İslâm âleminin bayramı

1-2 Eylül 2017 Cuma-Cumartesi, Yeni Akit

Öncelikle bütün okuyucularımızın Kurban bayramını tebrik ediyor, Yüce Allah'ın bu bayramı bütün İslam âlemi için hayırlara vesile kılmasını, tüm İslam âlemini sıkıntılardan uzak, mutlu bayramlara kavuşturmasını diliyorum.

İslâm âlemi bu yıl da mübarek Kurban bayramını çeşitli sıkıntılarla, zorluklarla karşılıyor. Bu yılın Kurban bayramı öncesinde Myanmar'ın Arakan bölgesinde katliam gerçekleştirildi. Arakan'daki katliamdan dünkü yazımızda söz ettik. Bizim söz konusu yazıyı yazmamızdan sonra BM Güvenlik Konseyi'nin toplantısında Arakan meselesi ele alındı. Yapılan açıklamada taraflara tansiyonu düşürme çağrısı yapıldı. Böyle bir açıklama yapılması Myanmar zulmünün üstünü örtmekten başka bir anlam taşımıyordu. Çünkü Arakan'da Myanmar'ın iddia ettiği gibi iki taraflı bir çatışma değil tek taraflı zulüm yaşanmaktadır. Dolayısıyla taraflara tansiyonu düşürme çağrısı yapılması suretiyle Myanmar'ın suçlamalarını ve saçmalıklarını kabul ederek zulme uğrayan Müslümanları da mahkum etme yoluna gidilmesi Myanmar zulmünün işine yaramıştır. Oysa Arakan'da yaşanan olaylar dediğimiz gibi tamamen tek taraflı zulümden kaynaklanmaktadır. Müslümanların tansiyonu düşürmek için yapabilecekleri hiçbir şey yoktur. Onlar sadece canlarını kurtarmak için evlerini, yurtlarını terk ederek Bangladeş'e sığınmak zorunda kalıyorlar. BM'nin yapması gereken Myanmar zulmünü karşısına alması ve bu ülkedeki zulüm rejimine Arakan'daki insanlık dışı uygulamalarına son vermesi için baskı yapmasıydı. Ama bu yönde herhangi bir adım atmadı.

İslâm âleminin Kurban bayramı günlerinde en büyük sıkıntı yaşayan bölgelerinden biri de Yemen'dir. Yemen'de açlık felaketi ve kolera salgını devam ediyor. Bölgesel güçlerin çıkar hesapları için çatışan taraflar ise insanî amaçla gönderilen yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını dahi engelliyorlar. Ortak cephe oluşturmuş olan Ali Abdullah Salih güçleriyle Husi militanları arasında ortaya çıkan ihtilaf tam olarak çözülebilmiş değil. İhtilaf bir ara çatışmalara ve ölüm olaylarına da neden oldu. Fakat çok fazla büyümemesi için bazı kişiler devreye girdi. Ama gerginlik sona ermiş değil. Bu iki güç tamamen çıkar hesaplarına dayalı olarak ittifak kurmuş durumdadır. Dolayısıyla hesapların karışması durumunda yeniden aralarında çatışmalar yaşanması mümkündür.

Suriye'de her ne kadar çatışmasız bölgeler oluşturulduysa da ülke genelinde çatışmalar tamamen sona ermiş ve bir istikrar sağlanabilmiş değil. Ülkenin kuzey bölgesinde IŞİD ve PYD militanları arasında çatışmalar oluyor. Ayrıca Baas rejimine ait hava güçleri direniş güçlerinin elindeki bölgelere zaman zaman saldırılarda bulunuyorlar.

Irak'ta Telafer'in IŞİD'den kurtarılması iddiasıyla saldırılar devam ediyor. Fakat saldırılarda büyük ölçüde sivil hedefler vuruluyor. O yüzden sivillerden pek çok kişi bölgeyi terk ederek başka yerlere göç etmiş durumdalar. Irak ordusunun destek gücü olarak kabul edilen Haşdi Şabi'ye mensup militanlar sivil hedeflere yönelik saldırılarda bulunuyorlar.

Irak'ın Kürdistan bölgesinde IKBY, 25 Eylül'de gerçekleştirmeyi planladığı bağımsızlık referandumu konusunda ısrarlı davranıyor. Kerkük il yönetiminin referanduma katılma kararı alması şimdiden çeşitli tartışmalara neden oldu. Bu durum bağımsızlık referandumundan "evet" çıkması halinde sınırların belirlenmesi konusunda ciddi sıkıntılar yaşanacağını gösteriyor. Ayrıca içeriden "evet" denilse de çevre ülkelerin "evet" dememesi durumunda bağımsızlık kararının uygulamaya geçirilmesinin çeşitli engellerle ve zorluklarla karşılaşacağını gösteriyor.

