IKBY referandumu

28 Eylül 2017 Perşembe, Yeni Akit

IKBY Başkanı Mesud Barzani bütün tepkilere ve çağrılara rağmen bağımsızlık referandumunu belirlediği tarihte gerçekleştirdi. Henüz resmî sonuçlar açıklanmış değil. Ancak gayri resmî sonuçlara göre yüzde 93 civarında "evet" oyu çıktı. Barzani, sonucun "evet" olacağını önceden kesin bir şekilde tahmin etmeseydi zaten böyle bir referandumu gerçekleştirmezdi. İtiraz edenlerin itirazlarının sebebi de zaten sonucun "evet" olacağı konusunda kesin bir kanaate sahip olmalarıydı. Referandum da rakip güçlerin ayrı ayrı denetimi ve gözetimi altında değil sonucu kendi iradesine göre şekillendirebilecek bir gücün gözetimi altında gerçekleştirildiğinden sonucu onun belirlemesi de zor olmayacaktı.

Referandum öncesinde tahminde bulunanların bazıları "evet" oylarının yüzde altmış - yetmiş oranında çıkabileceğini söylemişlerdi. Ama yüzde yüze yaklaştı. Çünkü hayır diyenler zaten referanduma da hayır diyorlardı ve onlar tamamen boykot etmeyi, hiç oy kullanmamayı tercih ettiler. Ama oy kullanım oranıyla ilgili bilgiler gerçekleri yansıtmıyor olabilir. Çünkü dediğimiz gibi rakip güçlerin ayrı ayrı denetimi değil sonucu kendi arzusuna göre şekillendirme imkânına sahip bir gücün denetimi söz konusuydu ve onun da oy kullanım oranını olduğundan fazla göstermiş olması ihtimal dışı değildir. Ama öyle olsa da değişen bir şey olmayacaktır. Çünkü bu oranda büyük miktarlarda oynanmasına ihtiyaç duyulduğunu sanmıyoruz.

Şimdi herkes referandumdan sonra neler olacağını soruyor ve bunun üzerinde yorumlar yapıyor. Bazılarına göre referandumdan bağımsızlık tercihi çıkmış olsa bile bağımsızlığın gerçekleştirilmesi kolay hatta mümkün olmayacaktır. Bazılarına göre de ABD her ne kadar referanduma itirazda bulunuyor gibi görünse de bölgede böyle bir devlet kurulmasını istiyor ve referandumdan çıkan sonucun birtakım zorluklardan sonra pratiğe yansıtılması mümkün olacaktır.

IKBY'nin referandum yaptığı bölgelerin Irak'tan ayrılarak bağımsız bir devlet olmasına en çok Bağdat yönetimi, İran ve Türkiye karşı çıkıyor. Bunların dışında da birçok ülke Irak'ın toprak bütünlüğünden yana ve bölgede yeni bir krizin ortaya çıkmasına neden olacak bir bağımsızlık girişimine karşı olduğuna dair açıklamada bulundu. Bunlardan bazıları açıklamasında gerçekçi olsa da pratikte konuyu çok fazla önemsemiyor. Gidişata ayak uydurabilir. Bazıları da açıklamasında da gerçekçi değildir, her ne kadar Irak'ın toprak bütünlüğünden yana açıklama yapmış olsa da bu ülkenin topraklarının bölünmesini ve ikinci bir devlet ortaya çıkarılmasını çıkarlarına daha uygun görüyor. ABD referanduma ve Irak'ın bölünmesine şimdilik itiraz etmeye devam ediyor olsa da bunun önüne geçmek için güç kullanacak da değildir. Hatta bazıları ABD'nin açıklamalarının bölgeyle ilgili asıl politikalarını kamufle etme amacına yönelik olduğu yönünde yorumda bulunuyorlar. Siyonist işgal rejimi başbakanı şimdilik konu hakkında hükümet adına açıklama yapılmasını yasaklamış olsa da bölünmeye açıktan destek veriyor.

ABD, AB ve Rusya'nın tavrı ne olursa olsun IKBY'nin bağımsızlık kararı bölgede yeni bir krize neden olacaktır. Çünkü meselenin tarafları var ve bağımsızlık kararı da bu taraflar arasında anlaşma sağlanması suretiyle değil tek taraflı olarak verilmiş karardır. Ayrıca kararın kendilerini olumsuz yönde etkileyeceğini söyleyen sınır ülkeleri var ve onlar da kesin bir dille itiraz ediyor, kararın uygulanmasına müsaade etmeyeceklerini söylüyorlar. Dolayısıyla atılacak her yeni adıma karşı tepkiler olacak ve çeşitli zorluklar, sıkıntılar yaşanacaktır. Güç kullanımına gidilmesi durumunda bütün herkes ciddi şekilde olumsuz etkilenecektir. Bu bir realitedir ve bizim yerimiz neresi, tavrımız ne şekilde olursa olsun realiteyi olduğu gibi görmek zorundayız.