. Ancak Mişel Avn'ın cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasından sonra hükümeti kurma görevini Sa'd El-Hariri'ye vermesi iddiaları doğruladı.

Sonuçta Hariri hükümetini kurdu ve 18 Aralık 2016'da başbakanlık koltuğuna oturdu. Ama aradan bir yıl bile geçmeden hayatının tehlikede olduğunu, babasına karşı düzenlendiği gibi kendisine karşı da suikast düzenlenmesi ihtimalinin bulunduğunu iddia ederek görevden istifa etti. Fakat istifasını Suudi Arabistan'a seyahat düzenlediği bir sırada açıklaması birtakım tereddütlerin hâsıl olmasına neden oldu. Gerçekten bir suikast tehlikesiyle karşı karşıya olduğu için mi yoksa Suudi Arabistan'ın baskılarından dolayı mı istifa etmişti? Aynı günlerde Suudi Arabistan'ın kendi içinde de ciddi çalkantılar yaşaması bu ülkenin veliaht prensinin baskılarının etkili olduğu kanaatinin güçlenmesine neden oldu.

Lübnan'daki siyasi liderler Hariri'nin istifasında Suud baskısının etkili olduğunu hatta böyle bir gelişmenin Lübnan'a doğrudan müdahale ve düşmanca tavır olarak görüleceğini dile getirdiler. Lübnan'daki liderler ve bu arada cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hariri'nin istifasının normal şartlarda verilmediğini dolayısıyla Anayasaya göre geçerli sayılamayacağını dile getirdiler. Yani onun istifasını resmen kabul etmeyerek kendisini Lübnan'ın başbakanı olarak görmeye devam ettikleri mesajları verdiler. Böyle konuşmaları Hariri'nin kaşına gözüne aşık olmalarından değil Lübnan'ın yeni bir hükümet krizine girmesinden korkmalarından kaynaklanıyordu. Çünkü Müstakbel Partisi'nin Lübnan'daki siyasi ittifaktan çekilmesi durumunda parlamentoda bu kez ciddi anlamda hükümet krizi ortaya çıkacak ve yeni başbakanın seçilmesi çok zor olacak. Belki iki buçuk yıl süren cumhurbaşkanlığı krizinden daha fazla sürecek bir başbakanlık krizinin ortaya çıkması söz konusu olacak. Böyle bir kriz de ülke içindeki güven ve istikrarın büyük ölçüde kaybolmasına neden olacak. Hatta Hariri'nin ileri sürdüğü gerekçe ülke içinde siyasi kamplaşmaya ve belki fiili çatışmaya neden olacak. Böyle bir durumun ortaya çıkmaması için Lübnan sahnesinde etkili olan gruplar Hariri'nin yine görevine dönmesini sağlamak ve kendisine karşı herhangi bir tehdidin söz konusu olmadığına halkı ikna etmek istiyorlardı.

Sa'd El-Hariri'nin ağabeyi Baha Hariri de tartışmalara müdahale ederek kardeşinin istifasının haklı olduğunu, İran'ın ve Hizb'in Lübnan'da tamamen kontrolü ele geçirme çabası içinde olduğunu dile getirdi.

Bu arada meselenin çözülmesi için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron devreye girerek Sa'd El-Hariri'yi ülkesine davet etti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian dün yani 16 Kasım Perşembe bir açıklama yaparak Hariri'nin Fransa'nın davetini kabul ettiğini söyledi. Fakat konuyla ilgili haberlerde Sa'd El-Hariri'nin Fransa'yı ziyaret edeceğine, burada ülkenin ileri gelenleriyle görüşmeler yapacağına ancak ardından da Lübnan'a giderek istifa için gerekli resmî işlemleri yapacağına dikkat çekildi. Bu bilgiler onun istifa kararında ısrarlı olduğunu gösteriyor. Bu da Lübnan'ın şimdi de bir hükümet krizine doğru sürüklenmesi ihtimaline işaret ediyor.