Arakanlıların yurda dönüşüne engel

7 Ekim 2017 Cumartesi, Yeni Akit

Bangladeş yönetimi Arakanlı mültecilerin yurtlarına dönmelerine imkan verilmesini istedi. Esas olan da bu insanların mülteci kamplarında sefalete mahkum edilmeleri değil kendi yurtlarında onurlu bir hayata kavuşturulmalarıdır. Mültecilik geçici bir durumdur ve normal hayat şartlarına uygun değildir. Sürekli mülteci kamplarında yaşamaya mahkûm edilen insanlar sürekli dışarıdan birilerinin yardım etmesine ihtiyaç duyarlar. Yapılan yardımlar da ihtiyaçlarını karşılamaz.

Rohingyalar olarak da isimlendirilen Arakanlı Müslümanların yurdu da bugün Myanmar diktasının hakimiyeti altında olan Arakan bölgesidir. Yapılması gereken de dikta zulmünün kalıcılığını sağlayarak Arakan bölgesinin insanlarını evlerini, yurtlarını terk etmeye zorlamak değil dikta zulmünün ortadan kalkmasını sağlayarak o insanların yurtlarına dönmelerinin kapılarının açılmasına imkan vermektir. Dünyanın bunun için bir şeyler yapması gerekir.

Fakat Myanmar zulmü Arakanlı Müslümanların yurtlarına geri dönebilmeleri için nüfus kayıtlarının olması gerektiğini iddia etti. Aslında böyle bir şart ileri sürmesi kendisinin kirli yüzünü ve iğrenç politikasını da gün yüzüne çıkarmaktadır. Çünkü yıllardan beri Arakanlı Müslümanları nüfusa kaydetmiyor. Onlara sığınmacı muamelesi yapıyor ve bu insanların o toprakların yerlisi olmadığı iddiasında bulunuyor. Oysa o insanlar yüzyıllardan beri o topraklarda yaşayan bir toplumun parçası. Ama Myanmar'daki Budist zulüm özellikle Müslümanları nüfusa kaydetmiyordu.

Şimdi de yapılan zulüm ve işkenceden kaçarak Bangladeş'e sığınanların geriye dönebilmeleri için nüfus kayıtlarının olmasını şart koşuyor. Bu onlara dönüş yollarını tamamen kapatmak istediği anlamına geliyor. Ama bu insanların nereden geldiklerini bütün dünya biliyor. Eğer bu insanların Myanmar nüfus kayıtlarında tescilleri yoksa bu gerçekte Myanmar'daki Budist zulüm rejiminin ırkçı politikasına delalet eder, o insanların Arakanlı olmadıklarına değil.

Fakat, Myanmar zulmünün asıl amacı Arakan bölgesindeki Müslümanların tamamen tasfiye edilmesidir. Yıllardan beri o insanlara ırkçı ayrım politikalarının uygulanmasının öncelikli amacı da budur. Bu zulüm yüzünden zaten Arakan bölgesinde normalde çoğunluk durumunda olan Müslümanlar bugün azınlık durumuna düşmüşlerdir. Şimdi de zorla evlerinden çıkarılan insanların geri dönmelerine engel konulması için her yola başvuruluyor.

Her şeyden önce evlerini terk etmek zorunda bırakılan Müslümanların köyleri ve evleri gerek Myanmar ordusunun ve gerekse o ordunun Şebbiha çeteleri gibi çalışan Budist örgütlerin mensupları tarafından tamamen yakıldı. Bu şekilde iki yüz kadar köyün tamamen imha edildiği Myanmar'daki dikta rejiminin açıklamalarında da yer aldı. Bütün bu köylerin yakılmasının amacı zulüm ve şiddet yoluyla evlerinden çıkarılan Müslümanların geri dönmelerinin yolunun tamamen kapatılmasıdır. Şimdi de Bangladeş'e sığınan mültecilerin geri dönebilmeleri için nüfus kayıtlarının olmasını şart koşuyor.

Uluslararası mekanizmanın Myanmar zulmünün bu şekilde nüfus kaydı sormasına müsaade etmeyerek aksine kendisinden niçin bu insanları nüfusa kaydetmediğini sorgulaması, ondan bu insanların hesabını sorması gerekir.

Myanmar zulmü Arakan'daki Müslümanları tamamen tahliye ederek yerlerini Budist nüfusla doldurmak için bütün bu oyunlara başvurdu. Ama Müslümanlar o toprağın insanlarıdır ve Bangladeş'teki mülteci kamplarına gökten yağmış değiller. İnsanlığın o mağdur Müslümanların hesaplarını sorması ve onlara yapılan zulmün son bulması için devreye girmesi gerekir.