Katar'dan istenen tam teslimiyet

29 Haziran 2017 Perşembe, Yeni Akit

Bir ülkenin yönetimi kendi valisinden bile bunları isteyemez. Örneğin hükümet valisinden herhangi bir televizyon kanalını kapatmasını istese valinin, "Hukuka uygun ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan benim bu kanalı kapatma imkânım yok" diye cevap verme hakkı var. Dolayısıyla bir ülkenin hükümeti kendi valisinden bile herhangi bir medya organını zorbalığa başvurarak kapatma talebinde bulunamaz. Katar karşısında ortak cephe oluşturan diktatörler çetesi bu ülkeden El-Cezire'yi ve onunla bağlantılı tüm medya organlarını kapatmasını istiyor. Böyle bir talepte bulunulması, başlatılan ablukanın gerçekte Katar'ın teröre destek verdiği için olduğu iddiasını da tamamen geçersiz kılmaktadır.

Ablukacı ülkelerden BAE İran'la en üst düzeyde ilişkilerini ve geniş hacimli ticaretini sürdürürken Katar'dan İran'la tüm ilişkilerini kesmesinin istenmesi de tamamen saçmadır. Böyle bir talep de gerçekte Katar'ın devlet yapısına ve egemenliğine doğrudan müdahale anlamı taşır. Aynı şey Türkiye'yle yaptığı anlaşma gereğince kurulan askerî üssün kapatılması talebi için de söz konusudur.

Ablukacı ülkelerin sunduğu talepler listesinin hemen hemen tamamı açısından aynı veya benzer şeylerin söylenmesi mümkündür. İsteklerin bazıları tamamen geçersiz iddialara dayanıyor ve Katar zaten bu tür maddelerde kendisine isnat edilen şeyleri yapmıyor. Bazıları da doğrudan egemenlik haklarına müdahale anlamı taşıyor. O yüzden bu istekleri yerine getirmesi de ablukacı ülkelerin efendiliğini kabul etmesi, kendisini de onlara bir köle gibi teslim etmesi anlamına gelecektir.

Ablukacı ülkelerin bu tür şartlar ileri sürmeleri ya Katar'ı bir sömürge gibi kendilerine teslim olmaya zorlamayı ya da meseleyi tamamen çıkmaza sürüklemeyi amaçlıyordu. Çünkü bu ülkenin hem bu şartları kabul etmesinin hem de kendisinin bağımsız bir devlet olduğunu iddia etmesinin mümkün olamayacağını kendilerinin de tahmin edeceklerini sanıyoruz.

Katar yönetimi bundan dolayı talepleri geri çevirdi ve kendisinin bu talepleri yerine getirmesinin mümkün olamayacağını açıkladı. Katar Dış İşleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Âli Sâni abluka ülkelerinin öne sürdüğü taleplerin gerçekleri ifade etmediğini, tamamen iddialardan ibaret olduğunu, söz konusu ülkelerin Körfez meselesini çözme konusunda ciddi olduklarını göstermeleri için iddialarını ispatlayacak deliller ortaya koymaları gerektiğini söyledi.

Suudi Arabistan Dış İşleri Bakanı Adil El-Cubeyr ise ileri sürdükleri şartların herhangi bir şekilde pazarlığa açık olmadığını, Katar'ın önündeki tek seçeneğin bu şartları kabul etmek olduğunu aksi takdirde izole edilmiş bir ülke olarak yaşamak zorunda kalacağını ifade etti. Yani şartlarının bir talep değil dayatma olduğunu ifade etmeye çalıştı. Bunu söylerken baskı ve yaptırım güçlerine güvendiğini anlatmaya çalışıyordu. Fakat Suudi Arabistan'ın sadece yanına aldığı BAE, Bahreyn ve Mısır'a değil aynı zamanda ABD'yi arkasına almış olmasına güvendiği, asıl onun verdiği gazla böyle konuştuğu kesindir.

Fakat sadece mevcut ablukanın Katar'a dayatılan şartları kabul ettirmek için yeterli olamayacağını da görüyorlar. O yüzden BAE yeni yaptırımlara başvurabilecekleri tehdidinde bulundu. ABD'nin sergilediği tutum ise tamamen iki yüzlü, sahtekâr bir tutumdur. Ama Katar'a dayatılan bazı maddelerin kabul ettirilmesi konusunda da ısrarlı olduğunu hissettirmeye çalışıyor.

Bilgi notu: Katar emirinin ve onunla aynı aşirete mensup olan diğer kişilerin ailevi intisabını ifade eden ibare İngilizcede genellikle "Al Thani" olarak yazıldığından Türkçeye çevrilirken buradaki "Al", harfi tarif gibi algılanarak "el" şeklinde yazılıyor. Gerçekte ise harfi tarif değil, "Âli İmran" ibaresinde olduğu gibi aile mensubiyetini ifade eden ve ikinci kelimesi "peltek se" ile başlayan tamlamadır. "Sâni" ailesinden demektir. Doğru yazılışı "Âli Sâni"dir, Âl Sâni olarak da yazılabilir.