Suudi Arabistan'ın liderliğindeki dört Arap ülkesinin Katar'a abluka uygulamasından kaynaklanan Körfez krizinin çözümü için yapılan girişimlerden ve aracılıklardan şimdiye kadar bir sonuç çıkmadı. Son olarak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres devreye girerek bir çözüm formülü üretme girişiminde bulunmak amacıyla Kuveyt'e ziyaret gerçekleştirdi. Ancak onun girişiminden de bir sonuç çıkmadı.

Körfez krizi Katarlı hacıları da etkiledi. Maalesef çok sayıda Katarlı hacı adayı ablukacı ülkelerin ve özellikle de Suudi Arabistan'ın uygulamalarından kaynaklanan engelleri aşamadı. Katar yönetiminin hacıların önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen taleplerde bulunması üzerine Suudi Arabistan, Katar'dan hac konusunu siyasi meselelere âlet etmemesini istemişti. Oysa kendisi siyasi meselesini, hacıların önlerini kapatmak için değerlendirmekten çekinmedi. Haberlerde ifade edildiğine göre bu yıl Katarlı hacı adaylarından sadece yetmiş kişi Suudi Arabistan'a girebildi.

Filistin'de Gazze'ye uygulanan abluka devam ediyor. Mısır yönetimi bayram öncesinde iki günlüğüne açık tuttuğu Rafah sınır kapısını yeniden kapattı. Abluka Gazze bölgesinde ciddi sıkıntılar ve zorluklar yaşanmasına neden oluyor.

Siyonist işgal rejimi Batı Yaka bölgesinde ve Kudüs'te yahudileştirme faaliyetlerini 2017 yılında iyice artırdı. Bunun için sürekli Filistinlilerin arazilerini ve evlerini gasp ediyor. İşgal yönetimi işgalden önce inşa edilmiş evlere bile ruhsatsız muamelesi yaparken ve Filistinlilerin yeni bir ev inşa etmelerine kesinlikle ruhsat vermezken Kudüs'te her gün Filistinlilerin evleri ruhsatsız olduğu iddiasıyla yıkılıyor.

Siyonist işgal yönetimi Filistin'in 1948'de işgal edilmiş bölgesindeki İslâmî Hareket'in lideri Şeyh Raid Salah'ın gözaltı süresini birkaç kez uzattı. Raid Salah mahkemede yaptığı açıklamada hapishanede çok kötü şartlarda adeta tuvalet gibi bir yerde tutulduğunu dile getirdi.

İşgal rejiminin Batı Yaka bölgesinde ve Kudüs'te Filistinlilere yönelik baskınları ve tutuklamaları da devam ediyor.

ABD Başkanı Trump'ın damadı Jared Kushner sözde barış görüşmelerini yeniden başlatma iddiasıyla Kurban bayramı öncesinde bölgeye bir ziyaret düzenledi. Ziyaretinde işgal rejiminin başbakanı Netanyahu'yla ve Filistin özerk yönetiminin başkanı Mahmud Abbas'la görüşmeler yaptı.

Abbas yönetiminin siyonist işgal rejimiyle işbirliği ise devam ediyor. Bu işbirliğinden özellikle Gazze bölgesi zarar görüyor. Çünkü işbirliği gereği Gazze bölgesine Abbas yönetimi tarafından da abluka uygulanıyor. Bölgedeki memurların bazılarının zorunlu emekliye sevk edilmesi fakirlik oranının ve ihtiyaçlı aile sayısının daha da artmasına neden oldu. Abbas yönetimi Batı Yaka bölgesinde de siyonist işgal rejimi hesabına baskınlar ve tutuklamalar gerçekleştirmeye devam ediyor.

Mısır'da Sisi cuntasının zulüm uygulamaları kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Cunta yönetimine bağlı mahkemeler idam kararları vermeye devam ediyorlar. Bir yandan da hapishanelerdeki mahkûmlar kasıtlı ihmal nedeniyle dolaylı bir şekilde idam uygulamalarına maruz kalıyorlar. Müslüman Kardeşler cemaatinden çok sayıda tutuklu cezaevlerinde çeşitli şekillerde zulüm uygulamalarına ve işkencelere maruz bırakılıyorlar.

Libya'da Halife Haftar fitnesinden kaynaklanan sıkıntı büyüyerek devam ediyor. Özellikle Bingazi'nin Haftar'ın militanlarının eline geçmesi bu bölgedeki insanlara yönelik zulüm ve şiddet uygulamalarının artmasına neden oldu. Haftar militanlarının hareket alanlarını genişletmelerinde tabii ki aynı zamanda Katar'a abluka uygulayan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'ın fitne örgütüne verdiği desteğin önemli etkisi var. Haftar örgütüne Batılı ülkeler de büyük destek veriyor. Haftar fitnesinin devam ediyor olmasından dolayı Libya'da bir istikrar sağlanamadı.